Yurtdışı temsilciliklerinde oy kullanma işlemleri 9 Mayıs 2023 Salı günü (yarın) sona erecek. Yaklaşık üç buçuk milyon (3,5 milyon) seçmen 27 Nisan gününden bu yana gümrüklerde ve temsilciliklerde oy vermeye devam ediyor. Şu ana kadar açıklanan rakamlar, bir buçuk milyonun üzerinde bir katılımın varlığını ortaya koyuyor.

Katılım oranlarının toplamda iki milyonu bulması bekleniyor. Böylece seçmenlerin yaklaşık %60’ı katılım sağlamış olacak, ki bu sonuçlar yeni bir rekor anlamı taşıyor. Zira en son 2018 seçimlerinde katılım oranları %50 mertebesinde seyretmişti.

Hatırlanacağı gibi, 2018 seçimlerinde elde edilen bu oran da çok önemli bir netice olarak ortaya çıkmıştı. Gerek cumhurbaşkanlığı gerekse parlamento seçim sonuçlarında yurtdışı oyların etkisi açıkça görülmüştü.

Bu nedenledir ki, son yıllarda yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın seçimlerde oy kullanmaları konusu sıklıkla siyasi tartışmalarda çoğunlukla eleştirel bir söylem ile dile getirilen konular arasında yer almaktadır.

Yurtdışında yaşayanların Türkiye’nin geleceğine karar verme hakkının olmadığı, dolayısıyla seçimlere katılım hakkının verilmemesi gerektiği yönünde söylemler geliştirilmektedir.

Açıkça ifade etmekte yarar görüyorum. Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim. Bu söylem her şeyden evvel “göbeğini kaşıyan adamlar”, “makarnacılar” şeklindeki temelsiz ve üstenci bakış açısının dışavurumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla bugün için muhalefet partisi çevrelerince dile getirilen bir söylem olduğunu öncelikle ortaya koymak gerekmektedir.

Bunu niye özellikle ifade ediyorum. Çünkü ne yazık ki, esasında Türkiye açısından oldukça anlamlı bir gelişme olarak görülmesi gereken yurtdışı katılım oranları, sırf bugüne kadar muhalefet partilerinin arzu ettiği neticeyi beraberinde getirmediğinden bazı kesimler tarafından adeta şeytanlaştırılmaktadır.

Yurtdışında kullanılan oyların yaklaşık %60’ının mevcut iktidar partisini destekliyor olması, birileri açısından yurtdışı seçmenler ile ilgili olumsuz algıların inşa edilmesine zemin hazırlamaktadır. Hâlbuki belki önümüzdeki hafta açıklanacak sonuçlarda, belki ilerleyen seçim dönemlerinde yurtdışı seçmenlerin rızasını kazanmayı başaran başka partiler de çıkabilecektir. Dolayısıyla yurtdışı seçmenleri bir parti üzerinden değerlendirerek bir bütün halinde hedef tahtasına oturtmak akıl sahiplerinin tercih edeceği bir yaklaşım olamayacaktır.

Ne yazık ki, seçim sonuçları odaklı yaklaşım tarzı, seçmenlerin özgür iradesine saygı gösterme konusunda halen ne denli eksikliklere sahip olunduğunu ispat etmektedir.

Bu söyleme iktidar ve muhalefet partilerinin birlikte karşı çıkmaları ve bu ayrıştırıcı dile müsaade etmemeleri oldukça büyük önem arz etmektedir.

Bu sebepten dolayıdır ki, yurtdışı seçmenlerin siyasal katılımını seçim sonuçları üzerinden duygusal değerlendirenlerin bu ülkeye iyilik yapmadığının yüksek sesle dile getirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın seçimlere katılımının “Türkiye’de yaşamayanların Türkiye’nin geleceğinde söz hakkının olamayacağı”ndan hareketle engellenmesi gerektiği yönündeki sığ söyleme de müsaade edilmemelidir.

Bu söylem her şeyden evvel yaz döneminde bir aylık tatilini Türkiye’de geçirmek için on bir ay boyunca tasarruf ederek para biriktirmeye çalışan milyonlarca vatandaşımıza karşı çok büyük bir haksızlıktır.

Vatandaşlarımızın 60 yılı aşkın göç serüvenine rağmen Türkiye ile yakın bağlarından ve Türkiye’ye katkılarından bihaber değerlendirmeler bu ülkeye hizmet etmemektedir.

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yaz tatili döneminde gittikleri memleketlerinde şehir ekonomisine katkıları ve yöneldikleri genel ekonomik yatırımlar başlı başına bir değer taşımaktadır.

Bununla birlikte asimilasyon süreçlerine karşı milli kültürü-kimliği koruma refleksi göstermeleri ve bulundukları ülkelerde kendi benlikleriyle uyum içerisinde yaşama iradesi ortaya koymaları da Türkiye’nin diplomatik gücünün artması, diaspora oluşumunun hızlanması süreçleri bakımından büyük önem taşımaktadır. 

Sonuç olarak, muhtemelen yeni bir rekora ulaşacak olan yurtdışı seçmenlerin siyasal katılımı her halükârda Türkiye’nin yararına bir gelişme olarak görülmelidir. Seçim sonrasının gündeminde ise yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza yönelik talep ve beklentilerin karşılanması olmalıdır.