Neden görmüştüm o rüyayı. Göl taşmış kadının kapısı önü balık yığılmıştı. İstavrit gibi küçük değil palamut boyunda büyük balıklar. Kadın bıkmıştı gölün fırlattığı balıklardan.
Söylenerek süpürüyordu, balıkları.
Kokup, mahalleliye zarar vereceğinden endişeliydi.
Acaba bu yıl sokaklardan, mahalle aralarından geçmeyen balıkçı kamyonetleri ya da artık soyu iyice azaldığı için pahalı market reyonlarında üst gelir grubunun uzanabildiği yahut pazar tezgâhlarında daha az yer edinen balıkların yasını mı tutmakta idim.
Hikâyesi çocuğun.
Öyle eline tutuşturulmuş, buradan oku denmiş değildi.
Ağzını açmasa da, duruşu anlatıyordu öyküsünü.
Darmadağın bir ufalanışla, çaresizce bakmakta idi boş kalan ellerine.
İnsanlara değil o noktaya dikmişti bakışları.
O tahtalara sarmalanmış kadına mıhlanmış gibiydi.
Donakalmış, damarlarındaki kan buz tutmuştu.
Arada silkiniyor ve bir rüya olsa demekte idi.
Tahtalara sarınmış kadını öldürmüştü babası.
En sevdiğini.
Annesini.
Yaş dolu gözlerini ovalıyor, bu bed rüyadan uyanmak istiyordu.
Eğer rüya olsaydı.
Ne hamalın, ne hurdacının yükleri yorabilirdi onu.
Ne de parasızlık, aşsızlık, ekmeksizlik acıtırdı canını böylesine.
Yorgundu çocuk, canı çıkacak kadar bıkkındı, kahır doluydu, böyle bir acıya isyan ediyordu.
Kapıları bekleyen kediler kadar,
Kitapları bekleyen kolikler kadar,
Ağaçları bekleyen yağmurlar kadar umut yoktu tahtalar içindekinden.
Denizin kuyusunu kazan güneş.
Güneşte kaynayacak buz gibi dalgalar.
Narlar.
Bir kar tanesi gibi eriyen hatıralar.
Anneler, kızlarında yeniden doğarlar.
Sevinçler, sürurlar sürünürler, kınalarında.
Dünyanın en pahalı gözyaşlarıydı o fotoğraftaki.
BabekZencanı.
Göl taşmış da sanki kapısına kasa kasa balıklar gibi paralar yığılmış insan.
Fakat banknotlar fazlasıyla kokmuştur. Onca servete karşın, idam kararı açıklandığında.
Çaresiz yüzünde tek kuruşum olmayaydı da. Yaşama şansım olaydı yaşları.
Duha yedinci ayet.
Allah seni yol bilmez iken yola koymadı mı.
And he foundyoulostandguidedyou.
Allah seni kaybolmuş şekilde buldu ve yola koydu.
İçimizde kaybolmak.
Bedenimizde yol şaşırmak.
Yüreğimizde yaralanmak.