MASA’LANMA ZAMANINA GELİNDİĞİNDE
“Güçlü Parlamenter Sistem”li bir Türkiye kurmak plan, proje ve hayaliyle görüşmeler yapan Saadet Partisi ve CHP’ye diğer muhalif partilerin de katılmasıyla, bürokratik bir kurumu çağrıştıran adıyla “Altılı Masa” oluştu.
İlk iki senede güçlü Meclis oluşturmak ve kurulacak hükümeti güçlü kılmak hedefti. Seçilecek Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini zaman içinde başbakana devri sağlanacak ve Meclis’in denetimi etkinleştirilecekti.
Muhalif partilerin ilk adımında, özelikle SP ve CHP’nin görüşmelerinde bu kanaat yayılmıştı seçmenler arasında.
Demokrat Parti’nin katılımı demokratik geleneği; Gelecek Partisi’nin katılımı Hariciye’yi; Deva Partisi’nin katılımı Maliye’yi, İYİ Parti’nin katılımı ise Dahiliye’yi denetim ve gözetim altına alacak çalışmalar yapma imkanı vermişti “Altılı Masa”ya.
Halkın arasında yayılan bu düşünce ve kanaat umut ateşini yakmış, seçim beklenir olmuştu. Anket firmalarının tespiti de bu yönde raporlar yazdırıyordu siyaseti takip uzmanlarına.
Altı benzemezden tutun, adayları yok propagandasına o günlerde girişti Cumhur İttifakı. Sayın Kılıçdaroğlu’nun aday olacağını da pompaladılar medyalarıyla bir yandan.
GOLLER YENDİ İYİ Mİ İYİ
İYİ Parti, Altılı Masa’nın zayıf karnıydı. İlk golü de onlar attı muhalefetin kalesine. Cumhurbaşkanı yardımcılığı gibi içi zor doldurulacak bir söylemdi icraatları. Sonra masadan kalkmaları (ikinci gol), Altılı Masa’nın gücünde şüpheler oluşturdu. Fakat bu ayrılığın, kalanlara avantaj sağlayacağı hesaplanınca da, İYİ Parti’yle ilgisiz iki belediye Başkanı Sayın Akşener’in dönüşüne malzeme yapıldı (Üçüncü gol).
Zaman, Altılı Masa’nın diğer partileri için çok çabuk geçmişti, doğru ve yeterli değerlendirme yapılamadığından, İYİ Parti’ye gelmeyin denilemedi (Dördüncü gol).
Hiç kimsenin ve bizim de yazmadığımız ve fakat muhalif ittifak kurulurken “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”i gerçekleştirecek iki patinin arzusu: Sayın Temel Karamollaoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etmekti. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da Başbakanlığa hazırlanıyordu.
Yetkilerin el değiştireceği ve Meclis’in güçlü kılınacağı sisteme en uygun isimlerdi bu liderler.
KAZANACAK ADAYI ÖNLEYEREK KAZANDILAR
Altılı Masa’nın, günü gelince açıklarız adayımızı, tavrından bu ihtimalin kuvvetini sezen Cumhur İttifakı’nın çok destekli gücü ve medyası sevimsiz bir “Bay Kemal” hitabına yöneldiler.
Günü geldiğinde Altılı Masa Sayın Kılıçdaroğlu’na adaylık teklif edecek, Sayın Kılıçdaroğlu da onur duyduğu bu teklifi Sayın Karamollaoğlu’na yönlendirecekti. Çünkü kazanılacak seçimden sonra demokratik icraatların başbakanı olmasıydı planlanan.(Tahminimiz) Dolayısıyla problem olsunlar maksadıyla Altılı Masa’ya yönlendirilen iki belediye başkanının isimleri ağızlara alınmayacak, İYİ Parti’nin usandıran geçimsizliği de o noktada kırılmış olacaktı.
İstanbul il binasının kurşunlanması da İYİ Parti’nin, Altılı Masa’ya atılan beşinci gol olmuştu. Olay İYİ Parti’nin bir teste tabi tutulmasıydı; haklıca ve akıllıca bir tepki gösterilemedi.
1973 seçim çalışmaları esnasında Isparta’da MSP adayı rahmetli Muammer Dolmacı ağabeyin kafilesine AP’lilerce bir saldırı vukuu bulmuştu. O günlerin ilk mitinginde, İstanbul Taksim’de, Süleyman Demirel’i ve partisi AP’yi hedef alan rahmetli Erbakan Hoca’nın, “Adamlarına bir daha böyle bir eylem gücü verirsen, senin nefesini keser, siyasi hayatını zora sokarım Süleyman!” hitabı, MSP’lileri morallendirmiş, AP’lileri dizginlenmiş ve demokratik hizaya sokmuştu. Tanık olduğum bir örnekti, yazdım.
