Koç Üniversitesi tarafından bu yıl ikincisi yapılan, Rahmi Koç Bilim Madalyası uluslararası alanda ekonomiye yaptığı katkılar nedeniyle Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na verildi. Bendeniz kendisini bu ödül vesilesiyle tanıdım. Acemoğlu’nun “Ulusların Düşüşü” diye bir de eseri varmış. Ancak ekrandaki 3 dakikalık röportajını dinlediğimde söyledikleriyle içinde bulunduğumuz sıkıntıları kitabın orta yerinden dile getirdiğini gördüm.

Mesela; ekonomi büyüyor ama bu büyüme üretimden çok tüketimle oluyor. Ekonomide verimliliğimiz düşük. Sürekli ve herkese faydası dokunan verimliliği sağlamak büyümeyi artırır diyor. 2007 yılından beri Türkiye ’de verimlilik artışı yok. Talep merkezli bir büyüme var. Türkiye krediyle yani borçla büyüyor. Üretkenliği artırmadan bu büyüme daha fazla götürülemez yorumuyla devam ediyor. Bu sürecin sonunda büyük bir büyüme yavaşlamasıyla karşı karşıya kalabiliriz diye ekliyor.

Diğer taraftan Prof. Acemoğlu gelişen teknolojilere ayak uyduramayan ülkelerin gelirlerini artırmada sıkıntılar yaşayacağını söylüyor. Bu yarışa katılmak için öncelikle eğitime gereken önemi vermeliyiz. Yeni teknoloji yatırımları yapmalıyız. Bunun yanında işgücünün verimini artırmalı ve buna göre modeller geliştirmeliyiz diyor.

Eğitim konusundaki kafa karışıklığı yaşadığımızı belirtiyor. Gençlerimizin 10-15 sene sonra gerçekten yeni teknolojilerle yeni bir dünyada çalışacak kapasiteleri var mı diye hepimizi derin endişelere sevk eden o can alıcı soruyu yöneltiyor.

Yani bana göre Prof. Acemoğlu gelişmiş ülkelerin dünya çapında marka olmuş ürünlerini düşündüğümüzde şayet yeni teknolojik atılımlar gerçekleştiremezsek ortaya koyduğumuz ihracat ve büyüme hedeflerinin tamamen anlamsız olacağını sade bir dille ortaya koymuş oluyor.

Son olarak ise bizim de sık sık dile getirdiğimiz şekilde, Türkiye ve dünyanın önündeki en büyük riskin kamplaşma olduğunu söylüyor. Kutuplaşan ülkelerde belirsizlik sürecinin ortaya çıktığı tespitini yapıyor. Bir grubun diğer grubu veya gruplar arasında birbirini bastırma gibi tehlikeli bir mücadelenin vereceği zararı ifade ediyor. İşadamlarının ve yatırım için gelmeyi düşünen sermayenin bu kamplaşmadan tedirgin olduğunu söylüyor.

Bu tür tartışmaların ülkelerin hem sosyal hem de ekonomik gelişimine olumsuz etkiler yapacağı gerçeğini paylaşıyor.

Sosyal medyada 2013 yılına ait bir gazete kupürü dolaşıyor.

5 yıllık plan çerçevesinde 2018 yılı dolar hedefinin 1,97 TL olduğunun yazıldığı bu haberi görmüşünüzdür. Dolardaki artışı, faiz tartışmalarını, istihdamda yaşanan sıkıntıları, eğitimdeki plansızlığı, kamunun ve bireylerin sürekli artan borçlarını, ithalata bağlı ihracatı, teknolojideki dışa bağımlılığı ve kamplaşmanın toplumu getirdiği noktayı dikkate alarak değerlendirdiğimizde Prof. Acemoğlu’nun bu tespitlerine itiraz edenler olur mu bilmiyorum.