“06 Aralık 1959’da saat 3.00’de başlayıp ertesi sabah 8.00’de biten bu kısa fakat çok dolu ziyaret” tanımıyla habere başlayan Hayat Mecmuası’ndan ayrıntıları okuyoruz:

“Başkan Eisenhower, Ankara’ya ayak bastığı andan yatmaya çekildiği ana kadar geçen çeyrek günlük müddet içinde, Bayar’ınkilere cevaben iki mühim nutuk vermiş, Anıtkabir’i ziyaret etmiş, kendisine verilen fahri doktorluk ve fahri hemşehrilik payelerini kabul etmiş, mühim siyasi müzakerelerde bulunmuş ve resmi bir gece yemeğine iştirak emiştir.”

Ziyaretin, mecmuadaki tek yorumunun ilk paragrafı da şöyle:

“Eisenhower’in Ankara’yı ziyareti için yalnız bir saat vakti olsaydı, bütün meseleleri, kortejin Esenboğa’dan Çankaya’ya gidişi esnasında halletmek mümkün olacaktı… Türk milletinin Amerikalı misafire ulaştırmak istediği bütün düşünceler yolları süsleyen tak’lara yazılmış, kendisine duyurmak istediği hisler ise, kaldırımları dolduran 300 bin Ankaralının şehri bir uçtan bir uca uğultu halinde saran ‘Varol’, ‘Yaşa’ seslerinde toplanmıştı. Eisenhower’in bütün bunlara cevabı ‘Kalbimi fethettiniz’ sözü oldu.”

Basınımızda “İKE” aile lakabının da çok kullanıldığı Eisenhower’in bu ziyaretinden 171 gün sonra, Türkiye’de, davetçi DP iktidarına karşı 27 Mayıs darbesi yapılmıştır.

Bu ziyaret, ABD destekli darbelerin ilki olan 27 Mayıs’ı hazırlamaya yönelik bir test ziyareti idi.

Dikkatler “Kalbimi fethettiniz” gönüllemesi yapan Başkan’a çekilmiş, gelen kadrosunun kimlerle, neler planladığı habercilerden saklanmıştır.

Fethettiğimiz bir kalbe karşı, nelerimizi aldıklarını ve halen almalarını araştıracak tarihçilerimize bu aktarmalarımız bir not olsun isteriz.

ROTA DÜMEN SUYU DALGALARDA UYU

1991–93 yılları arasındaki DYP+SHP koalisyon hükümetinin dış politikasını rahmetli Orhan Soybay bu karikatürle anlatmış, biz de DYB sayfamızda (25.10.1992) yayımlamıştık.

Demirel artı Erdal İnönü hükümetinin uyguladığı dış politikanın bu tescil belgesini önemine binaen tekrar yayımlıyoruz.

ABD’yi haç işaretli transatlantik çizen rahmetli Soybay, ona, inceldiği yeri olmayan bir urganla bağlı kayığı, sadece DYP–SHP hükümetini ifade etmesi için Demirel artı Erdal İnönü ile resmetmişti.

Kayık, Türkiye değildir!

Bir eski Türkiye hükümetinin dış politikasının hatası, yanlışlığı, ayıbı Millî Gazete’de bu karikatürle de tarihin kaydına aldırılmıştı.

Bugün o kayık yok, kayıktaki politikacı kişiler de.

Şimdi yeni Türkiye’de yaşıyoruz!

**

*Nasrettin Hoca da düşmüştü

Demirel’in, Çankaya’daki Özal’a karşı, hiçbir noktasında hizmet aşkı ve siyaseti olmayan, şahsını tatmine yönelik, hatta partisini dahi parçalama marifetli muhalefet mücadelesinden bir sahneyi de biz şöyle yazmışız. (03.01.1993/Milli Gazete)

Özal’ın, “Ben çocukken eşekten düşmüştüm” dediğini gazetelerde okuyan Demirel, Malatya yöresine adamlarını salarak, o eşeğin hemen bulunup getirilmesini istemiş.

Şimdi Ankara’nın siyaset kulislerinde bu eşek bulmak operasyonu konuşuluyormuş, bir eli viskili, bir eli çiğ köfteli milletvekillerince. Birbirlerine soruyorlarmış: Acaba Süleyman bey, eşeği ne yapacak?

Özal’ı indiremeyeceğini anlayan ve bu konuda hiçbir gayreti olmayan Demirel’in, her zaman olduğu gibi, bu işin de kolayına kaçtığını anlamak o kadar zor olmasa gerek. Eğer bulabilirse Özal’ın düştüğü o eşek… Ve eğer Demirel, eşeğin bulunmasıyla düşündüklerini bir uygulayabilirse… Bilmem o zaman Özal, Hoca Nasreddin gibi.

– Ben zaten inecektim, demek zorunda mı kalacak?..”

Eski Türkiye’de eşekten düştüğü Wikipedia kayıtlarına giren bir Özal ve ona rakip diye pazarlanan bir Demirel var iken, bizde de mizah üretme aşkı, şevki ve gücü vardı.

Şimdi yeni Türkiye’de yaşıyoruz!

HER YENİ NESİLE

EN YENİ BİR TARİH

MTTB’nin ÇATI dergisinde (15.06.1976 – 13. sayı) Bülent Ecevit’in ünlü Türk–Yunan Şiiri’ne nazire yazmıştım.

Adalar denizi “mavi sihir”

“Bir sıcak deniz.”

Batı yakasının uşağına,

Efendi bir “milletiz!”

Sayın Milli eğitim Bakanı’nın, tarihi her alanda yeniden yazmak açıklamasındaki, müfredata eklenen bir yeni tanım hatırlattı bize bu Ecevit şiirine emeğimizi.

“Ege Denizi yerine Lozan’daki adıyla Adalar Denizi ifadesinin kullanılması…”

Lozan’ın referans gösterilmesi, Lozan reddiyecilerine özel bir mesajıdır sanıyoruz Sayın Bakan’ın.

Hatta, devletimizin tarihine “Bebek–çocuk katili” tanımıyla kaydedilmiş mahkuma, Sayın Bahçeli’nin “Kurucu Önder” ve “Koordinatör” sıfatı vermesiyle, uzak–yakın hiçbir koordinatta alakalandırılamayacağına da şiddetle inanıyoruz!

50 yıl önce biz de savunmuşuz.

Ecevit’in “Aramızda” diye tarif ettiği Ege Denizine, “Adalar Denizi” demişiz. Üstelik Lozan’dan destek almadan.