Yeni tanışacağınız bir kişinin şeklini şemailini, ne ile meşgul olduğunu ve sizinle olan bağını düşünür belki de heyecanlanırsınız. Fakat tanışma faslı geldiğinde bu saf ve duru düşüncenizden eser kalmaz ve karşınızdaki kişiyi adeta mercek altına alır, incelemeye koyulursunuz. Ne giymiş, ne yemiş nerede nasıl yaşamış, sizin hakkınızda neler söylemiş diye düşünür ve mimiklerini okumaya, her hareketinden kendinizce anlamlar çıkarmaya başlarsınız. Konuşmanız uzadıkça, kusur aramaya devam eder ve karşınızdaki kişinin beklentilerinize uymadığını, hayal kırıklığına uğradığınızı düşünürsünüz. Size göre soğuk, sert mizaçlı ve fiziki özellikleri bakımından da vasatın adlında bir kişidir bu. Sizi kapıda karşılaması, evine alıp ikramda bulunması ve değer vermesi pek dikkatinizi çekmez. Çünkü hâlâ negatif gözlem yapmaya devam etmektesinizdir.
Eğer kusur arama niyetiniz varsa, bütün ilgi ve alakanızı bu yöne çevirir ve mutlaka bulursunuz. Çünkü haddizatında hiç birimiz mükemmel değiliz. Fakat karşınızdaki kişinin olumlu taraflarına odaklanır ve sevgi ile bakarsanız güzel görür ve muhabbet duyarsınız. Yani her şey sizin elinizde.
İnsan ilişkilerini iyileştiren ve başarılı kılan bazı faktörler vardır. Bunlardan biri de karşımızdaki kişinin olumlu taraflarına odaklanmak ve bağışlayıcı olmaktır. Zira hiç anlaşılmaz sandığınız ve hayatınızdan tamamen tecrit ettiğiniz kişilerin dahi iç dünyalarında güdük kalmış insani halleri vardır. Başarılı bir iletişimle karşınızdaki kişinin iyilik tarafını çıkarıp bu noktadan yaklaşabilirsiniz.
Hata odaklı gözlem alışkanlığı aileden çocuğa geçiyor ve bu çocuklar büyüdüklerinde çevrelerindeki insanlarla uyumlu ilişkiler kuramıyorlar. Anne babalar çocuğa insanların olumlu taraflarına bakmayı, affetmeyi ve kusurları örtmeyi öğretmelidirler. Aksi taktirde bu çocuklar insanların kusurları ile meşgul olan ve çevreleri sağlıklı iletişim kuramayan bireyler olarak toplumdaki yerlerini alacaklardır.