Mizah…
Beğenmezsiniz belki ama bir ara haftalık mizah dergisi
Gırgır 500 bin satıyordu.
Hani, Tekin Aral’lı dönemler..
Hep hayıflanır(d)ım; biz neden düşüncelerimizi,
fikirlerimizi, felsefemizi, davamızı çizgilerle, animasyonlarla, karikatürlerle
anlatamayız.
Niçin bu alana yeterli desteği vermeyiz, gerekli finansı
ayırmayız
Hep sanki mizah ve karikatür sıralamada ikinci, üçüncü
önemde yer almıştır. Neden
Hiç anlam veremediğim bir şeydir; Bizim mahallede bu yetenek
neden bir türlü arzu edilen seviyeye gel(e)medi
Birileri, bir cesaretle elinde avucunda ne varsa ortaya
koyup ‘hadi bakalım iddialı bir mizah dergisi çıkarıyoruz…” dese de neden
bugüne kadar bu örneklerin hiçbiri bir Gırgır kadar ses getirmedi, makes
bulmadı
Ve elbette karikatür…
Günü ve yarını yorumlayan, sayfalarla anlatamayacağınız
meramınızı bir çizgiyle ortaya koyan o sihirli şahane görsel harikalar…
Bizim mahalle bu çalışmalardan neden mahrum
DAVUT ŞAHİN, NEREDESİN
Milli Gazete’nin her hafta sonu Pazar günleri ücretsiz ilave
olarak verdiği Milli Çocuk Dergisi’ni izliyor musunuz
Davut Şahin’in hazırladığı Milli Çocuk Dergisi..
O halde, büyük ilgi çektiğini, ‘Milli Çocuk’taki
karakterlerin ve canlandırmaların ne denli etkili olduğunun da
farkındasınızdır..
Geçenlerde gazetede, Mustafa Kurdaş’ın odasında, mutad çay
sohbetinde Ercan Özcan, Gökçen Göksal ve editör arkadaşlarla konuşurken, şöyle
bir konsensüs oluştu: “Keşke yayın toplantılarına da katılabilecek,
gelişmeleri, haberleri sıkı izleyen ve anında çizgilere yansıtabilen, 1.
sayfaya, özellikle manşetlere katkı sunan bir karikatürist olsa… En azından
hafta içi…”
Akla ilk gelen isim Davut Şahin oldu.
Davut Şahin çeyrek asrı geçen bir süredir medyada aktif bir
isim.
Çizerliğinin yanı sıra Milli Gazete’ye yazıları ile, TV5’e
de ‘Medya ve Toplum’ programıyla destek oluyor.
Çeşitli kurum ve kuruluşlarda verdiği karikatür dersleri
büyük ilgi görmekte.
İsmet Özel’in severek okuduğum kitaplarından biriydi;
“Waldo, sen neden burada değilsin ”
Buradan yola çıkarak sevgili Şahin’e seslenmek istiyorum;
Davut Şahin, neredesin
***
Dün, “Davut Şahin, neredesin ” cümlesini yazdığım an
telefonum çaldı…
Arayan kimdi, biliyor musunuz
Davut Şahin…
Ne dersiniz, bu iş olacak mı
ELEŞTİR, AMA ÇİFTE STANDART UYGULAMA!
Cafer Zorlu..
Semih Balcıoğlu…
Suat Yalaz…
Tan Oral…
Nehar Tüblek…
Tekin Aral…
Altan Erbulak…
Vehip Sinan…
Bedri Koraman…
Turhan Selçuk…
Hasan Aycın…
Salih Memecan…
Latif Demirci..
Daha genç nesilden;
Dağıstan Çetinkaya,
Osman Turhan,
Cem Kızıltuğ,
Davut Şahin…
Bunların bir kısmını kendinize yakın hissedebilir, bir kısmının
çizgilerini de yerden yere vurabilirsiniz…
İçlerinde hiç şüphesiz yalakası da vardır, her dönem onurlu
ve dik duruşu olan da…
Herkes kendi penceresinden bakarak bir not verebilir..
