Uzunca bir süredir ülkeyi bir belirsizlik ve şartları en asgari düzeyin altına düşürüp orada ülke insanlarına var olma ya da hayatta kalma sınavına sokan mevcut iktidarın en büyük şansı kendisine kapaklanmak isteyen bir takım muhalif görünümlü menfaatperest tiplerin varlığıdır. Çevredeki az buçuk umudu yok ederek insanları daha da mecalsiz bırakan bu tiplerin en büyük özellikleri kerameti kendinden bilme hastalıklarına duçar olmuş olmalarıdır. Sevimsiz bu tipler, sanki hakikati söylüyorlarmış gibi bir role soyunarak enerji israfına sebep oldukları gibi ortaya attıkları ipsiz sapsız safsatalarla toplumsal sorunların da perdelenmesine vesile olup, iktidara da nefeslenme olanağı sağlıyorlar. Söylemleri ve eylemleri tamamen tutarsız olan bu kirli tiplerin astarsız yüzleri hatta birçok yüze sahip oldukları ve de kendilerinin en belirgin halinin yüzsüzlük olduğu muhakkaktır. İnsan, ülke insanına reva görülen yaşam standartlarına mı yansın yoksa bu tiplerin oluşturduğu mide bulantısına mı hayıflansın şaşırıp kalıyor.

Bir çabaya destek vermek yerine; ülkedeki dertlerin azalmasına insanların bir oh çekecek nefes aralığına ulaşmasına vesile olacak işlere omuz vermektense verilen omuzların üzerine yük koymakta mahir olan bu sevimsiz kimseler için tutunacak yegâne dal, sahte bir inanç örtüsünden başka bir şey değildir. Vaveylanın altından çıkan asıl sebep ise; kişisel menfaat ve hırslardan başka bir şey olmadığıdır. Attıkları her adımda kendilerini açığa düşürdükleri gibi gerçek amaçlarını da açık bir şekilde göstermektedirler. Onun için bu nevi kimselerin pek bir kıymeti olmasa da yüreği, gönlü bulanan insanların kapıldıkları kimi zehaplarla yol yorgunluğuna ya da yol, yordam ve amaç kirliliğine düşmelerine sebep olmaları işin asıl üzücü boyutunu teşkil etmektedir.

İşte bu noktada karar vericilerin bir karar vermesi gerekir. Bu astarı da yüzü de beş para etmez sevimsizliklere müsaade edecekler mi yoksa yürünen yolda kararlılıkla ilerlenecek mi? Ya da ilkelere ve yola tam manası ile gönül vermiş kimselerin yolculukları bu kimselere gösterilen müsamaha nedeni ile buruklaştırılacak mı? Buna bir karar vermek gerekir. Artık incelecek bir noktanın kalmadığı aşikârdır. Millet namına da ülke namına da bir değer oluşturma gayreti olmayanların yükünü taşımamak gerekir. Bu her şeyden önce yolun selameti için gereklidir. Özellikle yaklaşan seçimler göz önüne alındığında bu hastalıklarla bu orantısız mücadeleye girilmesi halinde yara alınacağı aşikârdır. Tıpkı daha önceki örneklerde olduğu gibi.

Bir mutabakat ile bir yola çıkılıyorsa sağlamlık önce yapıların içinde gerçekleştirilmeli ki yolda ayaklara bağ olunmasın, ağız tadına tatsızlık ekilmesin. İnsanına yabancı sadece kafasının içindeki uğultuyu hakikat sananların ne milyonların saadetini düşünecek ne de o yolda emek edecek güçleri ve motivasyonları olmayacaktır. Başka türlü bir insanlık inşa etme iradesi olmadan, kutuplaştırmadan hep beraber bir gelecek tasavvuruna sahip olmaksızın ilerlenemeyeceği kesindir. Onun için bazen yük azaltmak, hızlanmak için elzemdir. Yokmuş gibi davranmak, sevimsizliklerin olmadığı anlamına gelmez. Kendine sadakati olmayanların hiçbir şeye sadakati olmaz ve bu kimseler ile yol yürünmez. Kierkegaard’ın dediği gibi; “Yola çıkmak kaygıyı çoğaltmaktır; yola çıkmamaksa kendini kaybetmektir.” Hoşça bakın zatınıza…