* “Sevgili babacığım, bundan tam on üç sene önce seni rahmet-i Rahman’a uğurladık. Çok acı bir duygu bu.

Seni çok özledim baba! Seneler geçtikçe daha çok artıyor özlemim.

Benim babam olduğun için Rabbime her daim şükrediyorum.

On numara bir babasın! Şöyle ki bize; insan olmayı, güzel ahlâkı, mümin ve Müslüman olma ruhunu, sevgiyi, saygıyı, dürüstlüğü, kardeşliği, sabrı ve şükrü vs. bütün güzellikleri öğrettin.

Yokluğun sol yanımı yakıyor baba! Soğusun diye kabrine koşuyor, İnşirah Suresi’ni okuyorum, ancak o zaman ferahlıyorum.

Geçen gece seni rüyamda gördüm baba! Bana bakıyor, gülümsüyor, ‘Sakın üzülme sen, ben burada mutlu ve huzurluyum!’ diyordun. Cennettesindir inşallah. Allah’a emanetsin. Ellerinden saygı ile öperim. Hakkını helal eyle baba! Babam Rıfkı Kaymaz’ın ruhu için el Fatiha!” (Yunus Emre Kaymaz-merhum Rıfkı Kaymaz’ın oğlu)

“RIFKI KAYMAZ SAHABE AHLÂKINA SAHİPTİ!”

“Rıfkı Bey’le 1970’li yılların sonlarına doğru tanışma fırsatım oldu.

Erzincan’ın sayılır soylu ailelerinden idi. Erzincan sevdalısı bir abimizdi.

Benden beş yaş büyük olduğu için ‘Rıfkı abi’ diye hitap ederdim.

Eşi Erzincanlı olmadığı halde 70’li yılların sonlarına doğru Ankara’dan Erzincan’a taşındı. Erzincan’da birçok faaliyetin içinde öncülük yaptı.

***

Rıfkı abiyle çok samimiydik; Vakıf Öğrenci Yurdu’na çok sık gelirdi, kafa yapımız çok uyuşurdu.

Yurtta bazen ona yemek ikram etmek isterdim, yemek istemezdi. Bende ona, ‘Rıfkı abi niye yemiyorsun? Bu yemek hademe-i hayrat!’ diye latife yapardım.

Onunla beraber Erzincan Hayra Hizmet ve Dayanışma Vakfı’nın (Erdav) kuruluşunda ve faaliyetlerinde beraber yer aldık.

Doğu gazetesinin kuruluşunda çok büyük emeği vardır.

Hatta gazete daha kurulma aşamasında iken Kemah’tan dönerken trenden Murat Çobanoğlu ve Âşık Reyhanî’yle karşılaştık. Yurt dışı turnuvasından dönüyorlarmış. Rıfkı abi fırsatı değerlendirdi; kurulma aşamasında olan Doğu gazetesi için onlarla röportaj yaptı.

***

Hicri 1400 yılında; bu yıla değer vermek amacıyla, ‘Gıda 1400’ adı altında beraber öncülük yaparak insanlardan cüzi bir miktar para toplayarak -hatırlayanlar olabilir- döner merdivenli çarşının altında bir gıda marketi kurduk. Hatta bu köşenin yazarı, Vakıf Öğrenci Yurdu’nda öğrencim Adnan Öksüz de İmam Hatip Lisesi öğrencisi iken bu mini markette görev aldı.

Ermat adı altındaki matbaanın kurulmasında çok büyük rolü vardır.

***

Rıfkı abi öğretmenliği yanında yazar, şair ve aynı zamanda da iyi bir hattattı.

Hele bakır üzerine tam bir bitirimdi.

Kendisi İskender Paşa’dan intisaplı idi. Çok iyi huylu, yumuşak, halim selim bir insandı. Sahabe ahlâkına sahipti.

Erzincan’da kaldığı sürede hemen her gün beraber okurduk, ben o zamanlar bekârdım arabam vardı ve her yere beraber giderdik.

***

Daha ben onun bir defa bağırdığını, yüksek sesle konuştuğunu görmedim.

Hatta toplantılarda böyle bir şey olduğu zaman kendisi bir büyük olarak bizi yatıştırırdı.

