12 bankaya verilen milyarlık cezalar, bu bankaların
kartel oluşturduğunun tescilidir. Rekabet Kurulu, kartelleşen bu on iki
bankanın ne zamandan beri kartel oluşturduğunu kamuoyuna açıklamak
mecburiyetindedir. Bunun sonucunun
oluşturduğu, yüksek işlem ücretleri ve yüksek faizin sonucunda mağdur
edilenlerin haklarının iade edilmesi için hükümet bir çalışma yapmak durumunda
değil midir
Kullanılan araç kredileri, ev kredileri ve kredi kartı
borçları, bu hukuksuzluğun sonucunda katlanıp, taahhüt vermek durumuna düşen,
işsiz güçsüz insanlar bu yüksek faizleri ödeyemediğinden bugün hapiste
yatmaktadırlar. Birçok insan da kaçak durumunda, aileler ve çocuklar
perişandır. Nitekim Tüketici Hukuku Enstitüsü Başkanı Avukat Hakan Tokbaş, ın
bu konuda yaptığı açıklama: Rekabetin Korunması Hakkında Kanun un 57. ve
58 inci maddeleri, rekabet ihlalinden zarar görenlerin tazminat talep
edebileceklerini düzenlemektedir. Bu düzenlemeye göre, rekabetten zarar gören
tüketici ve tüccarlar, kartel oluşturan bankalardan zararlarının veya mahrum kaldığı
kârların 3 katı oranında tazminat talep etme hakkına sahiptirler. Bu açıdan
tazminat talebinde bulunabileceğine dikkati çeken Tokbaş, Kartel oluşturduğu
tespit edilen bu bankaların müşterileri olan tüccar ve tüketiciler, kanun
düzenlemesine dayanarak, mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetlerinde faizlerin
ve komisyonların anlaşmalı olması dolayısıyla uğramış oldukları zararı yahut
mahrum kaldıkları kârın 3 katına kadar olan tutarı talep etmek için dava
açmalıdır dedi.
Tüketiciler ve tüccarların, bu zararları kalem kalem
hesaplamak zorunda olmadığını vurgulayan Tokbaş, şunları kaydetti: Açacakları
belirsiz alacak davası veya tespit davası yolu ile zararları, uzman
bilirkişilerce tespit edilebilecektir. Binlerce kişinin, yargının dosya yükünü
fazlalaştırmaması için siyasi otorite, bu zararların tazmin edilmesi yönünde
gerekli çalışmaları başlatmalıdır. Kartel oluşturan bankalar da binlerce
dosyanın masrafı ile karşı karşıya kalmamak için bu zararları kendiliklerinden
tazmin etmeli ve müşterilerinden özür dilemelidirler.
Bütün bu insanların mağdur olması daha fazla kazanma
hırsından meydana gelmiştir. Vahşi kapitalizmin kılcal kan damarlarını ele
geçirmesinin sonucudur. Her ne kadar laik ve demokrat bir ülkede olsak da,
dinimiz gereği bu banka sistemi İslam ın genlerine uymamaktadır. Batı tarzı
bankacılık, ülkemizde tek taraflı kazanmayı hedeflemektedir. Zaten şimdiye
kadar yapılan uygulamalar ve hukuksuzluk bunu ortaya koymaktadır. Devlet
bankasını bile bu sistemin içerisine çekmeyi başarması, kapitalizmin ülkemizde
ne kadar başarılı ve güçlü olduğunu göstermektedir. Kanunları hiçe sayması
ister istemez bu gücü nerden alıyor sorusunu akla getirmektedir. Mağdur olan
bu bankazedelerin sahibi yok mudur Muhalefetin banka sahibi olduğu bu ülkede
bu mağdurlara kimler sahip çıkacaktır Hükümet bu kartelin içerisinde bulunan
devlet bankasının genel müdürlüğünü işten el çektirmelidir. Bu bankanın bağlı
olduğu bakanın da görevden alınması şarttır.
EYÜP BELEDİYESİ NE YAPMAK İSTİYOR
Eyüp ilçesi Emniyettepe Mahallesi sınırları içerisinde,
Bilgi Üniversitesi nin hemen yanında bulunan Fil Köprüsü Caddesi, aldığım
duyumlara göre, yurt yapılmak üzere bir iş adamına satıldı. Alan şahıs yolu
ister istemez yayaya kapatacağından, mahalle halkının mağdur olması söz konusudur.
47 yıldır aynı mahallenin sakini olarak kendimi bildim bileli o cadde yol
olarak kullanılmaktadır. Ne oldu da bugün el değiştirerek özel mülk oldu. Bu
cadde üzerinde İSPARK tarafından işletilen otopark da söküldüğüne göre,
müteahhitlerden yüzde 25 otopark parası alan Eyüp Belediyesi nin mutlaka acil
olarak Emniyettepe Mahallesi ne bölge otoparkı yapacağını düşünüyorum.
REKABETİN OLMADIĞI YERDE TEKELLEŞME KAÇINILMAZDIR
Her ne kadar Bursa Belediyesi Kabataş-Mudanya seferleri
koymuş olsa da, henüz yeterince rekabet anlamında sefer sayısını artırmadı.
Bunu fırsat bilen İDO, fiyatta istediği gibi oynamaktadır. Sabah 27 TL ye
aldığınız bileti, akşam dönüşte 30 TL ye alabilirsiniz. 12 bankaya ceza kesen,
Rekabet Kurulu neden bu tekelleşmeyi görmez. Bununla alâkalı bir soruşturma
yapmaz. Bu fiyatlar eğer İDO nun tekelindeyse ve hiçbir kurum buna müdahale
edemiyorsa, biri kalkıp söylesin. İşine gelen biner gider, işine gelmeyen başka
bir yol bulur.