Türkiye nin Yüzde 99 u Müslüman ifadesi çok klişe ve
ezbere mi söyleniyor acaba Türk toplumunun İslami köklere sahip olduğunu ve
ruh ikliminin yüzyıllar boyunca bu duruma göre şekillendiğini, dolayısıyla
toplumun hemen her ferdinin öyle veya böyle İslami bir ruh köküne sahip
olduğunu söylemek elbette ki bir durum tespitidir. Ancak her fırsatta yüzde
99 u Müslüman demek, özellikle de İslami prensiplere ve hassasiyetlere uymayan
hayat gerçekleri göz önüne alınınca, bir klişeyi tekrar etmek gibi geliyor maalesef.
Esaslı bir nefs muhasebesi ve durum tespiti yapınca, geldiğimiz nokta
kesinlikle yüzde 99 u Müslüman bir toplum manzarasını yansıtmıyor.
Toplumumuzun çok büyük bir bölümü Müslüman, ancak
toplumumuzun bugünkü haline, insan ilişkilerine, yaşanmakta olan rezaletlere,
artan suç olaylarına vs bakınca, acil bir özeleştirinin şart olduğu görülüyor.
Müslüman bir topluma yakışmayacak bir durumdayız; Müslümanız, ancak bu durum ne
işlerimize yansıyor, ne beşeri ilişkilerimize, ne oturup kalkmamıza Ticaret hayatında
da, siyasette de maalesef bunun zerresi görülmüyor. Olan bitenler, her gün
şahit olduğumuz günlük hadiseler, Müslüman bir toplumu değil giderek yozlaşan
bir yapıyı gösteriyor. Eğitimsizlik, kuralsızlık, bilinçsizlik, toplumun İslami
karakterini ve buna bağlı olarak gelişmesi gereken İslami ruh köküne uygun
tavrı da gölgede bırakıyor artık.
Basit ve günlük olaylardan gitmek gerek. İnsanlar,
sohbetlerinde veya tartışmalarında sürekli olarak yüksek siyasetten bahsediyor,
ülke kurtarıp ekonomi reçeteleri anlatıyorlar birbirlerine, ancak herkesi
kuşatan bir gerek varsa o da gündelik yaşamın ta kendisidir. Yaşadığımız çevre,
içinde bulunduğumuz koşulların insani düzeyde olması, gündelik hayatın insan
hayatını kolaylaştırması, ülkelerin gelişmişlik ve kalkınmışlık düzeyini
belirliyor. Elbette, bu ülkenin fertleri
olarak, varolan sıkıntıları da, kendimizce çözüm önerilerini de, yeri
geldiğinde yüksek siyaseti de, diplomasiyi de konuşup tartışmamız normal.
Ancak bunlara fazlasıyla saplanıp, bizi esas olarak ilgilendiren günlük
yaşamdaki yani toplumun kendisinde olan marazları görmezden gelmek, olmaması
gereken bir durumdur.
Misal, temizlik imandandır prensibi, Müslüman bir
toplum olarak bizler için olmazsa olmaz kriterlerden birisidir. İslam
şehirlerinin tarih boyunca sıhhi ve temizlik bakımından pırıl pırıl olması,
bu prensibin bir eseridir. Aynı şekilde, bir Müslümanın da temiz ve bakımlı
olması, yine aynı prensipten ileri geliyor. Ama bugünkü şehirlerimize, bugünkü
insanlarımıza bakın bir de. Bu prensipten eser olduğunu söyleyebilir miyiz
Şehirlerimiz pislikten geçilmiyor, günlük yaşantımızda karşılaştığımız
manzaralar, çamur deryası yollar (her ne kadar asfaltlanmış olsa da), çöpten ve
sigara izmaritinden geçilmeyen kaldırımlar Adeta, temizlik imandandır
prensibine muhalif bir yol tutturmuş gibiyiz.
Mesela işlerimizdeki başıbozukluk, kuralsızlık,
hayatımızın da merkezine gelip oturmuş durumda. İşi ehline verme prensibini
çoktan terk etmiş vaziyetteyiz ve artık tutturduğumuz yol da adama göre iş
verme dir. Öyle olduğu içindir ki, giderek artan bir kuralsızlık, sistemsizlik,
başıbozukluk toplumumuzda hakim oluyor. Öyle olunca da torpil, iltimas, adam
kayırma hala gündemimizde yer alıyor. Toplumsal adaletin olmadığı yerde de
huzursuzluk, güvensizlik gırla gidiyor haliyle.
Günlük yaşamın yine kemikleşmiş kaidelerinden birisi de
bal tutanın parmağını yalaması kepazeliği. Misal, bir belediyenin dağıttığı
ihalede kendi yandaşlarına, partililerine veya menfaat temin edebilecek
olanlara iş vermesi, toplumumuzun normal karşıladığı bir vaka artık. Böyle
bir toplumun İslami bir karaktere sahip olduğunu, yüzde 99 unun Müslüman
olduğunu söylemek, en başta inanca hakaret oluyor artık. Teoride inanç
şampiyonluğunu bırakmayan toplumumuz, pratikte ilkesizliğin, kuralsızlığın,
menfaatçiliğin kıskacından kurtulamıyor.
Bu başıbozuk hallerimiz, gündelik yaşantımızdan siyaset,
ticaret, beşeri ilişkiler vs her noktaya bulaşıyor. Medeni olarak sayılan
ülkelere imrenerek bakıyoruz, çünkü kendi paçozluğumuza, kuralsızlığımıza,
ilkesizliğimize, inançtan sapmamıza bakarak böyle bir çıkarımda bulunuyoruz.
Bu şartlarda, yüzde 99 u Müslüman şeklinde bir
genelleme, mevcut durumu yansıtmıyor, üstünkörü bir değerlendirmeden öteye
gidemiyor. Elbette inanç bağlamında değil, ancak Müslümanca bir tavır anlamında
büyük bir zaaf ortada duruyor. Müslüman, bu kadar başıbozuk, kuralsız,
bilinçsiz ve menfaatçi olamaz çünkü.