Geçtiğimiz aylarda Milli Gazete’de “Çin’de köprü mühendisliğin eseri, bizde köprü finans mühendisliğinin eseri” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.

O yazıda Alman basınında yer alan dikkat çekici bir haberi değerlendirmiştim.

Çin’in Guizhou eyaletinde inşa ettiği Huajiang Grand Canyon Köprüsü, yaklaşık 625 metre yüksekliğiyle dünyanın en yüksek köprülerinden biri olarak hizmete açılıyordu.

Yaklaşık 2,9 kilometre uzunluğundaki bu dev proje, son derece zorlu bir coğrafyada inşa edilmişti.

Dağlar…

Vadiler…

Derin kanyonlar…

Ve buna rağmen yaklaşık üç yılda tamamlanmıştı.

Alman gazetelerinde yer alan bilgilere göre maliyeti ise yaklaşık 240 milyon euroydu.

Dünyanın en yüksek köprülerinden biri…

Zorlu bir coğrafya…

İleri mühendislik…

Ve 240 milyon euroluk maliyet…

Elbette haberlerde konuşulan şey maliyet değildi.

Tam tersine, Çin’in ulaştığı mühendislik seviyesi, teknik kapasitesi ve böylesine zor bir coğrafyada ortaya koyduğu başarı konuşuluyordu.

Çünkü gelişmiş ülkelerde büyük projeler çoğu zaman maliyetleriyle değil, mühendislik başarılarıyla gündeme gelir.

Aradan aylar geçti.

Bu kez Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz’ın yaptığı bir paylaşım dikkatimi çekti.

Yılmaz, Çin’de devlet bütçesiyle yapılan 42,5 kilometre uzunluğundaki Jiaozhou Köprüsü’nün yaklaşık 1,5 milyar dolara mal olduğunu hatırlatıyordu.

Ardından da Türkiye’deki Osmangazi Köprüsü’nü örnek göstererek şu soruyu soruyordu:

“Biri çıkıp bu hesabı millete anlatabilir mi?”

Aslında sorulması gereken soru tam da budur.

Mesele gelecek nesillerin omuzlarına hangi yüklerin bırakıldığı meselesidir.

Burada kimsenin köprü yapılmasına itirazı yoktur.

Elbette köprü yapılacaktır.

Yol da yapılacaktır.

Tünel de yapılacaktır.

Bir ülke yatırım yapmadan kalkınamaz.

Ancak vatandaşın sorguladığı şey yatırımın kendisi değil, maliyetidir.

Sorgulanan şey hizmet değil, hizmetin bedelidir.

Yıllardır bize aynı şey söylendi:

“Kasadan para çıkmadı.”

Fakat bugün görüyoruz ki kasadan para çıkmaması, milletin cebinden para çıkmadığı anlamına gelmiyor.

Hazine garantileriyle yıllarca süren ödemeler yapılıyor.

Geçmeyen araçların bedeli ödeniyor.

Tutmayan hedeflerin faturası vatandaşın sırtına yükleniyor.

Bugün emekliye kaynak bulunamadığı söyleniyor.

Çiftçinin destek beklediği söyleniyor.

Gençlerin ev sahibi olamadığı söyleniyor.

Tasarruf çağrıları yapılıyor.

O halde vatandaşın da şu soruyu sormaya hakkı vardır:

Bu ülkenin kaynakları gerçekten en verimli şekilde mi kullanılıyor?

Bir tarafta Çin var…

Yaklaşık 42,5 kilometrelik Jiaozhou Köprüsü’nü 1,5 milyar dolara, yaklaşık 2,9 kilometre uzunluğunda ve 625 metre yüksekliğindeki Huajiang Grand Canyon Köprüsü’nü ise 240 milyon euroya inşa edebiliyor.

Diğer tarafta ise Türkiye’de 2,9 kilometrelik Osmangazi Köprüsü için yıllardır maliyetler ve hazine garantileri tartışılıyor.

Mustafa Yılmaz’ın paylaştığı rakamlara göre Osmangazi Köprüsü’nün maliyeti ve verilen garantilerin toplam yükü yaklaşık 15 milyar dolara ulaşıyor.

İşte vatandaşın anlamakta zorlandığı nokta tam olarak burasıdır.

Çünkü burada tartışılan şey köprü yapmak değildir.

Geçtiğimiz aylarda aynı soruyu ben sormuştum.

Bugün Mustafa Yılmaz da aynı soruyu soruyor.

Yarın milyonlarca vatandaş da aynı soruyu sormaya devam edecektir.

Çünkü ortada hâlâ cevap bekleyen bir soru vardır:

Sorun mühendislikte mi, yoksa finans mühendisliğinde mi?

Ve daha da önemlisi:

Bu hesabı millete kim anlatacaktır?