***

80’li yılların başında Ankara’ya döndü. Yenimahalle’de evi vardı, oraya yerleşti. Çünkü Erzincan’da kirada idi.

Bir ara Polis Akademisi’nde öğretmenlik yaptı. Bu zaman zarfında Erzincan Milletvekili Tevhid Karakaya beyin danışmanlığını da yapıyordu.

Hak-İş Sendikası’nın yayınlarını hazırlıyordu. Kültür-Edebiyat isimli bir dergi çıkarıyordu. Çok faal, enerjisi bitmeyen bir insandı.

Abisi Vehbi Kaymaz Bey, Bursa’da ikamet ettiği için birkaç defa beraber olduk.

Rıfkı abinin ismi ne zaman geçse içimde bir boşluk olur, hep hüzünlenirim.

Yeri dolmayacak bir insan. Cenab-ı Hak ona rahmet etsin. Peygamber Efendimize komşu olsun! Çünkü peygamber ahlâkıyla bezenmişti.

***

Adnan, sana da çok teşekkür ederim. Bu güzel abimize rahmet okuttuğun için.

Biz de rahmet-i Rahman’a kavuşunca inşallah bizim arkamızdan da böyle hüsn-ü şehadetler yaparsın. Vesselam…”(Kadir Akarkaya, Rıfkı Kaymaz’ın arkadaşı, Erzincan Vakıf Öğrenci Yurt Müdürümüz)

RIFKI HOCA BİRDEN KARŞIMA ÇIKINCA!..

* “Selamünaleyküm. 2000’li yıllar olabilir. Ankara’da bir Ramazan ayında kitap fuarını geziyoruz, çocuklarla beraber.

Başımı eğmiş kitaplara bakıyorum. Birini bırakıp diğerini alıyorum, derken çocuklarıma, ‘Bu kitaplar kimin biliyor musunuz?’ dedim. ‘Benim Erzincan İmam Hatip Lisesi’nden öğretmenimin, Rıfkı Kaymaz öğretmenimizin!’ dedim.

Rıfkı hocam da standın ortasındaymış meğerse! Ben en baştayım, meğerse kitabı hocam tanıtıyormuş! O ana kadar farkına varamamışım! Birden karşımda görünce şaşırdım, afalladım! Elini öptüm, çocuklar da küçüktü onlar da elini öptüler. Derken çocukların adını sordu. Ben adlarını söyledim. Hemen orada kalemi kâğıdı aldı, güzelce isimlerini hat yazısıyla yazdı. Biliyorsunuz Rıfkı hocamız aynı zamanda bir hattattı, hat sanatkârıydı. Özellikle bakır üzerine hat çalışmaları yapardı.

Rıfkı hocamızın bu el emeğini evde çocuklarımın kapısına raptiye ile tutturdum. Hâlâ saklarım. Rabbim rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Âmin.” (Adnan Yavuz, Rıfkı Kaymaz’ın öğrencisi)

RAHMET OLSUN!

Bugün 22 Şubat 2023, Çarşamba.

Erzincan İmam Hatip Lisesi’nden Edebiyat öğretmenim Rıfkı Kaymaz’ın vefatının 13. sene-i devriyesi.

Merhum Rıfkı Kaymaz, Milli Görüş kuruluşlarında görevler üstlendi. Eşi merhume Emel Kaymaz hanımefendi de Milli Görüş partilerinin kadın kollarında görev aldı.

Vefat ettiğinde şu satırları kaleme almıştım;

“Rıfkı Kaymaz, liseli yıllarımızda okumaya, yazmaya, düşünmeye teşvik eden yanımızdaki yegâne isimdi, Edebiyat öğretmenimizdi...

Üniversiteyi kazanıp da gittiğim Ankara’da tutunduğum tek daldı, Rıfkı Kaymaz...

Proje virtüözüydü adeta... Ne zaman bir araya gelsek çantasında bir yığın projeyle karşıma çıkardı...

Koşturdu yıllarca. Türkiye Yazarlar Birliği’nde (TYB) önemli görevler ifa etti. Şöyle bir soluklanıp nefes almadı. Can Erzincanlıydı. Erzincan da O’nun için Can’dı.

Son derviş aramızdan ayrıldı...”

***

Rıfkı Bey, İHL öğretmenleri arasında ‘öncü’ isimlerden biriydi. Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Âmin.