Yalnızlık öylesine sonsuz bir girdap ki sürekli
kayıplardan besleniyor. Ama dünyevi ama bireysel ama kolektif ama soyut ya da
somut olsun kaybettiğimiz her şey yalnızlığımızı daha da büyütüyor. Ve
yalnızlık adeta dipsiz bir kuyu gibi zamanı mekanı ve bütün hatıraları çekip
yutuyor. O yüzden yalnızların zaman mekan ve gerçeklik boyutundan tahayyül
boyutuna geçtiklerini ve burada kendilerini yalnızlıktan kurtaracak imgeler
oluşturduklarını görürsünüz.
Hayatımızdan kopan
her şey, geri dönülmez bir yoksunluğa ve mahrumiyete dönüşüyor. Çünkü kaybetmek
sadece bizim için değil çevremizdeki kimseler için de bir zayıflık belirtisi
olarak görülüyor. İnsanların ekserisi gücün peşindedir ve zayıflığı da zayıfın
yanında yer almayı da kendilerine yediremezler. Kanser tedavisi gören ve
kendini çok yalnız hissettiğini söyleyen bir hanımefendi duygularını şöyle
ifade etmişti: Hastalıktan önce en büyük korkun ne diye sorulduğunda,
yoksulluk demiştim. Şimdi ise yalnızlıktan ve insansız kalmaktan korkuyorum,
çünkü dostlarım beni terk ettiler Hastalık kişinin hayatında önemli kayıplara
neden olur ve siz kaybettiklerinizin hüznünü yaşarken etrafınızdaki insanların
yavaş yavaş azaldığını görürsünüz. Böyle durumlarda gerçek bir dostun büyük bir
kazanç olduğunu anlarsınız ama artık çok geç olmuştur.
On beş yıldır diyaliz makinesine bağlı olarak yaşayan bir
yakınım ise duyguların şöyle ifade etmişti: İnsan bir organını kaybettiğinde,
doğrudan aklına odaklanıyor ve aklını kaybetmekten korkuyor. Tamam,
organlarımın bir kısmı işlevini yitirdi ama en azından ben varım varlığımın
farkındayım düşüncelerimin katmanlarından ilerleyerek Rabbime yaklaştığımı
hissedebilirim, bunu da aklımın sayesinde yapabiliyorum
Etrafımızda ama nesnel ama öznel her an bir şeyler yok
olup gidiyor. Bir yaşlı ölüyor bir bebek doğuyor, bir yandan yeni eşyalar
üretilirken diğer yandan eskiyen eşyalar atılıyor, mevsimler gelip geçiyor,
insan doğuyor yaşlanıyor ve ölüyor. Hayatın sürekli devam eden bir döngüsü var
Bu döngü içinde insan, bağlanıyor ve bağlandığı nesnelerden koptuğunda
yalnızlaşıyor Elbette yalnızlık acı ve ıstırap veren bir duygu. Ama insanız ve
bu hayatın içinde acı da var, hastalık ta var, yalnızlık da var ölüm de var.
Zor da olsa bunu kabul etmek zorundayız.