Zamanın sarkacı paslı bir bıçak gibi,

Karanlık çağın üzerinde salınıyor,

Gecenin en sağır anında duyulan bu sezi,

Derinlerden gelen bir çığlık gibi yükseliyor.

Kader levhası ilk nefesten evvel yazıldı,

Kötülüğün kumaşı orta yerinden yırtılıyor,

Mazlumun ahı arza değil, arşa yazıldı,

Zulmün göğünde güneşler batıyor.

Kibirden kuleler sarsılıyor temelden,

Korku sızıyor; ölüm gibi her bedenden,

Kaçış yok artık o kanlı mühletten,

Zalim ölüm dileyecek, mazlum her zerreden.

Tekinsiz bir araftayız hepimiz,

Gök ve yer durmaksızın kızıla çalıyor,

Görüş puslu, çekilen her nefes kurşuni,

Beklenen hesap vakti yaklaşıyor.

Toprak kusacak masumun dökülen kanını,

Dağlar haykıracak görünmez sanılan günahları,

Kırılmadan kemikleri o köhne asrın,

Kimse göremez yeniçağın kutlu şafağını…

Ne bahar müjdesidir bu,

Ne de tatlı bir rüya,

Gök kubbe yarılıyor,

Bak feryad-ı dünyaya!

Sessizlik bitti işte,

Koptu kopacak fırtına,

Hakikat çarpacak,

Tokat gibi zalim suratlara!

Yeni bir çağ değişimine gebe âlem,

Ama sessizce değişmez çağlar,

Zulüm kana bulanıp yıkılacak bir devir daha,

Sancı başlamıştır artık, doğum yakındır.