Whatsapp Image 2026 07 03 At 13.12.57*Uçak sanayii kararından Hediye’li ‘’Karar’’ okumasına

“Kendi gücümüzle kalkınacağız. 1927’de Kayseri Uçak Fabrikası kuruldu. O fabrikanın kuruluşunda temel atarken yapılan konuşmaları okumayanlar, alsınlar okusunlar!

Sene 1927 düşünün. Uçak sanayii gibi bir sanayiyi biz kuracağız diyor. Bunun altında yatan mana nedir? Biz sanayileşeceğiz. Biz savunma sanayimizi kendimiz kuracağız, diye haykırmak demek bunun manası.

Bir kere daha dikkat çekmişizdir. O da şahsiyetli bir dış politika takip edilmiştir. En mühim unsur olarak bağımsızlık esas alınmıştır.”

Yazarımız Şaban Turhal’ın 30.06.2006 tarihli ve başlığına “Motor bizim değil” cümleciği konmuş yazısında “Elbette Türkiye’nin kendi savaş uçağını geliştirmesi hepimizin gurur duyacağı bir hedeftir. Buna kimsenin itirazı olamaz” mecburiyet vurgusundan önceki satırları, “Kaan” tartışmalarının özetidir.

“Önce ‘yerli ve milli’ manşetleri…

Ardından motorların ABD onayına bağlı olduğunun açıklanması…

Sonra ‘ABD ambargosu’ haberleri…

Ve bugün Trump yönetiminin motor satışına onay vermesi…

Bütün bu süreç gösteriyor ki, manşetlerde anlatılan ile ortaya çıkan gerçek aynı değil.”

Şaban Turhal’ın makalesinin altındaki belgelerden birinde de “Trump’tan Kaan jesti” sürmanşetiyle çıkan Karar Gazetesi’nin haber minyetini okuyoruz:

“Ankara'ya eli dolu geleceğini açıklayan Trump’ın 'hediye paketinden' KAAN motoru çıktı. ‘Yerli ve milli’ savaş uçağımızın ABD'den ithal edilmesi gereken aksamının satışı Kongre vetosuna takılmıştı. Beyaz Saray'ın devreye girmesiyle motorların tedariki sağlanırsa ilk etapta 40 adet KAAN uçağının seri üretimi yapılabilecek.”

Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın, Meclis Grubunda yaptığı ve sosyal medyada dolaşan konuşmasından, yukarıya aldığımız konuyla ilgili kısmıyla hafızalarımızı tazeledik, aktüel haberlerle de mukayese gücümüzü kuvvetlendirdik.

**

Hatırlatacağımız ikinci anımızı da, bulunsun ve sosyal medyada paylaşılsın umuduyla, rahmetli Erbakan Hoca’mızdan anlatacağız.

Vefatından önceki bir TV röportajında söylediklerinin, Mahmut Arıkan başkanın “Milli Egemenlik” konuşmasındaki “Çakıl taşı” vurgusuyla çakışması, Milli Görüş kararlılığının bir vesikası olsun.

TV programcısı, seçimlerden nasıl bir sonuç beklediğini, tahmini rakamlar vermesini arzulayarak sorduğunda, parmağıyla duvardaki Türkiye haritasını göstererek, “Duyması gereken kim varsa duysun, biz bu haritadan tek bir çakıl taşı vermeyiz!” Demişti, rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamız.

***

08.05.1994 tarihli Millî Gazete’mizin “Değmesin Yağlı Boya” sayfasında yayımladığımız bir karikatür var; rahmetli Orhan Soybay ağabeyin imzasını taşıyan.

Görme özürlü “Birleşmiş Milletler” anlatımının yanında, mağlubiyet hasarı üstünde tescilli NATO karikatürize edilmiş.

BM artı NATO’nun Bosna-Hersek’te verdiği bu poz, Millî Gazete tarafından, tarihe, en doğru kayıt olarak yazdırılmıştı.

“11 Eylül 2001 günü akşamı, Bush oğlu Bush’un korkularının etrafı güvenlik çemberiyle kuşatıldıktan sonra ilk defa ağzını açıyor ve Amerika cumhurbaşkanı olarak sahip olduğu bütün askeri, siyasi ve ekonomik gücüyle tüm Müslümanlara karşı harp ilan ederken, ‘Bu, bir haçlı seferidir’ diyor.”

