Gönlünüz rahat olsun.
Dünyada sekiz milyar insanın içinde benzeriniz yoktur.
Ses telleriniz, parmak çizgilerinizle beraber tüm teninizin çizgileri, sekiz milyar insandan farklıdır.
Bu farklılık iç organlarınızda da geçerlidir.
Kendinizi hiçbir insanla kıyaslamadan yaşamayı alışkanlık haline getirirseniz,
Her organın gıdasını helal yoldan, bakımını yine helal yoldan yapar,
Her organınızın Rabbimize karşı görevlerini, insanlara karşı görevlerini, tabiata karşı görevlerini,
Yaradan’ın gösterdiği şekilde yaparsanız, gönlünüzü ferah tutarsınız.
O zaman herkesin ve her şeyin size dost olduğunu görürsünüz.
Doğan güneş, size ısı ve ışık vermek, eksik vitaminlerinizi takviye etmek için saniyede 300 bin kilometre hızla koşup yanınızda ama hiçbir ağırlık vermeden, minnet altına almadan size hizmet etmeye başlar.
“Havadan nem kapma” yerine havayı ciğerlere çeker ve bu havayı tüple satmayı engellemek için her yere girecek şekilde yaratan Rabb’e şükrederseniz havanın sizin hayatınıza kattıklarıyla huzur bulursunuz.
Tanıdık tanımadık gördüğünüz ilk insana önce gülümser, sonra selam verirseniz, onun karşılık olarak verdiği selam, sizin içinize bin eczanenin ilacının veremediği mutluluğu sunar.
Rabbimiz, yarattığı her şeyin Yaradan’ı tesbih ettiğini:
“Göklerde ve yerde her ne var ise Allah’ı tesbih eder. Mülk O’na aittir. Hamd de O’na aittir. O her şeye gücü yetendir.” ayetiyle haber verir. (Teğabün Sûresi ayet 64/1)
Everest tepesinin ucunda da, Lut Gölü’nde de, Taklamakan Çölü’nde de gördüğü, duyduğu, tuttuğu her şeyin dost olduğunu ve hepsinin ayrı dillerde aynı sevgiliyi sevip zikrettiğini görünce yalnızlığa kapılmaz, korkmaz, endişe etmez.
Dünyanın bütün kapitalist soyguncuları, ordularıyla, silahlarıyla karşısına dikilseler, Yaratan Rabbinin “Ecel değişmez, rızk kesilmez, Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur” kurallarına iman ettiğinden yüreğine korku girmekten korkar.
Sevgili Peygamberimiz, Bizans İmparatorluğu, Pers İmparatorluğu ve Habeş İmparatorluğu şeytan üçgeninin arasında Rabbin kelamını tebliğ ederken hiçbir zaman kâfirlerin gücünden bahsetmediği gibi ayrıca ashabına:
“Allah, yeryüzünü bana dürdü/topladı. Ben, yeryüzünün doğusunu ve batısını gördüm. Benim ümmetim, kesinlikle buralara ulaşacak ve bana gösterilen yerlerin yönetimine sahip olacaklardır” buyurmuş (Müslim, Sahih, K. Fiten, Bab 5 Helaü’l-Ümmet, Hadisi Ebudavud, Tirmizi, Ahmed, Hakim rivayet etmiştir.)
Ama kişinin imanı olmazsa veya imanı zayıf olursa, her şeyi kendisinin gücüyle veya yaltaklık yaptığı kişinin gücüyle olacağına inanırsa o zaman iki veya daha fazla güçler arasında koşturup dururken stresten hastanelik olur.
Doktorundan bile kıllanmaya başlar.
Havadan nem kapmaya değil, havadan nem kapan, leblebiden bile nem kapmaya başlar. Tilkiler yapar. Onlarca tavuğu öldürür, birini yiyemeden kaçar.
Seçim sizin.
Birinciyi seçenlerin iki dünyası da güzel olur.
İkinciyi seçenlerin iki dünyası da kötü olur.