YAKIN tarihimizde o kadar çok esrârengiz işler cereyan etmiştir ki, bunların dünyada bir benzeri yoktur. Bunlardan bazılarını ana başlıklar halinde sıralayalım:

* Geçen yazımızda belirttiğimiz gibi, Kurtuluş Savaşı öncesinde takınılan tavırlarla, söylenilen sözlerle, zaferden hemen sonra takınılan tavır ve söylenilen sözlerin birbirine taban tabana zıt oluşu… Meselâ, Lozan görüşmelerinin birinci safhası bitmemişken TBMM Başkanı M. Kemal’in Balıkesir’deki Zağanos Paşa Camii’nde; “Anayasamız Kur’ân’dır” demesiyle, Lozan görüşmelerinin ikinci safhasından ve anlaşmanın imzalanmasından sonra söyledikleri ve yaptıkları…

* “Misak-ı Millî” sınırları üzerinde bütün meb’uslar müttefik iken, Lozan’da bu sınırların delik deşik oluşu… Binlerce köyü, kasabayı yakan, şehirleri yakıp, yıkıp, tâlan edip viraneye çeviren, yüz binlerce masum insanı hunharca katleden, on binlerce kadın ve kızın nâmusunu, ırzını pâyimal eden Yunanlılardan tek kuruş tazminat alınmaması… Üstelik Batı Trakya’nın, Ege Adalarının Yunanlılara bırakılması. Musul, Kerkük, Hatay’ın Anavatan sınırlarına dâhil edilmemesi… Bütün İslâm âleminin birliğinin sembolü olan Halifeliğin kaldırılması… Devletin ruhu olan sistemin İslâm oluşunun değiştirilmesi…

* Lozan’da Misak-ı Millî sınırlarından tâviz verilmesine şiddetle karşı çıkan Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Beyin hunharca katledilmesi… Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Halit Paşa’nın TBMM içinde suikasta maruz kalması! Üstelik iki gün boyunca hastaneye götürülmeyip Meclis’te kan kaybından vefatına seyirci kalınması…

* Fethin sembolü olan Ayasofya’nın sahte bir kararnâme ile müzeye çevrilişi…

* Mustafa Kemal’in ölümü… İsmet İnönü’nün hem CHP Genel Başkanı, hem Cumhurbaşkanı oluşu ve İnönü devrinde yapılanlar…

* 1941 yılında, yani Tek Parti-Tek Şef devrinde ABD ile yapılan eğitim anlaşması ile Amerikan Büyükelçiliğinde bütün müfredatın tespitine imkân verilmesi ve bütün iktidarların bu anlaşmaya uyarak, “eğitimde milliliği” traji-komik bir durumda bırakması…

* Demokrat Parti iktiranının güçlü olduğu zamanda, ne için ve hangi aklın tavsiyesi ile çıkarıldığı hâlâ tartışmalı olan 5816 sayılı kanunun çıkarılışı…

* Merhum Turgut Özal’ın, Musul-Kerkük başta olmak üzere Misak-ı Millî sınırlarını gündeme getirmesi, Tek Parti devri sultasının sona erdirilmesini gündeme taşıması ve televizyonlardaki açık oturumlara başkanlık ederek bu konuları tartışmaya açması ve akabinde şüpheli ölümü…

* Refahyol İktidarı zamanında yapılan 28 Şubat darbesi ve RP’ye yapılanlar…

* Sayın Recep Tayip Erdoğan Başbakan iken aracının kapılarının kilitlenmesi. Şoförün de araçtan inmesi ve beş dakika daha geç kalınmış olsa, beyinde büyük hasar oluşacak ve belki de vefat edecek oluşu…

* “Bülent Arınç’a suikast yapılacağı” bahane edilerek Kozmik Odaya girilmesi ve devletin en mahrem sırlarının bir kumpasla alınmak istenmesi…

* Birinci ve İkinci Körfez Savaşı sırasında ülkemizdeki üslerin ABD Savaş uçaklarının kullanımına açılması ve buradan havalanan Amerikan uçaklarının binlerce sorti yaparak on binlerce Müslüman Iraklının ölümüne sebebiyet vermesine göz yumulması… Suriye’ye yönelik operasyonlar için ABD ve stratejik ortaklarının üslerimizi kullanmalarına izin verilmesi… Org. Eşref Bitlis Paşa’nın suikasta maruz kalması…

* “One minute” ve Mavi Marmara katliâmı tepkilerinden sonra, İsrail’le çok yönlü anlaşma yapılması ve Mavi Marmara’dan dolayı açılan dâvâlardan vazgeçilmesi…

* Ülkenin Cumhurbaşkanının ve Başbakanının, 15 Temmuz Darbesi ile ilgili bilgileri yakın akrabalarından öğrenmiş olmaları ve FETÖ’nün devlet içerisindeki korkunç yapılanmasının o ana kadar farkına varılamaması… Daha pek çok esrârengiz işler var, ama akla kapı açması için sanırım bu kadarı yeterli…