Çocukluğumda yaşadığım şu olayı hiç unutmam: Kuzenimle oynarken ona kızmış ve oyuncağını kırmıştım. Kuzenim ağlayarak anneme gitmiş ve şikâyet etmişti. Annem bizi yanına çağırdı ve bana oyuncağı neden kırdığımı sordu. Annemin bana destek çıkabileceğini düşünmüş ve sessiz kalmıştım. Fakat annem yüzüme sert bir ifade ile bakmış, beni uyarmıştı. Aynı gün harçlığımdan bir miktarını kuzenime vermiş ve oyuncağı bu para ile alabileceğini söylemişti. Annemin bu tavrı o zamanlar hiç hoşuma gitmemiş, onun beni korumadığını düşünmüştüm. Oysa annem bana nasıl davranmam gerektiğini öğretmişti.

Bunu şimdi anlayabiliyorum…

” (Zakire N.)

Adaletin olmadığı bir toplumda huzuru inşa etme imkânımız yoktur. Nitekim şiddet, gasp, hırsızlık, soygun, cinayet, adam kayırma, haksız kazanç elde etme, iftira, yalan gibi bütün kötülükler, adalet bilinci gelişmemiş fertlerin ürünüdür. Çocukluk döneminde bu duyguyu geliştirme imkânı bulamayan kimseler ileriki yaşantılarında insanlara zulmetmekten geri kalmıyor, hatta bunu savunur hale geliyorlar. O yüzden Hz. Peygamber, çocuklara erken yaşlarda hak ve adalet duygusunun aşılanması için anne babalara tavsiyelerde bulunmuştur.

Günümüzde anne babalar, çocuklara maddi gücü ellerinde tutanların haklı olduğu anlayışını aşılayarak, onların doğruyu bulmalarına ve doğrudan yana tavır almalarına engel oluyorlar.

Platon, insanın doğası gereği adalet ve fazileti içinde barındırdığını savunur. Buna göre hak ve adaletin çekirdeği insanın fıtratında mevcut. Fakat bu çekirdek aile tarafından beslenmediğinde kötülük hâkim oluyor. Oysa adalet neredeyse bütün erdemleri bünyesinde toplayan bir kavramdır ve çocuğa erken yaşlarda verilmelidir.

Adalet her insan için vazgeçilmez bir değerdir. Bir okulun müdürü, bir evin reisi, bir kurumun patronu bir devletin idarecisi adil ise maiyeti altındaki kişilere adalet ve huzur dağıtarak ortamın iyileşmesine katkı sağlayacaktır. Adaletsiz bir kişinin idaresi altındaki topluluk ise her türlü zulme duçar olur.

Sevgili anne babalar!

Çocuğunuzun ahlaki yapılanmasına katkı sağlarken adalet bilinci vermeyi ihmal etmeyin. Zira adalet bilinci ile yaşayan bir kişi insanların haklarına saygı gösterdiği gibi kendi haklarına da sahip çıkar. Bu kişi ne zulmeder ne de zulme boyun eğer.