Bir toplulukta tanıdığınız ya da tanımadığınız bir
kişinin sizi acımasızca eleştirdiğini ve bunu tavrını da senin iyiliğin için
söylüyorum diye gerekçelendirdiğini görürsünüz. Çoğu zaman, eleştirilen şey
incir çekirdeğini doldurmayacak kadar küçük bir şeydir ve siz bunu kendinize
yediremezsiniz. Çünkü bu tarz bir yaklaşım duygularınızı incitmiştir ve sözün
sahibine öfke beslersiniz. Tenkit, bir kişinin davranışlarının doğru ya da
yanlış olarak vasıflandırılarak sahibine iletilmesidir. İletim sırasında kullanılacak
araç ise sözdür ve sözün doğruluğu kadar nerede ve nasıl kullanılacağı da
önemlidir. Eğer doğru olanı yanlış yerde ve yanlış zamanda söylerseniz sözün
tesirinin ortadan kalktığını görürsünüz.
Tenkit iki türlüdür:
İyi niyetle yapılmış tenkit: Bu kimseler iyi
niyetlidirler ve bir kötülüğü ortadan kaldırabilmek için hareket ederler. Kişi
gerçekten samimi ise burada bir yardımlaşmadan söz edilebilir. Muhatabını
uyaran kişi, onu iyiliğe teşvik etmekte ve bu konuda yardımcı olmaktadır.
İyi niyetle yapılmayan tenkit: Bazı insanlar, kendilerini
yeterli ve başarılı bulmazlar ve bunu başkalarına atfederek rahatlamaya
çalışırlar. Bilinçaltında yer alan eksiklik duygusu, kişiye rahatsızlık verir.
Bu durumda ya yaşadığı duygu ile yüzleşerek sorunu ortadan kaldırmalı ya da
çeşitli yöntemler ile kendini rahatlatmaya çalışmalıdır. Bir insanın kendisiyle
yüzleşmeyi göze alması kolay bir şey değildir. Bu nedenle kişi agresyonunu
ortadan kaldırabilmek için etrafındaki insanların kusurlarına odaklanır.
İnsanların hatalarıyla meşgul olanların ekserisinde bu vardır. Onlar karşı
tarafı ne kadar rencide edebilirlerse o kadar güçlü olabileceklerine inanır ve
insanları incitmekten hiç kaçınmazlar. Ama yaptıkları tenkitler karşı tarafı
kendisinden uzaklaştırmanın dışında bir işe yaramaz.
En büyük yardım insanları iyiliğe çağırmaktır. Ancak bunu
yaparken önce samimi olmalı ve doğru bir dil kullanmalıyız. Aksi taktirde
yaptığımız davet karşı tarafa yarar değil zarar getirecektir.