Uyuşturucunun ilkokul çocuklarına kadar indiği, zorla uyuşturucu verilip, on dört yaşında kızlarımızı masaj salonlarında zengin iş adamlarına sunulduğu ve bu salonların adeta fuhuş hane gibi çalıştığı, internetin genel eve döndüğü, gece şehrin belirli noktalarında müşteri bekleyen kadınların ve kadınsı erkeklerin çoğaldığı, fiili livatanın tavan yaptığı günümüzde; ahlaktan yoksun, vicdansız biri çıkıp 3,5 yaşındaki bir sabiye tecavüz edip, gözünü kırpmadan öldürülebiliyor. Sormamız gerekmiyor mu; bu toplum nereye gidiyor? Neden bu haldeyiz?
Bu ahlak yoksunu, vicdansız şahıs, polis dövecek diye korku içerisinde gözyaşı döküyor. Bu gibi insanları ne döveceksin ne besleyeceksin, idam edip ipte sallayacaksın ki cümle âleme ders olsun. Sadece bu sabinin olayı mı var? İstanbul Aksaray’daki Haseki eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, 40 yaşındaki bir adam, 4,5 yaşındaki bir erkek çocuğa tecavüz girişiminde bulunurken sağlık personeli tarafından yakalanmıştı. Kahramanmaraş’ta 13 yaşındaki 2 kız öğrenciye fiili livatada bulundukları iddiasıyla 5 kişi tutuklandı. Eskişehir’de 5 yaşındaki çocuğa fiili livatada bulunduğu iddia edilen 13 yaşındaki çocuk yakalandı. Gaziantep’te tecavüz edilen 9 aylık bebek. Ya Allah aşkına! Daha 9 aylık bir bebek! Bu nasıl bir mahlûkattır ki; 9 aylık bebeğe tecavüz etmeyi düşünebiliyor? Buna benzer O kadar çok örnek var ki, insan “Ne oluyor ya?!!!” diye haykırası geliyor. Toplumun neden bu kadar ruh sağlığı bozuldu? Biri bizim üzerimizde deney mi yapıyor? Avrupa kültürünün hızla yayılması, bizi biz yapan değerlerin içerisinin boşaltılması, ekranların kirlenmesi, internet; yozlaşmamıza neden oldu.
Dünya üzerinde halen idam cezasını uygulayan 58 ülke var. 35 ülkede ise savaş veya olağanüstü durumlarda idam cezasının uygulanabileceği hükmü bulunuyor. Birçok yerde idamı 5. Ecevit hükümeti tarafından kaldırıldığını duyabilir veya okuyabilirsiniz. Kısmen de olsa doğrudur. 5. Ecevit hükümeti; 28 Mayıs 1999-18 Kasım 2002 yılları arasında, DSP genel başkanı Bülent Ecevit, ikinci parti MHP’nin genel başkanı Devlet Bahçeli ve 4. parti ANAP genel başkanı Mesut Yılmaz tarafından kurulan bir koalisyondur. Bu koalisyon hükümeti 2001 yılında temel hak ve özgürlükler alanında bir dizi anayasa değişikliği yapmıştır. Bunlardan biri 38. maddedeki değişikliktir. Bu değişikliğe göre; savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları dışında ölüm cezası kaldırılmıştır.
Bu maddeden anladığımıza göre; dikkatinizi çekerim! İdam kısmen kaldırılmış olup, savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları işlendiğinde idam edilebilecektir. İdamın “terör” sucundan kaldırılması 9. Anayasa değişikliği; 2004 yılında Avrupa’ya Uyum amacıyla iktidar ve muhalefet partilerinin uzlaşması ile AKP hükümeti tarafından kaldırılmıştır. (RG.22.05.2004). Kamuoyunda idam geri gelsin diye bir sürü çalışma var. Keşke AKP hükümeti, AB’ye rest çekse de bu idamı geri getirse. Ama maalesef getirmeyecek, getirmeyecektir. Sadece tribünlere oynayıp, milletin gazını alacaklardır. Çünkü AB ve ABD ağabeyleri kızar ve koltukları tehlikeye girer. Siz bakmayın öyle %52 ile geldiklerine, güç; millet sokağa inince ortaya çıktı! Sandıktaki güç, şer güçlere karşı işlemiyor. İşleseydi çokuluslu şirketler bu ülkemizde bu kadar çok kazanamazlardı. Bakınız! Elektrik dağıtım şirketlerine, bütün maliyeti hükümetin çıkardığı kanunla milletin sırtına yüklediler. Sokağa çıkan millet, ölen millet, gazı alınan millet, kasası şişen çokuluslu şirketler. Baba bana bir masal anlat, içinde kurtla kuzu olsun, şekerle bal! Ben zaten hep masallarla büyüdüm. Ne zaman masal dışına çıksam, medya yalanlarıyla rızamı aldılar. Ben yine o masal dünyasına döndüm. Sandığa giderken dağarcığımdaki masallara bakıp, oy vereceğim. Hadi baba bana yeni bir masal anlat! Unutayım kredi kartı borçlarımı ve her gün öldüğümü/öldürüldüğümü.