Esad sonrası oluşan yeni Suriye’de haklı olarak “istikrar” konusu tartışmaların odağında yer almıştır. Bu yüzden etnik ve dini parçalanma senaryoları sıklıkla dile getirilmiştir. Nitekim bu senaryoları destekleyecek şekilde, Siyonist işgal rejiminin Suriye’nin askeri kapasitesini zayıflatmaya dönük saldırıları, Şeyh Dağı’nı (Hermon) kontrol altına alması, Dürziler ve YPG üzerinden kaos girişimleri Suriye’nin güvenliği bakımından büyük riskler oluşturmuştur.
Bununla birlikte, devrimin hemen arkasından sahadan edinilen bilgiler, yeni bölgesel denklem açısından Suriye’de istikrarın sağlanması noktasında Şara’nın elini güçlendirmeye dönük bir stratejinin izleneceğine de işaret etmiştir.
Bu bağlamda, Suriye’de üniter yapının tesis edileceği ve tek bir ordu sistemine geçileceği hususları kırmızı çizgi olarak belirlenmiştir.
Esasında bu durum, şayet Şara’nın liderliğinde yeni Suriye kurgusunun inşa edileceği varsayımından hareket edilirse, zaten beklenen bir konumlanmadır. Güçlü lider profilinin oluşması için Şara’nın Suriye’de tek otorite haline gelmesi gerekmektedir. Bunun için de özerklik ve benzeri taleplerin saf dışı edilmesi tam anlamıyla bir zorunluluktur. Para ve ordunun kontrolü Şara’nın elinde olmalıdır.
Aradan geçen bir yıllık sürede net bir şekilde görülmüştür ki, Şara’nın üniter yapı inşasında çözmesi gereken en önemli sorun YPG’nin varlığıdır. Zira YPG’nin kontrol ettiği ve su-petrol kaynaklarına erişimi sağlayan bölgeler Suriye yönetimine geçmeden Süveyda’da ya da Lazkiye’de güvenliğin tam anlamıyla sağlanması mümkün olamayacaktır.
Ulusal güvenliği ve terörle mücadele politikası bağlamında Türkiye’nin de dikkatle takip ettiği ve destek verdiği bu sorunun çözümü de yine jeopolitik mutabakat neticesinde ortaya çıkacaktır ki, bu mutabakat sahada oluşmuş görünmektedir.
Zaten ABD ile yürütülen ikili temaslar, yaptırımların kaldırılması yönünde verilen uluslararası destekler, Suriye yönetiminin DEAŞ karşıtı koalisyona katılma kararını alması ve en son Paris’te ABD aracılığında İsrail ile Suriye arasında yapılan görüşme YPG’nin saf dışı edilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasına dönük gelişmeler olarak kaydedildi.
Hülasa, Suriye’nin yeniden yapılanma süreci iç dinamiklerden ziyade uluslararası ve bölgesel aktörlerin tutumuna ve çıkar dengelerine göre şekillenmeye devam ediyor. İran ve Rusya’ya mesafeli, İsrail ile çatışmaya girmekten kaçınan, Türkiye ile yakın iş birliğinde olan yeni Suriye’de Şara’nın güçlü liderliğinin algıdan gerçekliğe dönüşmesi YPG sorununu çözme becerisine göre şekillenecek.
Bir yanda on yılı aşkın süredir iş birliği halinde olunan YPG’ye verilen sözler, diğer yandan Şara ile birlikte yürütülen yeni dönem hazırlıkları düşünüldüğünde ABD’nin artık net bir karar vermesi gerekiyor. YPG’yi tercih ederse başta Türkiye olmak üzere bölge yönetimlerini ciddi ölçüde rahatsız edebilir ve bölgesel bir Arap-Kürt çatışmasına kapı aralayabilir. Şara’yı tercih ederse Suriye kısa sürede güçlü ve istikrarlı hale gelebilir ama bu durum kısa vadede yararlanacak gibi gözükse de uzun vadede İsrail’i rahatsız edebilir.
