Randevu krizinden muayene katılım paylarına yapılan yüksek oranlı zamlara, aile hekimliği sisteminden koruyucu sağlık hizmetlerine kadar birçok konuda önemli tespitlerde bulunan parti yöneticileri, “Vatandaş bugün hastalığıyla değil; randevu bulamamakla, aylar sonrasına verilen tetkiklerle ve her geçen gün ağırlaşan sağlık maliyetleriyle mücadele ediyor. Sağlık ticaret değil, sosyal devletin vazgeçilmez görevidir.” ifadelerini kullandı.
HASTANE KUYRUKLARI ORTADAN KALKMADI; VATANDAŞIN EVİ YENİ BEKLEME SALONUNA DÖNÜŞTÜ
Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Abdurrahman Ergin, yıllardır sağlık alanında başarı hikâyesi olarak anlatılan “Hastane kuyruklarını bitirdik” söyleminin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini belirterek, bugün yaşanan tablonun yalnızca kuyrukların şekil değiştirmesinden ibaret olduğunu söyledi.
Vatandaşların artık sabahın erken saatlerinde hastane bahçelerinde sıra beklemediğini, bunun yerine günlerce hatta haftalarca Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ekranında uygun tarih aradığını belirten Ergin, birçok branşta randevu bulmanın neredeyse imkânsız hâle geldiğini ifade etti.
İç hastalıkları, kardiyoloji, nöroloji, ortopedi, göz hastalıkları ve çocuk sağlığı gibi yoğun polikliniklerde yaşanan yoğunluğun her geçen gün arttığını belirten Ergin, yalnızca doktor muayenesinde değil; MR, tomografi, ultrason, laboratuvar ve görüntüleme hizmetlerinde de vatandaşın uzun bekleme süreleriyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
“Bugün vatandaşın en büyük problemi hastane binasının büyüklüğü değil, ihtiyaç duyduğu anda doktora ulaşamamasıdır.” diyen Ergin, erken teşhisin gecikmesi nedeniyle birçok hastalığın ilerlediğini, bunun hem insan sağlığı hem de kamu maliyesi açısından çok daha ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Ergin, “Eskiden kuyruk hastane kapısındaydı, bugün aynı kuyruk evlere taşındı. Fiziki kalabalık azalmış olabilir; ancak dijital bekleyiş, vatandaşın yaşadığı mağduriyeti ortadan kaldırmıyor. Sağlık sisteminin başarısı yapılan bina sayısıyla değil, vatandaşın zamanında sağlık hizmetine ulaşabilmesiyle ölçülmelidir.” dedi.
MUAYENEYE GİTMEDEN ÖNCE CEBİNİ HESAPLAYAN BİR TOPLUM OLUŞTU
Saadet Partisi Ağrı İl Başkanı Fethullah Tortumlu ise 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) değişikliğinin vatandaşın omuzlarına yeni ekonomik yükler bindirdiğini belirterek, muayene katılım paylarına yapılan yüksek oranlı artışların sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi.
Devlet hastanelerinden üniversite hastanelerine kadar birçok sağlık kuruluşunda katılım paylarının ciddi oranda artırıldığını hatırlatan Tortumlu, ekonomik kriz ortamında bu artışların milyonlarca vatandaşı doğrudan etkilediğini ifade etti.
“Asgari ücretli, emekli, dul ve yetim aylığıyla geçinen vatandaşlarımız artık hastaneye gitmeden önce cebindeki parayı hesaplıyor. İnsanlar hastalığını değil, tedavi masrafını düşünüyor. Sağlık hizmeti ekonomik imkâna göre alınabilecek bir hizmet değildir. Devlet, vatandaşına sağlık hizmetini ücretsiz ve erişilebilir şekilde sunmak zorundadır.” diye konuştu.
Tortumlu, aile hekiminden sevk uygulamasıyla oluşturulmaya çalışılan olumlu algının, hastanelerdeki yüksek katılım paylarını gizlemeye yetmeyeceğini belirterek, “Bir taraftan sevk indirimi anlatılıyor, diğer taraftan vatandaşın cebinden çıkan para katlanıyor. Bu yaklaşım sağlıkta adalet duygusunu zedeliyor. İnsanların ekonomik sebeplerle tedavisini ertelemesi, sosyal devlet açısından kabul edilebilir bir durum değildir.” ifadelerini kullandı.

ÇÖZÜM YENİ ZAMLAR DEĞİL; GÜÇLÜ KAMU SAĞLIĞI, KORUYUCU HEKİMLİK VE İNSAN ODAKLI POLİTİKALARDIR
Saadet Partisi Mardin İl Sorumlusu Fesih Bozan ise sağlık sistemindeki sorunların temelinde planlama eksikliği bulunduğunu belirterek, çözümün vatandaşa yeni mali yükler getirmek değil, sağlık sistemini bütüncül bir anlayışla yeniden yapılandırmak olduğunu söyledi.
Bozan, aile hekimliği sisteminin güçlendirilmesi, hekim ve sağlık çalışanı sayısının artırılması, devlet hastanelerinin altyapısının iyileştirilmesi, MHRS sisteminin etkin hâle getirilmesi ve vatandaşın ihtiyaç duyduğu anda sağlık hizmetine ücretsiz ulaşmasının sağlanması gerektiğini ifade etti.
Koruyucu sağlık hizmetlerinin ihmal edilmesinin hem hastalık yükünü hem de sağlık harcamalarını artırdığına dikkat çeken Bozan, sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi, düzenli sağlık taramalarının yaygınlaştırılması, obezite ve sigarayla mücadele programlarının güçlendirilmesi, çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve gıda güvenliğinin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini söyledi.
Bozan, “Devlet hastalık ortaya çıktıktan sonra yüksek maliyetlerle tedavi etmek yerine, vatandaşın hastalanmasını önleyen politikaları hayata geçirmek zorundadır. Sağlıkta gerçek başarı, hastanelerin dolup taşması değil, insanların daha az hastalanmasıdır.” dedi.

Saadet Partisi yöneticileri ortak değerlendirmelerinde ise şu çağrıda bulundu:
“Sağlık, parası olanın ulaşabildiği bir ayrıcalık değil, doğuştan sahip olunan temel bir insan hakkıdır. Devletin görevi vatandaşını hastalığından gelir elde edilecek bir unsur olarak görmek değil, insan onuruna yakışır, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli sağlık hizmetini herkes için güvence altına almaktır. Sağlıkta tasarrufun adresi vatandaşın cebi değil, kamudaki israf olmalıdır. Güçlü devlet; vatandaşını hastalandığında yalnız bırakmayan, hastalanmadan önce de onu koruyan devlettir.”





