Bu yazı aslında insan üretimi her yazıda olduğu gibi “bence” yazılmıştır. Yani bir yorumdur. Hiçbir kurum ve kuruluşun genel görüşünü temsil etmemektedir. Bizzat şahsımın isyanıdır. Bence sorun… İstifa etmemeleri büyük sorun… Bu ülkede genel bir yüzsüzlük var. Genel bir umursamazlık var. Genel bir aymazlık var. Peki neden? Neden istifa etmezler başarısız ağalar?

1- Zerre miskal Allah’tan korkmuyorlardır.

Allah’tan korkan bir insan görevinin hakkını verememenin vicdan azabını çeker. Görev yaptığı kurumu ve davayı daha fazla incitmemek için görevinden affını ister.

2- Bulundukları konumu geçim kaynağı olarak görüyorlardır.

Olabilir. Tabii bir durum… Hepimizin çoluk çocuğu var. Ancak bu Allah’tan korkmama durumunun bir tık ilerisi oluyor. Artık hepten yola zarar vermeyi göze almış, bu sefer şahsi problemlerinin çözümü odaklı hareket ediyordur.

3- Kibirleri, beyinlerini kullanmalarına engel oluyordur.

Şahsi kibirlerinden içerisinde bulundukları rezil durumun farkında değillerdir. İfa ettiklerine inandıkları görevin ve kurumun canına okuduklarının, yolu darmadağın ettiklerinin şuurunda olmadıkları için, küçük dağları biz yarattık edası ile görevlerine devam ediyorlardır.

4- Saçma sapan sebepler üreterek kendilerine meşru bir “mecburiyet” oluşturmuşlardır.

“Ben olmasam” isimli yazımızda bu konuyu daha teferruatlı ele almıştık. Arzu eden inceleyebilir. Kendini görev yaptığı konumun en donanımlısı, en tecrübelisi gören kişiler, kendileri olmazsa sistemin çökeceğine inanırlar. Bu yüzden zamanla sistemin ilerleyişinin önündeki en büyük engel olduklarının farkına varamazlar. Süreç içerisinde o görevi kendilerinden çok daha iyi yapabilecek, belki onlarca belki yüzlerce belki binlerce insanı tüketirler… Yazık olur…

5- Ufukları dardır. Bulundukları durumu iyi zannederler.

Beş, dörtten iyidir. Dört de üçten iyidir. Bu durumda üçün ikiden iyi olması işten bile değildir. Birdense iki iyidir. Bir hiç yoktan iyidir. Sıfır olursa dış mihraklar… Ne diyordu şair… “Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler.” Koca koca kurumların başındaki adamlar, üçün beşin hesabını yaparlar… Tek korkmaları gereken Allah’ı bırakıp kullardan korkarlar… Vah ki ne vah…

6- Muhafaza etmeye çalışırken tanrılaşırlar.

“Mal sahibi… Mülk sahibi… Hani bunun ilk sahibi?” Yola hizmet etmek kaygısıyla yola çıkanlar, yolu muhafazayı çok dert ederlerse, zamanla yolculuklarını unuturlar. Kendilerini yolun tek sahibi sanmaya başlarlar. Yolun gerçek sahibi de azar azar, ağır ağır öğütür onu… Yavaş yavaş… O kendinin sandığı yolun iyice ızdırabını çeke çeke yitirir neyi varsa…

7- Menfaatçidir.

Görev yaptığı kurumu ve konumunu şahsi ikbali için kullanıyordur. Zaten at izi it izine karışmış… Bakanlıklar, belediyeler, dernekler, vakıflar, şirketler… Hepsi birbirine girmiş… Kimin eli kimin cebinde belli değil… Fırsat bu fırsat…

8- Görevlidir.

O kurum ve kuruluşu bitirmeye yemin etmiştir. Gayet açık olduğunu düşünüyorum.

9- Yüzde yüz iyi niyetle kendini de yolu da bitirecek kadar idraksizdir. Ahmaktır.

Öyle birilerinin görevli olduğu kurumlar da çöksün zaten…

Hasılı

Sahipsiz kalan memleketin batması haktır! Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır…” Minvalinden isyan ediyorum… Pandemiden sonra istifa etmediler… Darbe girişiminden sonra istifa etmediler… Depremden sonra istifa etmediler… Koca koca devlet kurumlarını helak ettiler, istifa etmediler… Milyonlarca çalışmaya imza atmış dernekleri, vakıfları çürüttüler, tükettiler… İstifa etmediler… Başarısız bir adam üç yıl görev yapar, beş yıl görev yapar, on yıl görev yapar mı ya? Başarısız bir adam yirmi yıl görev yapabilir mi Allah aşkına… Kaldı ki başarılı olsa bile yazık o adama yani…

Nerede bizim gençlik derneklerimiz, vakıflarımız? Nerede yetiştirdiğimiz şuurlu nesiller? Bu ahlaksızlık bu hızla nasıl ele geçiriyor evlatlarımızı? Nerede bizim şuurlu âlimlerimiz? Mücahitlerimiz? Nerede bizim şuurlu esnaflarımız? Nerede bizim şuurlu memurlarımız? Nerede bizim şuurlu hukukçularımız? Mühendislerimiz? Doktorlarımız? Allah Muhammed aşkına bunca başarısızlığın yaşandığı bir Müslüman camiada her gün birilerinin çatır çatır istifa etmesi gerekirken… Bu ne vurdumduymazlıktır? Bu ne rahatlıktır… Toplumda Müslümanlara olan güven sıfıra inmiş durumda… Herkesin genel felsefesi şu… “Nerede iyi bir iş varsa onu Hans yapmıştır. Nerede bozuk bir iş varsa onu da Hasan yapmıştır.” Biz nasıl getirdik bu canım toplumu bu noktaya…

Uzun lafın kısası… Benim babam coğrafyacıdır. Kendi halinde gariban bir adamdır. Bize hep ne derdi biliyor musunuz? “Oğlum sizin bir hesabınız varsa, Allah’ın da bir hesabı var. Yanlış iş yapmayın, yarına kalır ama yanınıza kalmaz…” Allah ondan razı olsun… Haydi kalın sağlıcakla…