Yıllarca yabancı ülkelerin kapısında bekletilen, parasıyla bile teçhizat alamayan Türkiye'nin makus talihi tamamen tersine döndü. Göklerde süzülen yerli ve milli insansız hava araçlarının savaşların kaderini değiştirmesiyle birlikte, dünya devlerinin Ankara'ya bakış açısı ve tüm hesapları fena şaştı. Etrafı ateş çemberiyle çevrili olan ülkemizin beka mücadelesinde atılan bu dev adımlar, sadece cephedeki askerin değil, gururla gökyüzüne bakan milyonların da göğsünü kabarttı. Batı'nın güvenlik ittifaklarını yeniden dizayn ettiği şu günlerde, yerli savunma sanayisinin yazdığı bu destan küresel masada kartların yeniden dağıtılmasına neden oldu.
Yabancıların Evdeki Hesabı Tutmadı
Kathimerini'nin Reuters'a dayandırdığı çarpıcı rapora göre, bir zamanlar dışarıya bağımlı olan Türkiye'nin bugün Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Körfez ülkelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada tam 40 ülkeye silah tedarik ettiği aktarıldı. Rakiplerine kıyasla çok daha ucuz, hızlı teslimat garantili ve ihtiyaca göre şekillenebilen Türk yapımı sistemlerin, alıcıların bir numaralı tercihi haline geldiği vurguladı.
Özellikle Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından güvenlik duvarlarını yeniden ören Avrupa hükümetlerinin, Türkiye'yi artık sadece bir doğu kalkanı değil, devasa bir endüstriyel ortak olarak görmeye başladığı dikkat çekildi. Hudson Enstitüsü kıdemli uzmanı Can Kasapoğlu'nun, Ukrayna'daki savaşın modern harp modelinin endüstriyel derinliğe bağlı olduğunu kanıtladığını ve Türkiye'nin tam olarak bu alanlarda güvenilirlik kazandığını belirtmesi rapora yansıyan en kritik tespitlerden biri oldu.
İhracat Rakamları Dudak Uçuklattı
Ticaret verileri üzerinde yapılan titiz incelemelerin sonuçları, savunma sanayisindeki devrimin boyutlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Ukrayna cephesinde dünya çapında büyük ses getiren SİHA'ları da içeren ihracat hacminin, 2021 yılından bu yana üç kattan fazla artarak geçtiğimiz yıl 10 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaştığı kaydedildi. Bu devasa rakamın, ülke toplam ihracatının yüzde 3,7'sine denk geldiği ifade edilirken, aynı dönemde Avrupa ve ABD pazarına yapılan satışların da dört katına çıkarak 5,6 milyar doları bulduğu anımsatıldı.
Baykar, TUSAŞ, Arca Savunma ve Kale gibi dev ve butik firmaların oluşturduğu bu yerli ekosistemin, kesintisiz devlet desteği ve esnek tedarik zincirleri sayesinde Batılı rakiplerini nasıl geride bıraktığı analiz raporlarına yansıdı. Savunma ajansının son dönemde fon sağladığı Ar-Ge projelerinin sayısını 1.400'ün üzerine çıkardığı bildirildi.
Gözler Ankara'daki Kritik NATO Zirvesinde
Dünya genelinde kullanılan silahlı insansız hava araçlarının yüzde 65'ini tek başına tedarik eden ve mühimmat üretiminde devleşen Türkiye, 7-8 Temmuz tarihlerinde başkentte ağırlayacağı NATO zirvesi için hazırlıklarını hızlandırdı. İttifak Genel Sekreteri Mark Rutte'nin bugüne kadarki en kapsamlı savunma sanayii forumu olacağını ilan ettiği bu tarihi buluşmada, ABD Başkanı Donald Trump ve diğer dünya liderlerinin ağırlanacağı belirtildi.
Küresel askeri harcamaların 2025 yılına kadar 2,9 trilyon dolara ulaştığı hatırlatılarak, Türkiye'nin Avrupa pazarında önüne çıkarılan engelleri birer birer aştığı ifade edildi. Ankara'nın AB'nin 'Avrupa İçin Güvenlik Eylemi' (SAFE) programından dışlanmasına rağmen Polonya, İspanya, Portekiz ve Romanya ile masaya oturup dev anlaşmalara imza attığı dikkat çekildi. Baykar'ın İtalya merkezli Piaggio Aerospace'i satın alarak ve Leonardo firmasıyla ortaklık kurarak Avrupa'nın kalbine girdiği vurgulandı. Savunma analisti Arda Mevlütoğlu da Avrupa'nın hızlı çözümlere ihtiyacı olduğunu belirterek, "Bu iş birliğinin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için üst düzey bir siyasi irade gerekiyor. Türkiye, şu anda hem Avrupa'ya hem de NATO'ya yönelik bir yeniden hizalanma ve kalibrasyon süreci içerisinde" değerlendirmesinde bulundu.
Endonezya'nın 48 savaş uçağı siparişi verdiği, fırkateynlerden uçak gemilerine kadar sayısız projenin filizlendiği bu yeni dönemde, 7-8 Temmuz'daki tarihi NATO zirvesinden çıkacak işbirlikleri bekleniyor.