PARTİLER PARTİLERE BENZER
“Milli” tavrını, duruşunu Altılı Masa çalışmalarında tavizsiz ve fedakarca muhafaza eden Milli Görüş’ün partisi Saadet Partisi’nin gücünü ve pozisyonunu tartışmaya gerek duymadan, diğer bileşenler üzerinde biraz duralım.
Altılı Masa’nın gövdesini oluşturan CHP’nin, yaşanan ihtilalli, kanlı ve 28 Şubat’lı geçmiş politikalarından analizler yaparak ders almış ve Türk siyasi literatürüne, kandırılmış olma haricindeki helalleşme alanını kazandırmış Sayın Kılıçdaroğlu’nun kabul ve hazmedilmediğini seçim sonrasındaki itirazlardan anlamak artık kolay.
1997 yılında REFAHYOL’a karşı Demirel tarafından Hüsamettin Cindoruk’a kurdurulan ve bizim de harfleri dolayısıyla Derleme Toplama Parti dediğimiz, 28 Şubat partisi DTP’nin günümüze İYİ Parti olarak yansıması da Mayıs 2023 seçimlerinin kaderini etkilemiştir. O gün o partide bir araya getirilen siyasilerden hatırlanan bir Sayın Cindoruk’tur; ara sıra CHP kanallarının ihtiyaç duyduğunda gösterdiği.
28 Şubat medyasının ünlendirdiği ve fakat hinterlandı hiç olmayan Hüsamettin Cindoruk’a o günlerde yerli Napolyon havasında ve İsmet Paşa tavrıyla söyletilen çizmeli bir cümle belki hatırlanır. “Bana çizmelerimi giydirmesinler” mi, yoksa “Çizmelerimi giyerim ha” gibi bir şey demişti?
Sayın Akşener’in “En büyük pişmanlığı”na bir paralellik aramayız, Sayın Cindoruk efelenmesiyle. Lakin görüşler görüşlere, partiler partilere benzer. Hem gömlekleri de benzer.
Geçmişin unutulan bir başka siyasetçisine benzeyen bir siyasetçi daha vardı Altılı Masa’da. Mesleki sıfatları da nasipliydi bu benzeşmeden.
DP’de milletvekilliği de yapan, ihtilal hükümetlerinde “Maliyeci” kimliğiyle öne çıkan bir Ekrem Alican ve genel başkanı olduğu “Yeni Türkiye Partisi”ni, DEVA Partisi ve Sayın Ali Babacan’la paralel görmemiz, bir yerde onları, geçmişte kökümüz var, iddiasına götürüp sevindirebilir. Fakat şu fark kapatılamaz: Yeni Türkiye Partisi, bir hukuk dehası ve siyasi mücadele uzmanı Süleyman Arif Emre’yi kazandırmıştı Türk siyasetine...
Demokrat Parti fikir ve geleneğini yaşatmaya ve geleceğe taşımaya gayretli DP ve Türkiye’nin geleceğinde olmak iddialı Gelecek Partisi hakkında ise şimdilik bir cümlemiz var. Gelecek Partisi, Saadet Partisi ile bir grup oluşturarak avantaj elde etmiş, cesaret ve hizmet yolunda iddialı bir adım atmıştır.
Cumhur İttifakı’nın MHP’sini, 60 öncesinin Millet Partisi’ne liderlerinin tavırları dolayısıyla eşlememiz, bir tarihsellik değeri de taşır. MHP’nin genleri, adını değiştirdiği ve Millet Partisi’nden türemiş CKMP’nin alyuvarlarını taşır. Bir farkla: O Millet Partisi ve lideri Osman Bölükbaşı, İttifakını muhalefetteki CHP ile yapmıştı ve her gün DP iktidarını topa tutuyordu.
Günümüzün MHP’si ise Cumhur İttifakı’nda olmanın faydasını, tek icraatı ve ekonomik yol göstermesi Ekim 2020’de başlattığı “Askıda ekmek” kampanyası olmasına rağmen, seçimlerde baraj üstü kalarak görmüştür.
Cumhur İttifakı’nın bir diğer partisi, Ecevitlerin partisi diye bilinen ve adında “Sol” olan DSP için ise, yine geçmişe dayalı bir değerlendirmeyle analizimizi bitireceğiz.
Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca’mızın yirminci asırda bir sorusu vardı onlara; cevabı bugün dahi verilemeyen: “Kuş musunuz, deve misiniz?”

