Gezi Parkı olaylarının ülkeyi sarmasının ardından

İstanbul Valisinin attığı tweetler hem çok hoşumuza gitti hem de bu tweetleri

çok geç kalmış açıklamalar olarak gördük!

Önce İstanbul Valisine bir kulak verelim:

Kendilerini sadece özgür birey, partiler üstünde yurttaş

ve hiç kimsenin peşinde olmayan kendi düşüncelerinin savunucusu olarak

görenleri selamlıyorum.

Günlerdir Gezi Parkı nda duran bizim ülkemizin insanları

ve gençlerine gecikmiş selamlarımı iletiyorum. Sabahınız huzurlu olsun,

merhaba!

Her türlü olumlu olumsuz değerlendirme dışında bizim

insanımızla, bizim gencimizle konuşmanın ötesinde hiçbir şeyin önemli

olmadığına inanıyorum.

Anlaşsak da anlaşmasak da bizim birbirimizle dertleşmek,

birbirimizin gözüne insanca ve adaletle bakmamız şarttır. Her fert değerli ve

özeldir!

Her türlü eleştiriye açık bir sohbeti Gezi Parkının

kendini sadece özgür birey, yurttaş olarak tanımlayan gençleri ile yapmak

istiyorum.

Gençler Gezi Parkında kuş sesleri, ıhlamur kokusu ve arı

vızıltısıyla huzurlu bir sabah varmış doğru mu Aranızda olmak isterdim.

Bu cümleler olaylar bu boyutlara ulaşmadan önce kurulmuş

olsa ne güzel olurdu değil mi

İstanbul valisi gezi parkı için bir araya gelen

insanların üzerine güvenlik güçlerini göndermeden önce kendisi kalkıp gitmiş

olsaydı fena mı olurdu

Ne var ki bu tren kaçırıldı!

Şimdi atı alan Üsküdar ı geçtikten sonra geçmişin

hataları telafi edilmeye çalışılıyor ama iş işten geçmiş gibi görünüyor!

Keşke Vali bey bu güzel cümleleri olaylar başlarken

kurmuş olsaydı!

İstanbul Valisi bu güzel cümlelerin ardından şöyle özür

diliyor: Yaşanan olaylar içinde zaman zaman görülen ferdi hata ve aşırılıklar

özür dilemeyi gerektirir. Bir gönül için bin özür dilerim.    

Özür dilemek elbette büyük bir erdemdir.

Ama izninizle İstanbul valisine şairin diliyle ufacık bir

hatırlatmada bulunalım: Kırma insan kalbini yapacak ustası yok!