Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Allah Teâlâ hepimizi eşrefi mahlûkat olarak yarattığı için insanız. Ve bizler; Allah Teâlâ’nın gösterdiği saadet yoluna tabi olduğumuz için de Müslüman’ız. Allah’ın kullarıyız ve yeryüzünde bütün insanlığın saadet bulması için hakkı üstün tutan bir saadet düzeninin kurulması ve yürütülmesinden sorumluyuz. Adalet, her insan içindir. Ve İslam’ın ulvi prensiplerine dayanmayan hiçbir düzenin adil olduğundan ve adaleti muhafaza ettiğinden söz edilemez. Bütün bir millet olarak bilmemiz gereken gerçek şudur ki; AK Parti’nin ve Erdoğan’ın benimsediği ve yürüttüğü faizci kapitalist nizam, İslam’ın, Kur’an’ın, sünnetin razı olduğu bir düzen değildir. Erdoğan’ın yürüttüğü bu düzen bir zulüm, ezen ve ezilen düzenidir. Böyle bir düzeni yürüttüğü belli olan kimseye, tekrar iktidar olsun diye oy vermek, hem oy veren, hem de verilen için zulümdür. Ey akıl sahibi aydınlar, hocalar, hacılar olaya niçin bu açıdan bakmıyorsunuz?
AK PARTİ İKTİDARI
Ülkeyi 16 yıldır Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti kadroları yönetiyor. Sayın Erdoğan’ın bu ülkeyi yönetirken kabul ettiği sistemin ne olduğunu bilmek gerekir. Erdoğan; din tasavvuru olarak, ılımlı İslam’ı, dinler arası diyalogu, medeniyetler ittifakını benimsemiştir. Yani Erdoğan, Martin Luther’in Rönesans ile Batı’da yaptığını, Türkiye’de ve İslam âleminde yapmak istemiştir. Bu maksatla FETÖ ile işbirliği yapmıştır. Yapılmak istenen; İslam dünyası ve Müslümanların, İsrail Tiyatrosunda İslam Piyasi oynayan oyuncular olmasını sağlamaktır. Erdoğan bu konuda başarılı da olmuştur. Erdoğan’ın benimsediği ahlak tasavvuru ise Batıcı ahlaktır. Batı ahlakının ne olduğunu, düşünen her insan iyi bilir. Erdoğan; talim ve terbiyede materyalist eğitimi, ekonomide ise faizci kapitalist düzeni benimsemiştir. Ve Erdoğan dış politikada da, ABD tezlerini savunmayı esas alan işbirlikçi bir anlayışı tercih etmiştir. Erdoğan, yukarıda sayılan tercihlerini açıktan da ifade etmiştir. Erdoğan 16 yıldır ülkeyi bu anlayışla idare etmiştir.
ETMİŞTİR DE NE OLMUŞTUR?
