Tarih, 4 Temmuz 2002…

Doğan Medya Grubu’nun Frankfurt’taki baskı tesislerinin açılış töreni…

Açılışa dönemin önemli siyasi aktörleri katıldı; Mesut Yılmaz, İsmail Cem, Tansu Çiller, Recep Tayyip Erdoğan… 

Unutmadan…

Aydın Doğan ile dönemin DYP lideri Tansu Çiller’in eşi Özer Çiller, Aydın Doğan’ın yatıyla Rodos’a gitti. Doğan grubunun bazı isimleri de katıldı bu geziye. Bu gezide, DYP-ANAP-YTP koalisyonu kurularak erken seçimin gündemden çıkarılması planları hazırlandığı ileri sürüldü. Ama Tansu Hanım’ın bu planları reddettiği de… Bir not olarak ileteyim bunu da… 

Neyse…

4 Temmuz’da Almanya’da yapılan açılışa önemli bir isim davet edilmedi; MHP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli.  

Davet edilmeyen Devlet Bahçeli, MHP’yi devre dışı bırakma planları yapıldığı kuşkusuna kapıldı ve bu toplantıdan çok değil, 3 gün sonra, 7 Temmuz’da erken seçim istedi. 

Devlet Bahçeli, partisinin Bursa il örgütü tarafından düzenlenen “11. Kocayayla Türkmen Kurultayı”nda yaptığı konuşmasında, siyasi belirsizliğin milletin iradesiyle aşılması gerektiğini vurgulayarak, 3 Kasım’da erken seçime gidilmesi önerisinde bulundu. 

Bahçeli’nin aynı konuşmasında, “İç ve dış çevrelerin MHP’yi ve Ecevit’i dışlayan hükümet senaryolarını gündeme getirdiğini söylemesi” dikkatlerden kaçmadı.  

Bahçeli’ye göre, “büyük bir oyun” bozulmuştu…

***

Bu çağrı, DSP’nin parçalanmasında tetikleyici oldu, 21 Temmuz’da İsmail Cem ile Hüsamettin Özkan’ın başı çektikleri bir grup DSP’li, Yeni Türkiye Partisi’ni (YTP) kurdu.

Nihayetinde, 3 Kasım 2002’de erken seçime gidildi... Sonrasını biliyorsunuz…

***

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli aday olduğu Osmaniye‘den %29,19 (58.622), Anavatan Partisi Genel Başkanı Ahmet Mesut Yılmaz aday olduğu Rize‘den %28,58 (46.577) ve Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller aday olduğu Muğla‘dan %22,66 (87.454) oy almalarına rağmen partileri baraja takıldığından dolayı milletvekili seçilemedi.

Seçimden yenilgiyle ayrılan partilerden Anavatan Partisi Genel Başkanı Ahmet Mesut Yılmaz ve Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller görevlerinden istifa etti. 

***

İktidarın Başkanlık ya da Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni içeren Anayasa değişikliği teklifine Devlet Bey’in “ihtiyatlı bir sempatisi”nden söz etmek mümkün. 

Bahçeli, ne tam olarak “evet”, ne de tam olarak “hayır” diyor. Biraz, “havet” havasında. 

Desteğini de, biraz perde arkasında kalsa da muhalefet ettiği noktaları da, “ucundan accık” gösteriyor. Açık vermiyor. Şu aşamada parti heyetleri görüşmeler yapsa bile ortada somut bir metin ve gelişme yok. 

Başbakan Binali Yıldırım bundan günler önce, “Anayasa değişikliği teklifi bir hafta içinde TBMM’ye gelecek” demesine rağmen… 

İşte tam da böylesi bir konjonktürde, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in şu cümleleri kafaları iyice karıştırdı; 

“Aniden, bir davet olmaksızın Sayın Bahçeli, ‘Ben varım, bu işe katkı sunayım’ diye çıktı. AK Parti’nin, ‘Yok kardeşim senden gelecek hayır Allah’tan gelsin’ demesini beklemezsiniz değil mi? Sayın Bahçeli öyle deyince AK Parti de, ‘Memnuniyetle, buyur katkını sun, zaten gündemimizdeydi. Allah razı olsun’ dedi.”

Tuğrul Bey bu yaklaşımıyla elbette bir “şey” demek istedi. Soru şu; o “şey” ne?

Bahçeli yine bir oy’un peşinde mi, acaba?

Peki, ya sizce!

Sahi, Kargom nerede!!?

Bir dostumuzun başına gelenlere kulak verelim mi; “Malum, internetten alışveriş riskli bir iş. Bunun için belli başlı siteleri tercih etmeniz gerekiyor. Bu alanda öne çıkan alışveriş portallarının birinden sipariş verdim. 

Söz konusu site sayfasına, ‘Gün içinde teslimat’ butonu da eklemiş. Gayet güzel. Hatta bu seçenek için bir miktar da kargo farkı alıyor müşterisinden.