ABD’nin verdiği karar belli gibi ama burada önemli bir detaydan bahsetmekte yarar bulunuyor. Esasında Suriye içindeki SDG uzantılarından ziyade Kandil ve diaspora ayağı son gelişmelere karşı ciddi direnç gösteriyor.
Hatırlanacak olursa, Türkiye’de birinci çözüm sürecinin sonunda PKK’nın meşhur hendek macerasına girdiği dönemde de HDP’nin aslında sürece karşı olduğu ama Kandil ve diasporanın hendekleri adeta cebren dayattığı ilerleyen dönemde bizzat bazı HDP üst düzey yöneticileri tarafından itiraf edilmişti.
Suriye’de de yönetim kademesinde üst düzey görevler verilerek Kürtlerin sisteme entegrasyonu konusu sağlanacakken ve politik haklar teminat altına alınmışken Kandil ve diasporanın yönlendirmeleriyle özerklikte diretmek yorgunu yokuşa sürmekten başka mana taşımamaktadır.
Bununla birlikte gelişmelere bakarak son günlerde zikredilen “İsrail-ABD, YPG’yi sattı” söylemine de ihtiyatla yaklaşmakta fayda bulunmaktadır. Zira Siyonist rejimin değişmeyen politikası Arz-ı Mev’ud (vaad edilmiş topraklar) hakimiyetidir. Bunun yolu ise kendisi yeterli nüfusa sahip olmadığından, bölgedeki azınlıklar ile iş birliğine girmekten geçmektedir. Dürziler ve PYD üzerinden yürüttüğü çabalar bundan kaynaklanmaktadır. Ama unutulmamalıdır ki, bu Siyonist İsrail’in hedefidir. Yoksa Dürzilerin ve Kürtlerin önemli bir kısmı güçlü bir şekilde İsrail’in karşısında durmaktadır. İsrail sadece işbirlikçi oluşumlar aracılığıyla boşluktan yararlanmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla hem YPG’nin ve bazı Dürzi liderlerin bundan sonra alacağı konumlanma yakından takip edilmeli hem de bu oluşumların manipüle etmeye çalıştığı söylemlere karşı propaganda dili sahada güçlendirilmelidir.
Türkiye açısından da titiz takibin devam ettirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Zira mevcut gelişmelerin Siyonist işgal rejimini rahatsız edeceği aşikârdır. Hâlihazırda, ana hedefi Türkiye olan İsrail’in, Türkiye’yi de rahatsız edecek şekilde “istikrarsız Suriye” beklentisi boşa düşecek görünmektedir. YPG operasyonu sonrası eli zayıflamakla birlikte yeni süreçte Süveyda merkezli hareketliliğin artması ihtimal dahilindedir. Bununla birlikte İsrail’in sahada kaybettiğini masada almak adına yeni hamlelere yönelebileceği de unutulmamalıdır. Bunun için Suriye’de olası suikastlara ve provokasyonlara karşı uyanık olunması gerekmektedir. Yine İsrail’in Suriye ile resmen normalleşme politikasına dönme ihtimali de orta ve uzun vadede Türkiye’yi rahatsız edecek boyutlara taşınabilecektir.
Son bir detay daha var. 9 bine yakın IŞİD’linin Irak’a nakil süreci de yine önemli bir sorun potansiyeli taşımaktadır. 2014 yılında Irak güçlerinin aniden sahadan çekilmesiyle IŞİD’in bir anda ortaya çıktığı dönemin başbakanı Nuri el Maliki yeniden Irak başbakanı oluyor. Bu önemli bir ayrıntı olabilir. Zira IŞİD konusunda oluşacak bir ihmal, Suriye’den sonra Irak’ı yeniden çatışma alanı haline getirebilir. Irak’ta yaşanacak olası bir kaos ortamı İran’a yönelik beklenen saldırıyı kolaylaştırmakla birlikte Türkiye açısından da sınır güvenliği ve terörle mücadele açısından riskleri beraberinde getirebilir.