Yangından mal kaçırırcasına, Abdullah Gül ün

cumhurbaşkanlığını devretmesinden 1 gün önce yapılan ve Sayın Erdoğan ın son

genel başkan sıfatıyla katıldığı AKP Kongresi tam anlamıyla bir gövde gösterisi

niteliğindeydi. Ses, ışık, efekt gibi teknik yöntemlerle büyük bir coşku

oluşturmaya çalıştılar. Abartma ve övgüler tavan yaptı. Erdoğan ın, AKP yalnız

bir Türkiye partisi değil, aynı zamanda bir dünya partisidir sözü, mikrofonu

eline alıp karşısında kalabalığı gören bir hatibin maksadını aşan sözleri

olarak algılandı. Makamları görünce uçuşa geçmeyin, biraz da ayağınız yere

bassın dedirtti.

Mikrofonu eline alanlar, Erdoğan ı yere göğe

sığdıramıyordu. Bunlar içten gelen ifadeler miydi, yoksa bir yağcılığın sonucu

mu Samimi olmasını temenni ederiz. Herkesin tabii olanı yapması en samimi

arzumuzdur. Mütevâzilik ifade eden sözler de söylenmesine rağmen, bunlar

görüntü ile uyumlu değildi.

Yöneticilerimizin âdil, güvenilir, söylem ve eylem

birliğini sağlamış insanlar olmasını dileriz. AKP için de öyle. Baştan beri

yaptığımız ikazlar onların yanlışlarını hatırlatmak, doğru çizgiye yönlendirmek

içindi. Onların hep iyiliğini istedik, ahiretlerine zarar verecek konularda

uyarılarda bulunduk. Hiçbir zaman şahsiyet yapmadık, hep yanlış icraatları

eleştirdik. Bundan böyle de aynısını yapacağız. Ama her yaptıklarına övgüler

düzen veya affedilmez hataları görmemezlikten gelen çıkarcı yazar ve taraftarlara

ne demeli Onlar AKP lilerin iyiliği için mi çalışıyorlar, yoksa onların

hatalarının sür-git devam etmesi için mi

Bu kişiler, Erdoğan ın BOP Eşbaşkanlığını, ABD ye karşı

işbirlikçi ve teslimiyetçi tutumunu, AB uğruna verilen tavizleri, yabancılara

yüksek oranda toprak satışını, gençliğimizi ifsat eden uygulamaları, ceza

yasasından zinanın suç kapsamından çıkarılışı vb. yanlışları neden hiç

seslendirmezler acaba Kongre de de bunları anlatıp eserleriyle (!) niçin

övünmediler dersiniz

Sözler İcraata Dönüşsün

Son AKP kongresinde o kadar güzel şeyler söylendi ki,

bazen kendimizi Saadet Partisi kongresinde sandık. Keşke bunlar icraata

dönüşse demekten kendimizi alamadık! Erbakan Hoca nın yuvayı terk eden

AKP liler için söylediği şu sözler aklımıza geldi: Bizim neyimiz eksik, biz de

aynı icraatları yaparız, biz de Refah-Yol Hükümeti nde bakandık, diyorlar. Siz

bakardınız ama göremezdiniz. Bunları yapabilmek için Millî Görüşçü olmak lâzım.

Sizin mayanız eksik, mayanııız!

Kongre de Sayın Davutoğlu, AKP vefa ve sadakat

hareketidir diyordu. AKP yi sürükleyen kurucu kadroların lider ve davalarına

vefakâr ve sadık olduklarını söyleyebilir miyiz Onlar, 30 sene Millî Görüş ü

kurtuluş ve tek çözüm olarak savundular, lidere bağlılıklarını ifade ettiler.

Fakat dava ve lider sıkıntılı bir süreçten geçerken tavır değiştirdiler. Bu iş

Erbakan la olmuyor, biz Millî Görüş gömleğini çıkardık demeye başladılar.

