“Bakan Ahmet Arslan, Başbakan Binali Yıldırım’ın sadece mesai arkadaşı, eliyle tutup bürokraside yükselttiği bir isim değil; yıllardan bu yana muhabbeti olan bir dostu aynı zamanda. Öte yandan Milli Eğitim Bakanı olan İsmet Yılmaz, Başbakan Binali Yıldırım’ın dolaylı olarak eniştesi. İsmet Yılmaz’ın kayınpederi Sadık Ağca, Binali Yıldırım’la aynı ilçeden, Refahiyeli ve EKEV Başkanı.”
“ Şunu söylemek istiyorum; Başbakan Binali Yıldırım ile FATİH Projesi’ni yürütmek ve yönetmekle mükellef olan iki Bakan, Ahmet Arslan-İsmet Yılmaz arkadaşlıktan öte “kanka”lar…”
***
İşte bu yazıma çok sayıda tepki geldi. Bu tepkilerden biri son derece çarpıcıydı…
Çok sevdiğim bir merhum ağabeyimin mahdumu aradı.
Şu notu iletti; “İkidir gazetede Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan ile Başbakan Binali Yıldırım’ın birbirlerine çok yakın dost olduklarını yazıyorsunuz. Ben de, bendeki bilgiyi paylaşmak istedim; Ahmet Arslan biliyorsunuz Kars’lıdır. Benim de Kars’lı arkadaşlarımdan duyduğum bilgi; Binali Yıldırım ile Ahmet Arslan’ın bacanak olduklarıdır…”
Başbakan Binali Yıldırım ile Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan gerçekten bacanak mı?
Kars TV sosyal medya sayfasındaki bir paylaşım da merakımı iyice artırdı. Burada yorum yapan Vural Dündar adlı izleyici, “Sayın Bakan Başbakanın bacanağı mı?” sorusunu yöneltti.
Birileri bu merakımı tam olarak giderse, ya!
***
Siyasette “bacanak” önemli… Mesela, Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ve eski Maliye Bakanı Sümer Oral'ın bacanak olduğunu çok az kişi bilir.
Ancak asıl ilginç nokta Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer'in de Özkan ve Oral'la bacanak olması.
Üç kız kardeşi almasalar da Özkan-Oral ve Ersümer, aynı sülaleden evliler. Şişli Belediye Başkanı iken zimmetine geçirdiği paralarla yurt dışına kaçan Gülay Aslıtürk ve eşi Orhan Aslıtürk’ün de Hüsamettin Özkan'ın yakın akrabası olduğunu hatırlatalım...
* Bacanak: Eşleri kardeş olan erkeklerden her biri.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞDER) Kırşehir şubesinin, özellikle bağımlılıkla ilgili 4 gün sürecek seminer düzenlediğini, seminerin 14-15-16-17 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirileceğini, ‘Bağımlılık kaderiniz olmasın!’ ana sloganı altında yapılacak seminerin sunumunu alanında uzman Emrah Kotan’ın yapacağını, temel hedefin farkındalık eğitimi ile hedef gruplara yönelik eğitimlerde, eğitim materyallerinin, yöntemlerinin ve uygulama süreçlerinin bütünleşik bir anlayış ile yürütülmesi gerektiği, tanı, tedavi ve rehabilitasyon algoritmalarının geliştirilmesi ve bunların aileleri de kapsaması, ayrıca acil servislerdeki uygulamalara önem ve öncelik verilmesi gerektiği’ olduğunu, biliyor musunuz?
İSRAİL PETROLÜ, FİLİSTİNLİ KANINDAN DAHA MI MÜHİM?
“Namustu, şerefti, izzetti, onurdu bu dava... Siz böyle öğretmiştiniz bize babacığım!
Peki, şimdi nerede eli kalem tutan Müslüman yazarlarımız! Bize bırakmayın bunları söylemeyi, inanın içimiz yanıyor...
Sayın vakıf başkanımız, Kudüs platformcularımız, Özgür Aksa slogancılarımız...
Kişisel facebook, twitter hesaplarından her türlü yanlışa, yanlış bildiklerine dik duruş sergileyen Ehli Sünnet hocalarımız... Neredesiniz?
Yok mu, kalmadı mı ki artık, eline silah alıp da Aksa için canını vermeye giden mücahitler? Bari onlar bir şeyler söylesin...
Gazzeli çocuklar beyinlerine bomba yemeye devam ederken bizim burada orucumuz bozulmuyor mu sayın hocam!
Minik bebelerin kalplerinde mermiler patlarken bizim burada orucumuz kabul olur mu gerçekten?
Kıldığımız namazlar koruyacak mı bizi bacılarımız kendilerini yabancı şehvetli ellerden koruyamazken...
Söyle sayın hocam: Şia düşmanımız, anladık da; İsrail dostumuz muydu?
Sükût neyin ikrarı, emperyalizmin her türlüsüne sessiz kalmak neyin icabı!
Neyimizi kaybettik Allah aşkına? İktidarları, makamları, mevkileri, parayı, itibarı kaybetmemek adına mı bu derin sessizlik!
Haksızlık karşısında susmak dilsiz şeytanlık değil miydi, öyle okunmuyor muydu o Hâdis-i Şerif? Mümin kardeşimizin ayağına diken batsa biz kalbimizde hissetmeyecek miydik? Kardeşlerimizin bırakın ayağına diken batmayı kafalarına kurşun sıkılırken kalplerimiz nerede? Ne yaptık da kurudu kalplerimiz, hissetmez olduk!
Evet, bir de “öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” diyen liderlerimiz vardı bizim… O plajlarda o çocukların nasıl öldürüldüğünü çok iyi bilen liderlerimiz... Filistinli gençlerin, Gazzeli bacıların, Kudüs'ün umudu olan büyüklerimiz... Hani neredeler?
Allah aşkına Müslüman kardeşleriniz olarak da mı uyaramayacağız? Samimiyetimiz; samimiyetinize inanmaktan geliyor. Yapmayın, Allah aşkına! İsrail petrolü, Filistinli kanından daha mühim değildi efendim… İsrail’in menfaati bizim menfaatimizle bir değildi... Biz onlarla bir olamayız ki, ortak menfaatler de ne demekti! Siyasi dostluklar, kardeşliğimizden öncelikli yapılamazdı...
Ekonomik güzellikler bir çocuğun masum yüzünden daha güzel olamazdı...
Susamıyoruz, kızacak olanlar affetsin!
Biz vicdanı olanlara sesleniyoruz...
Dolarları, petrolleri, dostlukları başlarına çalsınlar; benim halen yüreğimde Lema'mın acısı var…
İşte bu yüzden... Susamıyoruz… Ümmetinin suskunluğunu Allah'ım… Sana havale ediyoruz... Çaresizliklerimizi bağışla...” (YUSUF SADRA ÖZEN)
TATİL GÜNLÜĞÜ
1) Sabah erken saatte bir Milli Gazete alınacak ve “vefat ilanları” dâhil dikkatlice okunacak.
2) Fazla geç kalmadan 1-2 şezlong tutulacak.
3) Feribot geçtikten hemen sonra deniz boşaltılacak, kıyıdan uzaklaşılacak.
4) Deniz gözlüğü ile su altında bilinmeyen keşifler yapılacak.
5) Bilumum kebaplardan, tatlılardan ve yağlı yemeklerden uzak durulacak.
6) Mümkünse her gün kaplıcaya girilecek.
7) Kumsalda çıplak ayakla uzun yürüyüşler yapılacak. Zira ayak ve parmak rahatsızlıklarına iyi geliyor.
8) Birikmiş kitaplara göz atılacak.