Sözlerini yerine getirseler burada da sorun yok; alsınlar, helal olsun! Ama nafile. Geçtiğimiz Cuma günü söz konusu portal üzerinden ‘gün içinde teslimat’ fırsatı(!)ndan da yararlanarak alış veriş yaptım. Ama bu sitenin ‘gün içinde’ anlayışı biraz farklı olsa gerek…  Neden mi? Bütün bir hafta sonunu evde çoluk çocuk kargo bekleyerek geçirdik! 

Müşteri hizmetlerine ulaşmanız ‘basma kalıp cümleleri dinlemenizi’ ve de ‘size döneceğiz’ vaadini almanızı sağlıyor ama hepsi o kadar! Asla size dönmüyorlar.  Çok ısrar ederseniz, kargonuzu teslim ettikleri dağıtıcının telefonunu size gönderiyorlar, ama bu kez de telefon kapalı. 

Kimse kusura bakmasın; bu durumun dilimizde karşılığı ‘tüketiciyi dolandırmak’tır… Adı bende saklı olan bu alışveriş sitesinin hepsi bir araya gelse ve sizden özür dilese de mağduriyetiniz giderilecek gibi değil.  Kargo mu? O da bir   kargo şirketine verilmiş. Kargo firması ise 08503330... numaralı telefonunu aramamız sonucu tam “60 dakika” evet yanlış okumadınız 60 dakika sonrasında “bakarız, ederiz” dedi. Ayıplı mal listesi açıklayan Sanayi Bakanlığı’mız duyun sesimizi! Bundan büyük ayıp mı var?”

***

Evet, dostumuz bunları anlattı. Tüm bunları dinleyince, “Alışveriş sitesini iyi seçmek lazım” diye düşündüm…

Modyo tv

Bilmem, toplu taşıma araçlarını kullanıyor musunuz? İstanbul’da metrobüste, metroda başta olmak üzere seyahat sırasında gözler genellikle ekranda oluyor...

Ne ekranı?

Ekranın adı, Modyo TV...

* Hayvan maceraları ve de sevimli gösterileri seyahat esnasında gayet eğlenceli...

* Kaykay, su sporları, rafting... Heyecan en üst limitte...

* Sinema var, tiyatro var... Reklâm var...

Bir tek şey yok; maneviyat... Modyo TV’yi kimler hazırlıyor bilmiyorum, ama...

Keşke...

Keşke, o heyecanlı dakikalardan hemen sonra “günün ayeti” ve “günün hadisi” de Modyo TV ekranlarında yer alsa... Tadına doyum olmayacak...

Modyo’nun web sayfasında, “MODYO’nun felsefesi, her köşesine tekrar tekrar hayran olduğumuz, her köşe başında tarihe dokunabildiğimiz, yıllar yılı şarkılara şiirlere konu olan bu güzel şehrin insanlarını mutlu etmektir” deniliyor.  İnanın teklif ettiğim böylesi bir uygulamadan çok geniş bir kesim mutlu olacaktır… 

Benden önermesi…

İnstagramda yenilikler...

Bilmem farkında mısınız?

Instagram’dan da, Periscop gibi canlı yayın yapılabilecek, yakın zamanda...

* Diyelim ki, AGD’nin bir etkinliğindesiniz... Etkinlikte bulunan gençler Instagram’dan canlı yayın yapabilecekler...

* Diyelim ki, Pazar günü sabah namazına Şehzadebaşı Camii’ne gittiniz. Namazdan sonra verilen ikramı arkadaşlarınızla çok rahat canlı canlı paylaşabileceksiniz.

* Diyelim ki, Kudüs’e gittiniz. Mescid-i Aksa’dan canlı yayın yapabileceksiniz...

* Diyelim ki, kutsal topraklardasınız. Tavaf ederken ya da say esnasında canlı canlı yayın yapabilirsiniz...

* Diyelim ki, bayramlarda anne babanızın, yakınlarınızın ya da yaşlı-hastaların elini öpmeye gittiniz. Bu hoş ve anlamlı saniyeleri canlı canlı paylaşabilirsiniz...

Bu ikram değişmeli!

Son birkaç ay içinde yurt içi seyahatlerim oldu. 

Çoğunlukla Türk Hava Yolları’nı tercih ettim. 

Ama bir rahatsızlığımı iletmek istiyorum. 

Eskiden THY’nin yurt içi seyahatlerinde, bir karton kutu içinde, sandviç, yoğurt ve tatlı gibi sade bir menü ikram edilirdi. 

THY bir süredir yolcularına içinde birkaç kalem malzemenin yer aldığı tost ikram etmekte. Ancak, bu ikrama, “vıcık vıcık yağ akan bir tostumsu” demek daha doğru olur. Son derece rahatsız eden bir ikram… Değiştirirler diye bekledim ama birkaç gün önce baktım yine aynı ikram…

Türk Hava Yolları’nın yeni Genel Müdürü Bilal Ekşi’nin bu alanda ele alması gereken ilk konulardan biri bu olmalı bence…