Yaşlı kadın,

Eşyaların eskisini müzelerde saklarlar da neden biz yaşlıları bir kâğıt

parçası gibi buruşturup atarlar diye soruyor. Çocuklarının nazarında bir eşya

kadar dahi değerinin olmadığını düşünmek ona acı veriyor. Bütün dünyada, eski

eşyalar kültürel birer miras olarak görülür ve özel mekânlarda saklanır. Çünkü

insan eşya üzerinden bir önceki kuşağa ulaşmak ve köklerine inmek ister. Ama

nedense yaşayanların kıymeti pek bilinmez. Geleneksel aile yapısında, yaşlılar

evin bereketi olarak görülür ve şefkatle bakılırdı. Yaşadıkları mekân,

kullandıkları eşyalar ve taşıdıkları kültürle bütünleşen yaşlılar iki nesil

arasında köprü işlevi görürdü.

Bizler bu hikâyeleri büyüklerimizin hatıra defterinden

okuyoruz. Çünkü günümüz insanı zayıfı sevmiyor ve zayıftan yana değil güçlüden

yana tavır alıyor. Zayıflık onda, eksikliği, düşmüşlüğü ve ihtiyaçlılığı

çağrıştırıyor. O yüzden eşyaların eskisini evinin özel bir alanında saklasa da

yaşlılarını huzur evlerine terk ediyor. Uzmanlar büyük anne büyük baba ile birlikte

yaşayan çocukların duygusal ve zihinsel zekâlarının daha iyi olabileceğini

ifade ediyorlar. Çünkü büyük anne ve büyük babalar çocuklara karşı hem daha

şefkatli oluyorlar hem de kültürel aktarım yapıyorlar. Büyük ebeveynler,

gelecekten daha çok geçmişe dönük yaşıyor ve tecrübelerini torunlarına

öğretmekten hoşnut oluyorlar. Bir hanım kardeşimiz büyük anneyi anlatırken

şunları anlatmıştı: Büyük annem bana şu üç şeyi öğütlemişti: Bunlardan biri,

düşmüşlerin yanında yer almak ve iyilik etmek, ikincisi, iyi insanlarla arkadaş

olmak, kötülere mesafeli durmak, üçüncüsü ise, her şartta ve her durumda

namazları geçirmemekti. Büyükannem özellikle namaz konusunda çok titiz olmamı,

aksi takdirde özümden uzaklaşabileceğimi söylerdi. Onu saygı ile dinlerdim

fakat nasihatlerini pek dikkate almazdım. Ama ölümünden sonra onun

nasihatlerinde ne kadar haklı olduğunu gördüm. Namazlarımı aksattığım bir dönem

oldu ve o dönem hata üstüne hata yapmaya devam ettim. Meğer namaz Allah ın izni

ile beni koruyan bir kalkan imiş.

Günümüzde nine ve dedeler güç yitimine uğramış ve

geçerliliğini kaybetmiş bir nesne gibi görülüyor ve hak ettiği değeri

göremiyorlar. Çünkü yeni nesillerin vicdan gelişimi zayıf, empati kuramıyorlar

ve güce tapıyorlar. Bu insanların emeği, hatıraları ve üzerimizdeki hakları

modern çocuklar için bir anlam ifade etmiyor. Onlara göre zayıf olan kötüdür,

çünkü çaresiz ve ihtiyaçlıdır. Hepimiz bu hayatın yolcularıyız. Kimimiz hayatın

başında, kimimiz ortasında, kimimiz sonunda bu yolculuğu tamamlayacağız. İster

istemez yolun sonuna kadar gelenlerin yorgunluğu ve üzerimizdeki emeği daha

fazladır. O yüzden bu insanlara saygı ve hürmette kusur etmemeliyiz.