29.06.2026 tarihli ve “Bunlar dinimize düşmanlar” başlıklı yazısında, ABD’nin, Müslümanlara karış harp ilan ettiği 2001 yılını hatırlattıktan sonra yazarımız Mahmut Toptaş Hoca, makalesini, Orhan Soybay çizgilerini onaylayan şu cümlelerle bitiriyor.

“Bosna’da iki yüz bin Müslüman, Birleşmiş Milletler ve NATO askerlerinin gözleri önünde Sırp Hıristiyanlar tarafından öldürüldü.

Onların Müslüman olmaktan başka hiçbir suçları yoktu.

Bugünlerde gazetelerde Sırp canilerin Batılı komutanlara, “Bizim Müslüman öldürmemize göz yumduğunuzdan dolayı teşekkür ederiz” dedikleri gazetelerde yayımlanmaya başlandı.

Bütün bunlar, bizim gözümüzü açmaya, ayrılıklarımızı birleştirmeye yardım ediyor.

Çınar ağacını içinden kurt yemezse, dışardan gelen kurtlar ona zarar veremezler.”

Whatsapp Image 2026 07 03 At 13.13.52

*Başkan çıkarmış Özal Baştan çıkmış Trump

“Aklınıza hangi tür kötülük geliyorsa bunları işlemiş bir aygır. Satanistlik mi ararsınız, yamyamlık mı arasınız, çocuk ve bebek katilliği mi arasınız, seks sapıklığı mı dersiniz, pedofilistlik mi dersiniz, insanlara hakaret mi dersiniz, yağcılık mı dersiniz, yalakalık mı dersiniz, başka devletlere haksız hukuksuz saldırı mı dersiniz, adam kaçırma mı dersiniz, başkalarıyla alay etmek mi dersiniz, tehdit mi dersiniz, şantaj mı dersiniz, gurur kibir mi dersiniz, aklınıza ne gelirse bu kötülükleri işlemiş bir tip bu Donald Trump.

Bu kötülükler ve aykırılıklar kralı ile şahsi dostluk kuran kişilere şüphe ile bakılabilirse de, bunlar şahsi tercihler olarak anlaşılıp üzerinde fazla da durulmayabilir.”

NATO toplantısı dolayısıyla ülkemize gelmesi beklenen Donald Trump’ın monografik portresini bu iki paragrafta anlatmış yazarımız Ekrem Şama ağabey, Millî Gazete’nin 29.06.2026 tarihli nüshasında ve “Tüm normallere aykırı bir Amerikan aygırı” başlıklı makalesinde.

Dünya medyasından derlenen Donald Trump sıfatlarının listesini, eylemlerini ve neticeleri açısından değerlendirmeyi tarihçilere bırakıp, ikinci paragraftaki kanaate bir kaç cümle ile itiraz edeceğiz.

Şahsi dostluk kuran kişilere şüphe ile bakmayı bir kenara koyalım, dediğini anladık Ekrem Şama ağabeyin. İtirazımız bu noktayadır.

Şahsi dostluklar, şahsi tercihler olmaktan kuruldukları anlarda çıkmışlardı. Şüphe ile bakmamız gerektiğine ise, tanıkları dinlediğimizde inandık.

1992 yılında ABD’de, Özal–Trump görüşmesini, oğul Ahmet Özal’dan dinledik. “Özal’ın skandal dostu” başlıklarıyla haberleri de yapılan Trump’un evine ailece gittiklerini, Özal–Trump başka bir odada saatler süren görüşmeyi yaparlar iken bilgisayarla oynadığını anlatmıştı oğul Özal.

İflas etmiş bir Trump’la ne konuştuğu T. Özal’ın hep merak edilmiştir. Oğul Özal’ın başka bir TV kanalındaki ifadesine göre Baba Bush ile dostluğu ileri olan T. Özal, Trump için aracı olmuştu.

“ABD’ye başkan çıkaran Özal” tespitini ise o programda bir akademisyen konuk söylemişti.

Korkut Özal’ın “Ağabeyim İzmir’den MSP milletvekili olacaktı. Erbakan mitinge geldi, bir konuşma yaptı ve seçilmesini engelledi” kanaati baz alınarak bir T. Özal analizi yapıldığında, Özal–Trump ilişkisi şahsi dostluk kategorisinden çıkar.

Şimdilik nokta diyelim!