* Muhsin Yazıcıoğlu’nun şüpheli bir helikopter kazası sonucu ölümüyle ilgili sis perdesi yine bu yıl da kaldırılamadı.

* Necip Hablemitoğlu bu yıl da yine faili meçhul cinayetler listesinde yer aldı. Katili ya da katilleri bulunamadı.

* Emekliler 2014 yılında da sürünmeye devam etti.

* Asgari ücretliler bu yıl da sefalet ücretine mahkum oldu.

* Zeki ama yoksul Anadolu çocuklarının eğitim görürken barındıkları Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları bu yıl da açılmadı. Bilindiği gibi bu yurtlar antidemokratik 28 Şubat sürecinde kapatıldı.

* Yeni ve sivil bir Anayasa bu yıl da yapılamadı.

* Zina, bu yıl da serbest olmaya devam etti.

* Türkiye bu yıl da Avrupa Birliği’ne alınmadı. Aksine, AB içindeki çatlak sesler yükseldi. 

* Yeni istihdam alanları oluşturacak büyük fabrikalar ve iş alanları bu yıl da inşa edilemedi.

* Askeri liseler bu yıl da Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bağımsız eğitim öğretimine devam etti.

* Genelkurmay Başkanlığı bu yıl da Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanamadı.

* Türk Silahlı Kuvvetleri’nden re’sen atılan ordu mensuplarının hakları söz/sözler verilmesine karşın bu yıl da verilmedi. 

* Siyasi partilerin üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi asılı duran yüzde 10 seçim barajı bu yıl da kaldırılamadı.

* Son olarak Bonzai ile gündeme gelen okullardaki uyuşturucu kullanımı bu yıl da önlenemedi.

* İstanbul’un trafik sorunu bu yıl da çözülemedi.

* Kadına şiddetin önüne bu yıl da geçilemedi.

* Benzin bu yıl da ucuzlatılamadı.

* İşsizlik sorunu bu yıl da halledilemedi.

* Terörün önüne bu yıl da geçilemedi.   Çözüm Süreci bu yıl da nihai noktaya getirilemedi.

* Hak ve hakkaniyetten yana bir hukuk ve adalet sistemi bu yıl da oluşturulamadı.

* Doğalgaz, elektrik ve su gibi temel gider kalemlerinde bu yıl da iyileştirme yapılamadı.

* Yolsuzluk, rüşvet ve kayırmaların önüne geçilemedi. Tam aksine tüm bu kalemler 2014’te de tüm hızıyla devam etti.

FAHRİ KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİLERİ MAĞDUR

Bu sütunlarda, -diğer birçok mağduriyetlerde olduğu gibi- benzer mektuplara yer verdim. “Ettekrârü vel ehsen, velev kâne yüz seksen- Güzel olanı yüz seksen kez de tekrar etsen güzeldir.” düsturundan hareket ederek, Muammer T’nin mektubunu Diyanet yetkililerinin dikkatine sunuyorum;

“Günümüzün en büyük ihtiyacı her sahada inançlı, dindar, samimi, eğitilmiş insan gücüdür. Kaliteli insan, kaliteli okullardan yetişir.

Din eğitiminin temeli de Kur’an-ı Kerime dayanır. Okullara seçmeli ders olarak Kur’an-ı Kerim, Siyer, Farsça, Arapça ve Osmanlıca (v.b.) derslerin de Müslüman bir memlekette aslında mecburi olması gerekir. Tüm aydınların bu davaya destek olması vicdan borcudur.

Devletimiz çalışan her kesime kadro vererek teşvik ediyor. Halk eğitiminde Kur’an eğitiminin ayrı bir yeri var. Bilhassa toplumun temelini oluşturan ailede kadınlarımızın din ve Kur’an eğitimi almaları diğer işlerden önce gelir.

Bizler köy ve mahallelerde açılan Kur’an kurslarında kadrosuz, geçici, herhangi bir sosyal hakkı olmadan ve çok güç şartlarda fahri Kur’an Kursu öğreticiliği yapıyoruz.

