Anne elindeki kaşıkla on yaşındaki çocuğun peşinde
koşuyor. Çocuk ben kereviz sevmiyorum, kokuyor, istemiyorum dedikçe anne
yemek zorundasın, yoksa sağlıklı olamazsın diye ısrar ediyor. Uzunca bir
koşturmanın ardından anne çocuğu kıstırıyor ve kaşığı zorla ağzına tıkıyor.
Çocuk ağlayarak yalvarıyor, istemiyorum, ben bu yemeği sevmiyorum, bana verme
diye devam ediyor. Ama anne çocuğun neleri yiyip neleri yiyemeyeceği konusunda
tercih hakkının olmadığına inanıyor ve öfke ile çocuğu silkeliyor. Anne ile çocuk
arasındaki bu savaş devam edip gidiyor. Çocuk sebze yemeğini pek sevmemektedir
anne ise alışsın diye çocuğun sevmediği yemekleri daha sık yapıyor ve çocuğa
zorla yedirmeye çalışıyor. Anne ısrar ettikçe çocuk kendini geri çekiyor ve
yemek saatlerini hiç sevmiyor. Çocuk anne sofrayı hazırlarken odasına geçip
uzanıyor ve karnım ağrıyor, midem bulanıyor diye yalvarıyor. Ama anne çocuğu
dinlemiyor, konu komşuya telefon açıp çocuğum aç kaldı, hiç yemiyor diye dert
yanıyor. Anne çocuğu ayda bir doktora götürüyor ve onun hiç yemek yemediğini
ifade ediyor, doktor tahlillere bakıyor ve çocuğun beslenme bozukluğuna bağlı
bir sıkıntısının olmadığını dolayısıyla çocuğu zorlamaması gerektiğini
söylüyor. Bu durum anneyi pek memnun etmiyor ve doktordan memnun kalmadım
deyip yeni doktor arayışına çıkıyor. Komşular çocuğun ağlama seslerine koşuyor
ve anneyi sakinleştirmeye çalışıyorlar fakat anne komşuların kendisini
kıskandığını düşünüyor ve kendini iletişime kapıyor. Anne görünüşte bu savaşın
galibi olsa da, aslında mağlup oluyor. Çünkü çocuk yemek saatlerinde kendini
kötü hissediyor ve iştahı kaçıyor. Çocuk anneden uzaklaşıyor ve yatağına
geçtiğinde gizli gizi ağlıyor. Çocuk tercihlerine saygı gösterilmemesine bir
anlam veremiyor. Bir eğitim seminerimde anne oğlu Umutla ilgili yaşadığı bu
sıkıntılarını benimle paylaştı. Ona şöyle bir soru sordum. Sizin hiç
sevmediğiniz yemek var mıdır Kadın evet ben pırasayı asla sevmem,
çocukluğumda annem pırasa pişirdiğinde bahçeye çıkar kendimi oyuna verirdim.
Annem pırasanın böreğini, yemeğini, salatasını dolmasını yapar sevdirmeye
çalışırdı ama mümkün değil diye anlattı. Peki biri gelse ve size her gün bir
tabak pırasa yedirmeye kalksa ne yaparsınız diye sordum. Düşündü kızarım neden
bana sevmediğim bir yemeği yedirmeye kalksınlar ki Dedi. İşte sevmediği bir
yemeği yemesi için ısrar etmen de Umut da aynı duyguları uyandırıyor. Bunun
yerine çocuğunuza seçenek sunabilirsiniz, mesela oğlum bugün pilav, köfte ve
çorba yapmıştım hangisinden istersin diye sorabilir ve çocuğun tercihine saygı
gösterebilirsiniz. Dedim. Çocuklarımıza sağlıklı beslenme alışkanlığı
kazandırmalı ve dışarıdan ziyade ev yemeklerine alıştırmalıyız. Fakat tıpkı
büyükler gibi çocuğun da sevmediği yemeklerin olabileceğini aklımızdan
çıkarmamalıyız. Eğer böyle bir sorunumuz varsa, benzerleri arasından çocuğa
tercih hakkı tanımalıyız.