Hemen hemen Girne ye her gittiğimde, Karaoğlanoğlu

Şehitliği ne uğrar, 20 Temmuz Mutlu Barış Harekâtı nda şehit olan askerlerimizin

kabirlerini ziyaret eder, Mekânları cennet, ruhları şad olsun, nurlar içinde

yatsınlar diyerek ruhlarına Fatiha okurum.

O günleri ve o günlerin gerisindeki soykırıma uğradığımız

yılları yaşadığım için de şehitlerimizin biz Kıbrıslı Türkleri ikinci bir

mezalimden, toptan bir yok oluştan kurtarmak için adaya ayak bastıklarını asla

unutmam. Onlar gelmeseydi, 15 darbesinin arkasından ilan edilen Kıbrıs Helen

Cumhuriyeti nin Cumhurbaşkanı koltuğuna seçimsiz, Yunanistan daki Albaylar

Cuntası ndan gelen talimatla oturan EOKA cı katil Nikos Sampson un adayı

Yunanistan a ilhak etmesine karşı çıktığımız ve kabul etmediğimiz için çıkan

çatışmada öldürülmüş, Mağusa mızın bir yerine gömülmüş ve toprağın altında

yatıyor olacaktım.

Yunanistan a ilhak edilmiş, yani ENOSİS i gerçekleştirmiş

Kıbrıs Helen Cumhuriyeti ne karşı çıkmamış, başımızı eğip kabul etmiş olsaydık

bile gene bir bahane ile toprağın altına gönderilmiş veya her şeyimizi arkada

bırakıp, sadece giysilerimiz ile bir yerlere kaçmış, sıfırdan yeni bir hayata

başlamış olacaktık.

Karaoğlanoğlu Şehitliği ne yolunuz düşerse, şehitlikten

çıktıktan sonra 1974 Mutlu Barış Harekâtı nda Rum Milli Muhafız Ordusu ndan

(RMMO) ele geçirilen silahların, araç ve gereçlerin sergilendiği Açık Hava

Müzesi ni de ziyaret edin lütfen.

Bu inceleme gezisi esnasında bu ateşli silahların,

zırhlıların, tankların, topların, tüfeklerin, havanların ve diğer askeri

silahların kime veya da kimlere karşı kullanılmak üzere, kimin parası ile satın

alındığını düşünün, beyninizin içinde bir beyin fırtınası yaratıp sorgulama

zinciri kurun

Sorgulama zincirinin sonuna yanıt olarak Kıbrıslı

Türklere karşı alınmıştır açıklaması gelecektir. Bu silahların bizleri Kıbrıs

adasından yok etmek ve adayı Rumlaştırmak için alınmış olduğu ortaya çıkacaktır,

hem de bizim kendi paramızla Dünyanın çeşitli kredi kuruluşlarından Kıbrıslı

Türklerin yüzde 30 oranla kurucu ortağı olduğu 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti ne

kalkınma amaçlı gönderilmiş paraların, Kıbrıslı Türklere verilmeyen yüzde

30 luk kısmı ile alındı bu silahlar.   

1960 1963 yılları arasında Maliye Bakanlığı Rumların

elinde olduğundan, Kıbrıslı Türklerin de kurucu ortağı olduğu 1960 Kıbrıs

Cumhuriyeti Türk yerleşim bölgelerine bir tek kuruşluk yatırım yapılmadı,

Türklerden her tür vergi toplanmasına rağmen.

1963 1974 döneminde ise Türk bölgelerine yatırım

yapılmasını bırakın bir kenara, Türklerin can korkusu ile terk ettikleri

bölgeler yerle bir edildi. Baf şehrinde Cami-i Cedid yani Yeni Cami nin yerle

bir edilip, yerine park yeri yapıldığı gibi

Bu soykırım yılları içinde Türkiye den gönderilen para,

yiyecek ve giyecek ile yaşamlarını sürdürmeye çalışan Kıbrıslı Türklerden,

gümrük, harç, ücret gibi dolaylı vergilerle para tahsil eden Makarios hükümeti

bunların hepsini yine Kıbrıslı Türklerin insanca yaşamlarına katkı koymak

yerine Kıbrıslı Türkleri yok etmek için silaha yatırdı. İşte, Karaoğlanoğlu

Şehitliği yanındaki Açık hava Müzesi nde teşhir edilen silahlar, işte Kıbrıslı

Türklerden zorla sağlanan paralarla gene kendilerine karşı kullanmak amacı ile

alınmış olan silahlardır.

Bir de Kıbrıslı Rumların, Rusya dan aldığı S 300 füzeleri

var. Kendilerine sorarsanız kuş avlamak için aldık derler.

 Kıbrıs Rum

yönetiminin Rusya dan satın aldığı, ancak Türkiye nin sert tepkisi üzerine 1998

yılında Kıbrıs yerine Yunanistan ın Girit adasına konuşlandırılan S 300

füzelerinin ilk deneme atışı, satın almanın üzerinden geçen 15 yılın ardından,

geçen haftalar içinde yapıldı.

Bu füzeler, herhangi bir yerden veya konumdan, düşmana

ait bir mevziiye veya yerleşim yerine atılabilen, yani bir noktadan başka bir

noktayı vuran, başlıklı veya başlıksız balistik bir silah değil, karadan havaya

uçak veya helikopterleri vurmak amaçlı kullanılan bir hava savunma silahı.

Resmin bütününe dikkatli bakınca kapıda bekleyen

tehlikeye karşı uyanık olmamız gerektiği ortada. İlerisi için, gelecek için

karar vereceksek, çok dikkatli olma mecburiyeti ise 1963 1974 yıllarında yaşadığımız

soykırımdan almış olduğumuz derslerin içinde yatıyor...