Erdoğan’ın 16 yıldır uyguladığı yanlış din, ahlak, eğitim, ekonomi ve dış politika uygulamaları yüzünden Türkiye aşağıdaki sıkıntılar ile karşı karşıya kalmıştır. 1. Toplumsal Çatışma ve Kamplaşma: Erdoğan’ın kullandığı siyaset dili, çatıştırıcı, ötekileştirici, muhalifini tahkir edici bir dildir. Bu dil, müzakere imkânlarını yok etmekte, taraflar arasında kin ve nefreti derinleştirmektedir. Bu dil yüzünden toplum, adeta düşman kamplarına ayrılmıştır. Kaplaşma ve kutuplaşma ülke güvenliğini tehdit eden en önemli meseledir. 2. Terör: Erdoğan, terör üreten materyalist eğitime, işsizlik üreten yönetime, israfa, manevi tahribat üreten batıca ahlak dayatmasına inatla devam etmiştir. 3. Bozulan adalet sistemi: Erdoğan, yaptığı anlamsız müdahalelerle “adaleti” içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Ülkeyi artık olağan halle değil, olağanüstü halle idare etmektedir. Mağduriyetleri gideren değil, mağduriyetleri artıran bir adalet sistemiyle karşı karşıyayız. Bu yüzden ülkemizde adalete güven kalmamıştır. 4. Eğitim keşmekeşi: Erdoğan’ın, benimsediği materyalist eğitim sebebiyle eğitim, içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir. Eğitimde kimin eli kimin cebindedir, belli değildir. Okullar vasıflı insan yetiştirme yerine sadece diploma veren bir yapıya bürünmüştür. Orta öğretim artık, sanatkâr ve usta yetiştirmiyor. Üniversiteler ise sadece diplomalı işsiz yetiştiriyor. 5. Çelişkiler yumağına dönen dış politika: Hükümetin uyguladığı yanlış dış politikalar yüzünden etkisiz ve dışlanır bir ülke haline geldik. Dost kabul edip ittifak kurduğumuz ülkeler, bizi artık gözümüzün içine bakarak, alenen arkamızdan hançerliyor. 6. Ekonomik darboğaz: Erdoğan’ın benimsediği faizci kapitalizm yüzünden, ülke ve millet olarak büyük bir borç yükünün altına sokulduk. Kredi kartı borçları anormal seviyelere ulaşmıştır. Ekonomimiz “obezite” hastalığına tutulmuştur. Asgari ücret açlık sınırının altındadır. İç göç, tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Orta ve Doğu Anadolu boşalmaktadır. Tarlalar ekilmiyor, meralarda hayvanlar otlamıyor. İsraf ve savurganlık ile itibar arar hale getirildik. 7. Ahlaki ve manevi yozlaşma: Hükümetin AB’yi bir proje olarak görmesi sebebiyle çıkarılan uyum yasaları öncelikle “aile yapımızı” çökertmiştir. Bunu tahrik eden TV programları, ahlaksızlığı teşvik eden diziler ciddi artış göstermiştir. Ahlaki değerlerimiz aşınmıştır. Rüşvet ve yolsuzluk, israf ve savurganlık artmıştır. Bütün bunlar kendiliğinden değil, Erdoğan’ın benimsediği yanlış icraatlar sebebiyle olmuştur.
BU BOZUK DÜZEN DEĞİŞMEDEN
Bu böyle gitmez, bu düzen değişmelidir ve bu düzeni ancak Saadet Partisi değiştirebilir. 24 Haziran seçimleri milletimize bu imkânı sunmaktadır. Bu seçimler için Saadet Partisi hem meclis seçimleri hem de Cumhurbaşkanlığı seçimleri için üzerine düşen görevi yapmıştır. Cumhurbaşkanı adayı olarak bilge başkan Temel Karamollaoğlu’nu aday olarak göstermiştir. Meclis seçimleri için itina ile hazırlanan milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na teslim etmiştir. Baraj sıkıntısını aşmak için de Millet İttifakı’nın kurulmasına öncülük etmiştir. Türkiye ancak Milli Görüş zihniyeti ile kurtulabilir. Saadet Partisi’nin iktidar olduğu bir Türkiye’de; 1. Toplumsal barış ve huzur ortamı sağlanır. 2. Terörle etkin ve çok boyutlu bir şekilde mücadele edilir. 3. Saadet iktidarında “Önce Ahlak ve Maneviyat” önde giden bayrak olur. 4. Etkiden ve önyargıdan kurtulmuş bir adalet sistemi kurulur. 5. Vasıflı insan yetiştiren bir eğitim modeline geçilir. İnançlı, hizmet aşkı ile dolu, fedakâr insanlar yetiştirmeye önem verilir. 6. Üreten ve kalkınarak büyüyen ekonomik sistem kurulur. 7. Şahsiyetli bir dış politika izlenir. Problemlerimiz savaş değil, barış, çatışma değil diyalog ile çözülür. Milletimiz, huzur ve barış iktidarına, Temel Karamollaoğlu’na ve Saadet’e vereceği bir oy kadar yakındır. Saadetin için Saadet ile #DEĞİŞTİR. Selam hidayete tabi olanlara…