Her sene olduğu gibi bu yılbaşı kutlamaları da mercek altına alındı. Öyle ya Türkiye, gitgide Paris den yüzünü çeviriyordu. Kimileri için bu durum laikliğin bir ihlali olarak algılanıyordu.

Fransa yerine egemen kriterler artık Arabistan dan alınıyor diye mateme bürünüyorlardı.

Bu yılbaşı iyice tedirgindiler.

Şöyle havai fişeklerin gökyüzünü aydınlattığı, konfetiler altında, ellerinde içki bardağı, sırtlarda dekoltelerle bir Paris adaptasyonu yılbaşı kutlanamayacak mıydı yoksa

Modern yaşamlar zaten tehdit altında idi.

Türkiye giderek Brüksel den uzaklaşıp, Ortadoğu yazgısını kabule yanaşmakta idi.

Eğlencede Anadolu nun adı ajandalarda yoktu.

Ama eğlencenin Beyrut u olmuş İstanbul bile sırtındaki yükleri atmaya hazırlanan bir deve hırçınlığına bürünmüştü.

Türk entelijansiyasının Şanzelize yerine koyduğu Taksim meydanında; sevgililer günü, yılbaşı, kimi modern eğlenceler tertiplenmekte idi.

Fakat bu yıl Taksim e de yasak gelmiş, kimileri yılbaşı kutlamanın bile yasaklandığını düşünmeye başlamışlardı.

Neyse ki Sarıgül imdatlarına yetişmiş, tıpkı muhafazakâr seçmenlerine Çanakkale gezileri düzenlediği gibi, modern hemşerisini de unutmamıştı.

Nişantaşı gecesi ile eğlenmek, içki içmek yeni yıla sevdiği ile birlikte girmek isteyenleri memnun etmişti.

Mütedeyyin kesim ise pervane gibi yine TV5 in çevresinde toplanarak, büyük bir aile olarak çoluk çocuk, genç yaşlı hep birlikte alternatif bir kutlama yapmışlardı.

Böyle birkaç yılbaşını yurt dışında geçirdiğimde, oralarda görmüştüm.

İnanmış insanlar camilerde toplanmış, çok güzel programlar yaparak; gençlerin o gece içki içip, sefahat âlemine dalmaması için yoğun çaba vermişlerdi.

Sıra gecesi düzenlemişler, erkekler çiğ köfte leğenleri başına yoğurmaya oturmuş.

 Kadınlarda sacların başına geçip, çocuklarına gözlemeler açarak, sabaha kadar süren alternatif bir kutlama sunmuşlardı.

Zira dışarıda havai fişeklerin büyüsüne kapılan çocuklar ya çok masraf ederek bunları ediniyor ya da arkadaşlarına takılıp sabahlara kadar uygun olmayan ortamlarda bulunabiliyorlardır.

Ne ki bu yıl Taksim den vazgeçemeyenler yine orada toplandılar.

Aralarında iyi ailelerin çocukları, okumuş yazmışlar, terbiyeli insanlar da vardı.

Fakat ne yazık ki; ertesi gün bütün dünyaya rezil olarak uyandık.

Bütün ajanslarda turist kızlara yapılan tacizlerin resimleri vardı.

Yüzlerce kişinin arasında kalan turist kızlar, insanlık haysiyetinden ve onurundan uzak kişiler tarafından çok insafsızca taciz edilmişlerdi.

Kızların acı ile haykıran yüzlerine bakmak, ertesi günü hepimizi utandırdı.

Madem eğlenmek için toplandınız; bunu insanca, başkalarının özgürlüğüne zarar vermeden, saygı ve merhameti kaybetmeden yapamıyor musunuz

Yoksa eğlence anlayışınızda başkalarının hırpalanması, acı çekmesi, utandırılması da mı yer almakta.

Üstelik ülkemizde turist olarak bulunanlara bir misafirin korunmasının da sorumluluğumuzda olduğunu öğretmediler mi size.

 Bütün Türkiye yi, hepimizi rezil etmeye ne hakkınız var.

Oysa aynı gece TV5 in düzenlediği yüzlerce kişiden oluşan o büyük ailenin fertleri de kalkıp evlerine döndüler.

Onların yolları üzerinde kimse bağırmadı.

Acı ile yüzü gerilmedi.

Ve bizler hiç utanç yaşamadık.

Sadece huzur ve mutluluk bulduk.