İktidarın tanım alanındaki muhalefet

“Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler de kendileridir.”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın 10 Haziran 2026 tarihli konuşması haber sitelerinde okuyuculara sunulurken, dikkatleri cazbedecek vurgu cümlesi olarak seçilen bu tespitini gördüğümde, analiz ve yorum yükleyeceğimiz yazımıza buradan başlama kararı verdim.

İki hafta önceki bir tarihte, 26 Mayıs 2026’da, Sayın Erdoğan’ın tuzak kuran silahşörler sınıfına koymayacağı ve bizim de iktidarın kalemşörlerinden bildiğimiz Habertürk yazarı Oray Eğin’in de “Devlet varmış” inancıyla, “30 Mayıs’ta Kanye West konseri var ve Travis Scott’i konuk olarak çıkaracağı söyleniyor. (Bizim notumuz: Dindar gençliğin Amerikalı idolleri olmalılar.) Havalimanları tıkır tıkır işliyor, lokantalar dolu. Dahası sanayi durmadı, market rafları boş değil, otomobiller yollarda.” Cümlesinin ana fikri sayılacağı propaganda makalesini de okumuştuk.

“Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar” mısraına İsmet Özel’in, özenerek söylersek, AKP zamanında oldu bunlar, reddedilemeyecek yegane gerçek budur, dememiz gerek.

“Bugün sokaklar mafya gruplarıyla dolu, üstelik yaş ortalaması da oldukça düşük.

‘Enkaz devraldık’ bahanesine sığınamayız; 24 yıldır yönetimdeyiz, sorumluluğu başkasına atamayız.”

Bir ay önce bu itiraflarıyla medyada yer bulan Sayın Arınç’tan değil, Oray Eğin’in yazısından faydalanmış Sayın Erdoğan’ın söz yazıcıları, gibi bir düşüncede değiliz.

“Ekonomik sıkıntılar var, fiyatlar yüksek ama savaşlar dünyanın en zengin ekonomisi ABD’yi de vurdu” buyuran ve bizzat ABD’de yaşayan Sayın Oray Eğin, “Aslında hükümet özgürlük vanaları çok değil biraz açsa, iphone vergilerini düşürse, biraz daha Atatürk dese, biraz da ekonomi düzelse destek yüzde 50’lerin çok üzerine çıkar” derken de iyi bir ilham vericidir.

Hem bizim meramımız da bugün AKP’yi yazmak değildir. Sayın Erdoğan, “Güçlü, dirayetli, başarılı, istikrarlı bir iktidar” tanımıyla aynı nutkunda zaten duyuruyor.

Üstelik, şimdi tarihinden biraz bahsedeceğimiz muhalefet var onun gündeminde de. “Vizyon, ufuk ve hassasiyet sahipli; eser, hizmet ve projede yarışma kabiliyetli muhalefeti 23 yıldır aradığını” beyan ediyor.

“Er veya geç Türkiye’nin hak ettiği kalitede bir muhalefete kavuşacağına yürekten inanıyorum.”

Sayın Erdoğan’ın bu cümlesini okuyan insanlarımız ne düşünürler? Özellikleri sayılan muhalefeti mi, yoksa mevcut iktidarın hep devam edeceğini mi?

**Hangi muhalefet yanlıştı?

23 yılın, muhalefet arayan bir iktidar için uzun zaman sayıldığı geçen asrın Türkiye’sinde, eski Türkiye’de siyasetçiler ara sıra muhalefeti konu ediyorlardı. O meşhurlardan biri yedi kere gelmekle öğünen merhum Demirel idi.

“İktidar her zaman vardır, her zaman olur. Binaenaleyh önemli olan muhalefettir. Muhalefeti güçlü ülkelerin demokrasileri fevkalade güçlüdür!”

Muhalefete verdiği hesap ölçüsünde iktidarını başarılı sayan Demirel’in Dışişleri Bakanı Erkmen’i gensoru ile düşüren ve siyaset tarihine gensoru ile ilk bakan düşüren parti olarak geçen MSP’nin şanlı muhalefetinden bugün örnekler sunacak değiliz.

