İnsanoğlu tuhaf. İtikadı ne olursa olsun yeter ki kendini

bir şeye inandırmak istesin. Bir yolunu mutlaka buluyor. Boşuna söylenmemiş demek

ki. İnandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlarsın.

Memlekette her şey güllük gülistanlık değil mi

Müslümanlar rahat. Başörtülü kızlar okula rahat rahat gidiyorlar. Kendilerine

özel modaları ve magazin dergileri bile var artık. Camilere gitmeyin diyen yok.

İmam hatipler ardına kadar açık. Din dersi her okulda seçmeli nasıl olsa. Fatih

Altaylı nın çocuğunu bile imam hatibe yerleştirdiler bu ülkede(!). ,

Canım memleketim. Neler değişti be. Hamdolsun. Tesettürlü

sayısı azaldı ama ziyanı yok. Alakasını kuramasam da mevcut iktidar hürmetine

başörtülü sayısı artıyormuş. Aynı safta namaza kıldığımız adamla iş dünya

siyasetine gelince kanlı bıçaklı oluyoruz ama. Dillendirmeyin. Faiz nasıl olsa

dünya gerçeği. Bu nimet(!) Müslümanlardan bugüne kadar neden uzak tutuldu ki !

Yeni Cumhurbaşkanımız gittiği yere yağmur da taşır olmuş. Peh. Allah ım. Sen

bize itikadımıza sahip çıkabilecek güç ver.

Tamam, ülkemde her şey yolunda. Peki ne pahasına. Düne

kadar ümmet coğrafyasına kan düştüğünde sorumlusu sol zihniyetli iktidardı.

Peki, bugün kim. Devlet su işlerini mi topa tutalım, dikey düzlemde cümleler mi

kuralım. Yoksa değişen şey sadece iktidar mı Zihniyet kaldığı yerden devam mı

Her şey yavaş yavaş diyor arkadaşlar. Önce can sonra

canan. Bak neler değişti ülkemde. Sırası gelmemiş daha kardeşlerimizin elinden

tutmaya. Beyler. Yani demek istediğiniz nasıl söylesem dilim de varmak

istemiyor ama ! Bizim bu rahatlığımız kardeşlerimizin kanı pahasına mı yoksa

Eğer öyleyse istemiyorum ben böyle rahatlığı. Beni saymayın rahatlayanları

sayarken. Ben sizin köyden değilim. Ben sizin milletinizin bir parçası değilim.

Ben tercihimi ümmetten yana kullanmak istiyorum.

Daha vakti gelmedi diyor ağabeyler. Bilmediğimiz çok şey

varmış. Bizim de hiçbir şeyden haberimiz yokmuş. Bunca zaman haram helal

gözetmeden üst üste yan yana mal yığmanın vakti yoktu. Yılların Çankayasının

yerinin değiştirilmesinin de bu vakitle alakası yoktu.

Biz şehitlerimize ağlarken üzülüyoruz sanıyorlar. Onlar

şehit. Biliyoruz. Biz kendi halimize ağlıyoruz ağabeyler. Gidenlerin bizi de

şikâyet ettiği gerçeği her aynaya bakışımızda çalınıyor yüzümüze. Ama

haklısınız. Daha vakti var canım. Allah ın vaadinden şüphe duymakla bizi itham

edenler, haklısınız. Selahaddin hikâyeydi. Alparslan masal. Osmanlı dediğin

küçücük bir beylik nasıl olsa. İmparatorluk onun düşü. Allah ın vaadi açık

değil mi Amenna.  Ölüm de öyle! Ve

mahşer! Ve kabir! Kimsenin hakkının kimsede kalmadığı o kutlu gün! Gelecek. Siz

kendi vaktinizi beklerken, bir gece ansızın başka bir gerçek çalıverecek

kapınızı.

Bizde ne sabırsızmışız. Ben sabırsız olduğumu kabul

ederim. Ama sizde bir şeyi kabul edin artık. Birinin size değişmez tek gerçeği

söylemesinden bu kadar mı rahatsız oluyorsunuz

Ümmet diye bir derdiniz olduğuna inanmamı çok beklemeyin

ağabeyler. Kızmayın da bana. Bu soruları bugün ben sormasam mahşerde şehitler

de mi sormayacak Belli ki size bir vakit söylenmiş bekliyorsunuz. Bırakında

biz tutup kaldıralım kardeşlerimizi düştüğü yerden. Ses etmeyin bari ağabeyler.

Sizin yerinize de ses yükseltelim. Dokunmayın, düşürmeyin Filistin in, Doğu

Türkistan ın bayrağını yere.

İki gün önce Esenlerden gelen haber üzdü bizi. Zabıtalar

Filistin Ve Doğu Türkistan pankartlarını yerlere saçmıştı. Yapmayın be

ağabeyler. Zaten yerin dibine batasıca konjektörünüz yüzünden ümmet neye

uğradığını şaşırdı. Bu yaptığınız yakışmadı ağabeyler.

Yoksa bizi mi kandırıyorsunuz. Beklediğiniz vakit

gerçekten de ümmetin gözyaşına ellerimizi mendil etme vakti mi Yok canım.

Rotayı kendiniz verdiniz. Verdiğiniz rotada güneş batıyor. Biz doğduğu yeri

istiyoruz\özlüyoruz.

Kalbinizin sahibine emanet olun efendim. Eyvallah!