Toplumun yarısını oluşturan hanımların çoğuna Kur’an dersi okutmaktan mutluluk duyuyoruz. Hanımlar yeter ki cahil kalmasın. Bu vazife yapılırken Kur’an kursları ve fahri Kur’an kursu öğreticilerinin ihmal edildiği düşüncesindeyiz.  Kur’an kursları da okullar gibi düzenli bir şekilde yönetilsin. Eğitim için Diyanet daha çok Kurs açsın. Adalet, hukuk ve eşitlik gereği buralarda çalışan biz fahri Kur’an Kursu öğreticilerine kadro verilsin.

Geçici olarak çok az bir ücretle çalışıyoruz, o da yol parası ve masraflara yetmiyor. 28 Şubatta mağdur edilen bizlerin bu dönemde torba kanun ile de olsa kadrolarımızın verilerek yasal bir statüye kavuşturulması, Meclisimizden ve Hükümetimizden dileğimizdir.

Unutulmak ve üvey evlat muamelesi görmekten dolayı üzüntülüyüz. Çok az mevcudumuz var. Bütçeye yük olmayız. İnsaf sahibi tüm inananların desteğini bekliyoruz. Lütfen sesimizi duyurun.” (MUAMMER T.)

HAYRİ İNÖNÜ’YE KRİTİK SORU!

*  Seçilmiş bir belediye başkanının boynuna prangalar asılıyorsa ben elbette buna karşıyım,

*  Bir Belediye Başkanı kendi ekibini kurmak isterken sağdan soldan, “Hayır efendim, sen kendi ekibini kuramazsın, biz ne güne duruyoruz!” deniliyorsa, benim bunu kabul etmem imkansız,

*  Belediye Başkanının danışmanı, Başkanlık binasının koridorlarında dövülüyorsa, tekmeleniyorsa bunu izah etmek elbette mümkün değil,

*  Belediye Başkanının tasarruflarına birileri burnunu sokuyor ve “Şuna şuna ihaleleri vereceksin...” türünden dayatmalarda bulunuyorsa, bunun doğru olduğunu söyleyemeyiz,

*  Sandıktan çıkmış bir belediye başkanını ve eşini iddia edildiği gibi, “ölümle tehdit etmek” şayet doğruysa zaten büyük suç. Buradan bir yere çıkamayız…

Ama bakar mısınız

Ey, Hayri İnönü!

Ey, mahalli seçimlerde Şişli’den Belediye Başkanı seçilen, Milli Şef İsmet Paşa’nın torunu Hayri bey;

*  Bütün bu baskılara, ölüm tehditlerine, dayatmalara, sıkıştırmalara, aşağılamalara elbette karşı durmak gerekir de, siz seçilmeden önce, Mustafa Sarıgül tarafından hazırlanan  o “istifa belgesi”ne nasıl imza attınız, Allah aşkına! Şöyle mi oldu; “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı derim.” Böyleyse, bu yaptığınız “ilkesizliğin de ötesinde” bir yaklaşım tarzı değil midir

“Yakıldığı” öne sürülen o belgeye imza öyküsünü çok merak ediyorum, doğrusu.

***

Filmin devamı; Şişli Belediyesi ile ilgili kısa metrajlı filmin devamını yine bu sütunlardan izleyebilirsiniz... Zira, bu film burada bitmez!

SONUNU MERAK EDİYORUM…

1) Recep Tayyip Erdoğan Başbakanken, “Cumhurbaşkanı seçildiğinde oturan değil terleyen Cumhurbaşkanı” olacağını, Anayasal yetkilerini kullanacağını, bu çerçevede “Bakanlar Kuruluna Başkanlık edebileceğini” açıkladı.

2) AKP İzmir Milletvekili ve Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki gayrı resmi Danışmanı Binali Yıldırım, 5 Ocak 2015’te toplanması beklenen Bakanlar Kurulu’na Erdoğan’ın Başkanlık edeceğini ifade etti.

3) Başbakan Ahmet Davutoğlu, 5 Ocak 2015’te Bakanlar Kurulu toplantısının olmadığını belirtti.

4) Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Yıldırım’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı veya sözcüsü olmadığını, kendisine böyle bir görev de verilmediğini söyledi.

***

Bu restleşmenin finali nasıl sonlanacak sizce

NOT: Bugün 29 Aralık 2014, Pazartesi… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!