Yazımızın başına koyduğumuz Sayın Erdoğan’ın tespit cümlesinde, pavyon masasına düşmeyi üzülerek söylemesini, iktidarına en yakın kanallardan birinde aylarca süren “Pavyon” konulu diziye atıftan ziyade, “Bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP’nin halk düşmanı, milli irade düşmesi ideolojisiyledir” vurgusuna bağlamak daha doğru olur, kanaatimizdir.

İktidar için kurulmuş partilerin ilki olan CHP, 1973’te MSP ile yaptığı tarihin en başarılı koalisyonu ayrı değerlendirilirse, hayatı muhalefet sıralarında geçmesine rağmen, yaşayan bir partidir.

**Muhalefet olmayı bilmeyen partiler mezarlığı

60’tan sonra kurulan AP ve 80’den sonra kurulan ANAP muhalefet partileri olarak yaşayamamışlardır.

ANAP’ın iktidara programlandığı ilk seçimin öncesinde, TRT TV’sindeki son açık oturumda, programında hiç olmayan “Köprüyü satacağım” iddiasını özellikle seslendirtenler, Meclis’e girme şansı tartışmalı HP’yi muhalefet yaparlarken, ANAP iktidarını da güçlendirmişlerdi.

1965 seçimlerinde yüksek bir oy oranıyla iktidara gelen AP’nin karşısında güçlü bir muhalefetin olmaması, bir yandan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’la Milli Görüş yürüyüşüne zemin hazırlarken, diğer yandan parti için muhalefet pazarlamasıyla ve uydurma bir DP ile MSP’nin önü kesilmeye çalışılmıştır.

AP’nin karşısında güçlü bir muhalefet yoktu, tezinin izahı da şöyledir:

1961 idamlarından bir ay sonra başbakan olan İsmet İnönü, 1961-65 aralığındaki koalisyonlarda başarılı olamayınca (Teknokrat ve bürokratlar DP yasaklısıdır) Şubat 1965’te istifa etmiş ve Ekim 1965 seçiminde AP’nin başarılı olması için hamleler yapmıştır.

Temmuz 1965’te “Ortanın Solu” sloganıyla partisini kenara çeken, ortayı ve sağı diğer partilere bırakan İnönü hükümetinin red oyu ile düşürülmüş olması da seçmen nezdinde bir mağduriyet oluşturmamıştı.

AP’nin 1965 zaferini, Demirel’e ve Meclis Başkanı olduğu için (mecburen) Bozbeyli’ye “Cumhuriyet çocuklarıdır” övgüleri düzen İsmet İnönü, partisini Menderes devri muhalefetinden de uzaklaştırmıştır.

**Antitez iktidarlara karşı Saadet Partisi

Geçmişin ayrıntılarının bir kısım da gelecek yazımıza kalırken, bugünümüzü meşgul eden CHP-(AKP-MHP-DEM) söz düellosu dolayısıyla diyeceklerimiz vardır.

Son seçimde ittifak yaparak YENİYOL Grubunun Meclis’e girmesini sağlayan Kemal Kılıçdaroğlu’nu, 1965-1973 aralığındaki İsmet İnönü’nün siyasi tavrına paralel bulmaya çalışmamızın tezi sayılabilir bu analizimiz.

Saadet Partisi’nin Meclis’te olması ve bilhassa Hasan Bitmez’in tarihi konuşmasından sonra Meclis kürsüsünde şehadeti, bugün yargı kararlarıyla konuşulan CHP kongresine giden yolun görünmeyen gerekçesidir.

CHP ile bağları sınırlı eski sol fraksiyonların, hücresel faaliyetlerinden kalan özellikleriyle CHP’li olmaya çalışmalarının yansımamaları Kılıçdaroğlu’nun elini güçlü kılmaktadır.

Son sözümüz: Netice ne olursa olsun, Saadet Partisi, Cumhur İttifakı karşısında, iktidar olmaya hazır yegane muhalefet partisidir, gerçeğine Türkiye artık ulaşmıştır.