Muhtemelen 2013 Sonbahar ya da en geç zamanında, yani 2014 Mart ayında mahalli seçimler yapılacak.
Bu seçimler siyasette yeni dönemin de parametrelerini ortaya çıkaracak; Başbakan Erdoğan yine aynı yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacak mı, olamayacak mı Elbette aday olamaması diye bir husus yok. İsterse olur ama halktan yeterli desteği alıp Köşke çıkabilir mi sorusunun cevabı saklı olduğundan 2014 mahalli seçimleri önemli.
Bir önemli husus da şu; Başbakan Erdoğan, partisinin son kongresinde Son kez Genel Başkan adayıyım. Sonrasında partim ne görev verirse onu yaparım diyerek." diyerek kendini bir bakıma bağladı.
3 dönem dolduğu için, gelecek milletvekili seçimlerinde de Erdoğanın milletvekilliğine aday olmayacağı belli. Milletvekili olamayacağı için de Anayasa gereği Başbakan da olmayacak, Tayyip Erdoğan.
Madalyonun öteki tarafını çevirdiğimizde şöyle bir fotoğraf karşılıyor bizi;
Milletvekili bile olamayan bir Recep Tayyip Erdoğan ve henüz ne yapacağı belirsiz, bir köşede bekleyen ve daha rahat bir konumda olduğunu her haliyle hissettiren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.
Siyasette 2014 yapılanması tartışmalarında Abdullah Gülün elindeki kartlar böyle bir tabloda çok daha güçlü.
Bu çok net belli.
Abdullah Gül, böyle bir tabloda Cumhurbaşkanlığı için yeniden adayım." derse -ki bunun ipuçlarını Ahmet Sever aracılığı ile hissettirdi- Erdoğanın yapabileceği hiçbir şey yok.
Elbette toplumsal olaylarda olduğu gibi siyasette de sonucu öncesinden ilan etmek kolay değil ama bu iki ismin aynı anda Köşk seçimi için arenaya çıkması durumunda sonucu sizler de az çok tahmin edersiniz.
İpi göğüsleyecek olan isim Abdullah Güldür.
Ama bir dakika!
Tam da böyle bir kritik noktada Başbakan Erdoğan kalkar da, "3 dönem uygulamasını partim benim için uygun görmedi. Bir dönem daha partimin başındayım, bir dönem daha milletvekilliğine adayım." derse her şey sil baştan değişir, tüm siyasi hesaplar yeni baştan karılır, dengeler altüst olur.
Hatırlayınız; Erdoğanın en yakın kurmaylarından Yalçın Akdoğan ne demişti; "Erdoğan giderse bu yapı tamamen bozulur."
AKPde böyle düşünen çok sayıda milletvekili bulunuyor.
Yoksa başından beri böyleydi de, Başbakan Erdoğan bu süreçte en yakın yol arkadaşlarını mini bir testten mi geçirdi
Kim bilir
İlçe başkanının karşısında bir emriniz var mı diyen İlçe Milli Eğitim Müdürü kim
Her sabah düzenli olarak partinin ilçe merkezine gidiyor ve ilçe başkanına, "Bir emriniz, talimatınız var mı, efendim " diye soruyor.
Bunu yapan kim
Çok bilinen ve büyükçe bir ilçenin Milli Eğitim Müdürü...
Milli Eğitim Müdürleri ne zamandan beri partilerin emrine girdi
Benim bildiğim tek parti, Milli Şef döneminde Valiler ile parti (CHP) il Başkanları aynıydı.
O uygulamaları en çok eleştiren de Başbakan Erdoğan.
Peki ama neler oluyor, sahi
Sabit telefon hatları birbirine karıştı!
Konuyu özetleyecek olursam;
Türk Telekomun sabit telefon hatlarından aldığı sabit ücretin çok pahalı olduğunu, bu gidişle neredeyse hiçbir ev ve işyerinde sabit telefon hattı kalmayacağını, TTnin bu ücreti düşürmesi gerektiğini yazdım.
Sonrasında bir okurun, "Ama bu sabit ücreti indirmek Türk Telekomun elinde değil ki. TT indirmek istese bile Rekabet Kurulu buna izin vermiyor." notunu dile getirdim.
İşte bu yazıdan sonra Rekabet Kurumu Basın Müşaviri Bilal Özgandan bir açıklama aldım.
Açıklamadan fazla da bir şey anlamadım ama yine de emeğe saygı çerçevesinde alıyorum buraya. Buyursunlar:
"Rekabet Kurumu Ne İş Yapar" başlıklı köşe yazısına ilişkin açıklama;
31.10.2012 tarihli Milli Gazetede yer alan "Rekabet Kurumu Ne İş Yapar" başlıklı, Adnan Öksüze ait köşe yazısında, Serhan Sökmen adlı bir okuyucudan gelen bir e-postada yer alan "...sabit ücret alınması ile ilgili olarak Rekabet Kurulunun sabit ücretin kaldırılmasına müsaade etmediğini bir çalışan olarak bilmenizi isterim." ifadesine yer verilmiştir.
Bu noktada iki konuda oluşan yanlış bilgilendirmeyi düzeltme ihtiyacı duyulmuştur.
Öncelikle belirtilmesi gereken husus, sabit ücretin kaldırılmasına izin vermeyen bir Rekabet Kurulu kararı bulunmadığıdır.
İkinci olarak, yazıda bahsedilen sabit telefon hizmetinin de dâhil olduğu elektronik haberleşme sektöründe, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) yaptığı pazar analizleri sonucunda düzenlemeye tabi tuttuğu pazarlarda etkin piyasa gücüne (EPG) sahip olduğunu tespit ettiği teşebbüslerin tarifelerini kontrol etme yetkisine sahip olduğudur.
Nitekim, son kullanıcılara sabit telefon hizmeti sunumuna ilişkin pazarda EPG olarak belirlenmiş olan Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Türk Telekom)nin tarifeleri, Elektronik Haberleşme Kanunu ve Tarife Yönetmeliği çerçevesinde BTK düzenlemelerine tabidir.
Buna göre Türk Telekom tarife ve kampanyaları, Tarife Yönetmeliğinde öngörülen sürelerde BTKya bildirilmek suretiyle yürürlüğe girmektedir.
Türk Telekomun tarife teklifleri, zikredilen bildirim sürecinde, aynı pazardaki rekabet koşulları ve tüketici hakları açısından değerlendirilmekte; yürürlüğe girmesi sonrası ise ilgili tarifeler sürekli izlenerek gerekmesi durumunda müdahalede bulunulmaktadır."
Siz ne anladınız
NOT: Bugün 5 Kasım 2012 Pazartesi... Uyan da balığa gidelim... İktidarın 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 10 ay 5 gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına başlandı, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama bugünlerde tık yok... Başbakan Erdoğan, "Umutlar tükenmek üzere..." demeye başladı. Siviller, bu kez başarabilecek mi Takipçisiyiz...