Derdim o değil..
Derdim şu;
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, meşhur ‘dansöz’ tartışmaları
esnasında, sürekli ‘majestelerinin sesi’ diye nitelediği Sabah Gazetesi’nde
çizen Salih Memecan’ı eleştirdi.
Ne dedi, Ahmet Hakan:
“Kemal Kılıçdaroğlu’nu “dansöz” kıyafetiyle çizmesi değil
nefretimin sebebi...
Hatta...
“Majestelerinin karikatüristi” olması, iktidara toz
kondurmaması, sürekli muhalefete çakması falan bile değil.
Nefretimin tek sebebi şu:
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bırakın “dansöz” kıyafetini, çok
daha kabul edilebilir kıyafetlerle bile çizilmesinin neredeyse imkânsız hale
geldiği bir siyasal ortamda...
Vicdanı zerre kadar sızlamadan...
Pervasızca... Küstahça...
Hiçbir sorun yokmuşçasına...
Her şey alabildiğine serbestmişçesine...
Ana muhalefet liderini “dansöz” olarak resmetmesidir.
“Başbakan için yapılamayanı muhalefet lideri için de
yapmayayım bari...” diyememesidir.
İşte bu açık hakkaniyetsizlik, vicdansızlık ve
adaletsizliktir nefretimin sebebi.”
Olabilir…
Ama siz Ahmet Hakan’ın, inançlı, muhafazakar, dinine bağlı,
mü’min insanları, 4çember sakallı’, 4acayip şalvarlı’, 4çatık kaşlı’,
4ağızlarından köpükler çıkartan’ şeklinde çizen karikatüristleri eleştirdiğine
hiç şahit oldunuz mu
Bu cümleyi Salih Memecan’ı savunmak için etmedim.
Sadece bir çifte standardı ortaya koymak için sarfettim…
Salih Memecan demişken;
Memecan, kendisine yönelik bunca eleştiriye fazla
aldırmamış..
Ama, Behzat Ç. dizisinin yazarı Emrah Serbes’in şu sözleri
çok acıtıcı gelmiş kendisine:
“Mizahçılar muhalif insanlardır. Hükümetin yanında bir
mizahçı olamaz. Sen mizahçı olamazsın. Sen ancak Tayyip Erdoğan’ı güldürürsün.”
Yâ tahammül!
Necmettin Erbakan, tüm siyasi hayatı boyunca, belki de
karikatüristlerin en fazla hedefi olan isimlerden biriydi..
Neler çizmediler ki Hoca ile ilgili olarak…
Uyduruk ‘takma sakal’dan tutun da, inancımızın en önemli
sembollerinden biri olan tespihine kadar..
Yıllarca, alay ettiler.
Tüm zamanların en acımasız çizgilerine konu edildi,
Necmettin Erbakan.
Fakat, hakkındaki karikatürlerin hemen hiçbiri için yasal
yollara başvurmadı, yargıya gitmedi, çizerleri mahkemeye vermedi.
Necmettin Erbakan kadar eleştirilmeseler de Süleyman
Demirel, Bülent Ecevit ve Alparslan Türkeş de yargı yoluna gitmemeyi tercih
etti.
Fakat günümüze bakıyorum..
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çok sayıda karikatüristi
mahkemeye verdi, grup konuşmalarında bu isimlere verdi veriştirdi..
Siyaset biraz da tahammülü gerektirmiyor mu
Peki, ama nerede bu tahammül
NOT: Bugün 26 Kasım
2012 Pazartesi... Uyan da balığa gidelim... İktidarın ‘2012 yılında yeni
Anayasa vaadi’ni sıcak tutmak adına... 2012’den 10 ay 26 gün daha eksildi. Yeni
sivil anayasanın yazımına başlandı, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama bugünlerde
‘tık’ yok... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Umutlar tükenmek üzere...” demeye
başladı. Siviller, bu kez başarabilecek mi Takipçisiyiz...