Çetelesini tutmasak da,
Marketlerde, kahvecilerde, mağazalarda çalışan kadınların
Sosyal güvenceden yoksun oldukları, bir vakıa.
AVM’de çalışan genç kıza soruyorum, sigortan var mı?
Yok abla diyor, şaşırıyor da.
Ortalama insanın pek de merak etmediği bir konudur,
Çalışıyor ya, işi var çok şükür.
Hele kadın olunca, yarın biriyle evlenir, o bakar ona.
Ki o da sorunlu bir düşünce.
Boşanmaların bu denli arttığı bir toplumda kabul etmeliyiz ki kadınlar erkeklerden daha yoksul.
Bazen bu yoksulluğun erkeğin boğazına dayanan kama olduğu da bir vakıa.
Sosyal güvence yoksunu kadın, bunu bir silah gibi kullanıp yüksek nafakalarla kendini garanti altına almaya çalışmakta.
Ki bu da karşı tarafa haksızlık.
Fakat benim anlatmak istediğim bu değildi.
Evlere temizliğe giden 65 yaş üstü kadınlar görüyorum,
Onlara sormaktayım, sigortanız var mı,
Yok,
Bu çalışma nereye kadar sürecek, elden ayaktan düşünce bari emekli olma hakkı kazansaydınız.
“Ah, iş bulabildik de sigortayı düşündük” demekteler.
Rızık arayışlarının felci, işsiz kalmak.
Sadece dağda odun toplayan kadınlar, tarım işçileri, baristalar, bulaşıkçılar, büro işçileri, raf temizleyenler değil kariyer sahibi kadınlar da bazen iş bulamadığında, günü kurtarabilmek için erkeklerden daha düşük maaşla sigortasız çalışabilmekte.
Yaşamın yumuşak yüzü, herkese denk gelmez.
Ekonomik bağımsızlığı düşünmek yerine kazancını, ailenin ekstra harcamalarına yatıran kadınları anlatmak için “pasta kazananlar” terimini kullanan Rossini, sanki bizim Anadolu kadınını anlatmış.
Öyle ya eline geçen para ile sigorta primlerini ödemeyi düşünmeyen milyonlarca kadın, yeğeninin doğum gününde ona en güzel ayakkabıyı ya da pastayı alacaktır.
Kurnaz patronların yıllarca aynı iş yerinde çalışıp da erkeklere göre daha düşük sigorta primi ödediği için emekli olduğunda en az maaşı alanlar da ayrı bir acıklı hikâye.
Zira kadın, ömrünün yarısını verdiği çalışma hayatından sonra yaşlılığında bu kez düşük emekli maaşı ile yoksullukla mücadele etmektedir.
J.Joplin’in dediği gibi “kadınlar kaybeden taraftı”
Yaşlılığında tam dinleneceği sırada ekmek 8,5 lira olmuş.
Bir de yalnız kalmıştır.
Boşanma sadece başkalarına gelmemiş, kendisini de bulmuştur.
Psikolojisi alt üst olmuş, ailesi dağılmış, yuvasızdır artık.
Yoksullukla üstelik yıllanmış yaşlarla mücadele.
Kendini yaralı, yararsız, sert koşullara yetemez, zırhsız buluş.
Kişilikdışı yaşama talim, yaşlının yıkıcı, yakıcı kaderi olmamalı iken.
Yozgat köylü pazarındaydı onlar, İzmir Özdere’de.
Yozgatlı beli bükük nene, kırk yıldır tavuk ve ördeklerinin yumurtasını pazara getirdiğini anlattı.
Kızının evinin çatısını bile onarmış hep birilerine pasta sunmuş lakin kimse, primlerini öde dememiş.
Özdere pazarındaki yaşlı kadın da bahçesinin ürünlerini satarak okutmuş torunlarını, kendisine emekli aylığı düşünmeden.
Hep başkalarına bakmış onurlu insanlar için yıkımdır, evladına bile avuç açmak,
Umarım yaşlılıklarında o korkunç denklemden; yalnızlıktan, yoksulluktan uzak kalırlar.