Davadan vazgeçip Millî Görüş ün tam zıddı bir kulvara girdiler. Kamuoyu bunları

unuttu mu sanıyorlar Tarih kaydını düştü bir kere! Bu gerçekler ortada

dururken bir de kendilerine, vefa ve sadakat hareketi diyorlar öyle mi Ne

günlere kaldık ey gazi hünkâr!

Biz biliriz ki, vefa, sadakat gibi üstün meziyetler

kimsenin tekelinde değildir. Bunları elde eden yükselir, insanların kalbinde

taht kurar. AKP nin bu özellikte bir parti olmasını ne kadar isterdik! Çünkü

Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurur: Toplumda iki sınıf insan vardır ki, onlar

iyi olursa bütün toplum iyi; kötü olursa bütün toplum kötü olur. Onlar,

yöneticiler ve âlimlerdir. (Buharî) Yöneticilerin yaptıkları her iş topluma

yansır. Erbakan Hoca nın deyimiyle, AKP nin Millî Görüş mayası na ihtiyacı

var. Bu olmazsa Sayın Davutoğlu nun yaptığı ahlâk ve erdem vurgusu kuru,

yavan, içi boşaltılmış bir söylem olmaktan ileri geçemez. Bu sözler fonksiyonel

hale getirilmelidir.

Adalet Herkes İçin Olmalı

AKP Kongresi nde dikkat çeken iki husus da, Erdoğan ın

adalet vurgusu; Davutoğlu nun da Hiç kimse ötekileştirilmeyecek sözü oldu.

Kim söylüyor bunları! 12 senedir seçim sistemini âdil

hale getirmeyenler! Hâlâ, ülke barajı konusunda kılını kıpırdatmayanlar.

Anayasa, Hazine yardımı siyasî partilere âdil bir şekilde dağıtılır demesine

rağmen, hâlâ baraj koymaya devam edenler!

Anayasa, Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez

unsurlarıdır hükmünü getirirken, onlar seçime girmeye hak kazanmış pek çok

siyasî partiyi, halkın vergileriyle varlığını sürdüren TRT de tanıtma ambargosu

uyguluyorlar. Meselâ, son yerel seçimlerdeki 3 aylık propaganda döneminde

Erbakan ın yolundayız dedikleri ve liderlerinin kurduğu Saadet Partisi ne bir

cümlelik bile tanıtma fırsatı tanımadılar. Gördünüz mü adaleti (!). Onlar

partilerinin ismindeki adalet i istismar için mi kullanıyorlar yoksa Evet,

adalet ama sözde!

Hiç kimseyi ötekileştirmeyeceklermiş! Keşke dedikleri

gibi yapsalar! Siz, Cumhurbaşkanını halk seçsin diye düzenleme yapıyorsunuz.

Seçime girmeyi hak kazanmış siyasî partilerin bile cumhurbaşkanı adayı gösterme

hakkını ellerinden alıyorsunuz. Halkın temsilcisi olan siyasî partileri

ötekileştiriyor, ayrım yapıyorsunuz. Bu durum göz önünde iken, kimseyi

ötekileştirmeyeceğiz, sözünüze inanalım mı

Batılıları bilirsiniz! Oluşturdukları BM, NATO, AB gibi

kurumları yalnız kendi menfaatlerine kullanıyorlar. İnsan hakları, özgürlük,

eşitlik istekleri yalnız kendileri için!      AKP de, AB Uyum Yasaları çıkarıyor, AB Bakanlığı kuruyor, AB hedefi

konusunda ısrar ediyor ya! AKP de Batılıların bencil tavırlarını mı taklit ediyor

yoksa Adalet ama, kendileri için!

İcraata dönüşmedikçe AKP lilerin sözlerine inanmakta

zorlanıyoruz. Erbakan ın yolundayız sözünü edeceklerine, onları yetiştiren

hocalarındaki söz ve icraat bütünlüğü nü niçin örnek almıyorlar AKP nin söz ve icraat tutarsızlığı sürecek gibi

görünüyor.