6 Eylül Pazar günü Saadet Partisi’nin Ankara’da yaptığı “Seçime Hazırlık ve Planlama Toplantısı”  tüm Milli Görüş kadrolarını heyecanlandırdı. Yüreklerimize kor, içimize ateş düştüğü bir dönemde, ibadet aşkıyla çalışarak bu ateşi söndürme mücadelesi verenlerin heyecanı mutlaka sandığa yansımalıdır.

7 Haziran’da milletimizin yetki verdiği 4 siyasi parti, aralarını açmak için ne mümkünse yaptılar. Elde kılıç koalisyon kurmaya (!) giriştiler. Birbirlerini demediklerini bırakmadılar. PKK bu gafleti fırsat bildi. Ülkeyi yangın yerine çevirdi. Şimdi Saadet Partisi’nin uzlaştırıcı, birleştirici, kaynaştırıcı mesajına ihtiyaç var.

Saadet Partisi’nin bulunmadığı bir Meclis ülkeyi düzlüğe çıkaramıyor. AB normları diyerek, AB uyum yasası çıkarmayı önceleyen bir Meclis milletimizin dertlerine çare olamıyor. Saadet Partisi daha baştan uyarmıştı: “Çözüm süreci’, ‘çözülme süreci’ne dönüşecek.” Artık yetkiler de itiraf ediyorlar: “Bu süreçte PKK yığınak yaptı.”

Milli Görüşçüler tertemiz bir maziye, tertemiz kadrolara sahip! Şimdi, o kadrolarla ülkemizi tertemiz bir geleceğe taşımayı amaçlıyorlar. Bunalmış, hakkı yenilmiş insanların acısını dindirmek istiyorlar.

Ankara’daki toplantıda gördük ki, bütün hatipler içi yanarak konuşuyordu. Her biri yangına su taşıma azmi, bir an önce milletin dertlerine derman olma heyecanı içindeydi. Genel Başkan Prof. Dr. Mustafa Kamalak uyarıyor ve teklif ediyordu: “Kamplaşma, inatlaşma fayda sağlamaz. Gelin, ateşi söndürmek için omuz omuza çalışalım.”

SIKI ÇALIŞMA ZAMANI

Yangın yerine çevrilmiş Türkiye’de insanımızı uzlaştırmak, birleştirmek, kaynaştırmak görevi Saadet Partisi’ne düştü. Öyleyse, diğer partilere ağabeylik yapacak; bu acı, kan ve gözyaşını hep birlikte dindireceğiz.

Bir ülkenin kurtuluşu, o ülkede yaşayan insanların el birlik görevini yapmasıyla mümkündür. Önümüzdeki seçim güzel bir fırsat! Bütün teşkilatlarımız ve 1 milyona yakın seçmenimizle el birlik çalışarak bu yangını söndürmeliyiz.

Oğuzhan Bey bir konuşmasında şöyle demişti: “Her seçmenimiz 10 kişiye, niçin Saadet Partisi’ne oy vermemiz gerektiğini ikna etse, 10 milyon oy yapar.” Kemikleşmiş bir seçmenimiz var. Sıkı bir çalışmayla bu rakama ulaşmak hiç de zor olmayacaktır.

Çoğumuzun cep telefonunda yüzlerce insan kayıtlı! Akraba, komşu ve arkadaşlarımızdan en az 10 kişiyi ikna edinceye kadar çalışmalıyız.

RP, 1995’te yüzde 22 oy aldığı zaman Erbakan Hoca şöyle demişti: “Bizim şuurlu kadrolarımız her zaman yüzde 1’dir. O yüzde 1 çalıştı, yüzde 22’yi ikna etti.” Bu önemli görev, içinde bulunduğumuz şartlarda daha büyük bir titizlikle yerine getirilmelidir.

Yöneticilerimiz daha farklı çalışma yöntemleri bulabilir, teşkilat mensuplarına konumlarına uygun hedefler verebilir. Mesela, her Milli Görüşçü üye formuyla dolaşmalı, ikna ettiklerine üye yapmalıdır.

Erbakan Hoca, “Bizim gücümüz teşkilatımızın gücüdür” derdi. İl ve ilçe yönetimleri; mahalle ve köy temsilcilikleri; sandık müşahitleri ahenkli bir çalışma disiplini ortaya koymalıdır. Ankara’daki heyecanın sandığa yansıması buna bağlı.

GELECEKTEN ÜMİT KESMEYİN!

Asker ve polisimiz şehit olur; analar ağlar, çocuklar yetim kalırken Meclis’te temsil edilen 4 partinin şöyle demelerini bekledik: “Biz, Türkiye’nin güvenliği için her türlü görüş farklılığını bir tarafa bırakmaya, el ele vererek ülkemizdeki yangını söndürmeye, annelerin gözyaşını dindirmeye karar verdik.” Ama bunu söyleyemiyorlar.

Partilerin sahip olduğu milletvekilleri, çözüme hizmet etmedikten sonra ne işe yarar ki… Milli Görüş partileri hiçbir dönemde hükümet kurmayı zorlaştırmadı. Meclis’i tıkamadı.

Bir partinin bulundurduğu milletvekili sayısı hiçbir zaman hükümet kurmayı engelleme, Meclis’i kilitleme aracı değildir. Milletvekilliği bir emanettir, emanetin sahibi olan millete hizmet aracı olarak kullanılmalıdır.

Şimdi gözler Saadet Partisi’ndedir. Milli Görüş kadroları 46 senedir bayrağı yere düşürmedi, millete hizmet heyecanını hiç kaybetmediler. Elden geldiğince çalıştılarKuvvetli fırtınalar, nice engeller onları yıldıramadı. Tuttuğu eli bırakmadı, liderlerine bağlı kaldılar. Hak davadan vazgeçmediler. Sadakat ve vefakârlığın boş sözler olmadığını gösterdiler.

Erbakan Hoca, bugünkü manzarayı görseydi şöyle diyeceğine inanıyorum: Bu seçim ülkemiz için varlık yokluk seçimidir. Canla başla çalışacak, bu yangını söndüreceğiz.

Hoca kadrolarına güvendi ve hedef gösterdi: “Ey yürekleri dağlar kadar büyük ve azimleri kayalar kadar sağlam Milli Görüşçüler, Saadet Partililer! Ne olursa olsun gelecekten asla ümit kesilmeyecektir. Tarihe bakın, inancınıza sarılın, Milli Görüş’e sarılın. Zulüm ebedi olmaz. Kötülük mutlaka hüsrana uğrayacaktır.” İşte, görevimizin büyüklüğünün ifade eden sözler!