Sinekler küllükte bir araya gelirken, kelebekler güllükte bir araya gelirler.

Arılar, bin bir çiçekle ülfet ederek alışveriş yaparlar ve arı bu ülfet ve ünsiyetten bal elde eder, çiçek de neslinin devamını sağlamak için döllenir.

Bu ülfet ve ünsiyeti sağlayan çiçekler midir, yoksa kelebekler ve arılar mıdır?

Cevabı, Kadr süresinden alalım.

Rabbimiz Kadr gecesini bize tanıtırken, o gecenin bin aydan daha hayırlı olduğunu haber verdikten sonra:

“Rablerinin izniyle o gecede melekler ve Ruh (Cebrail), her türlü iş için ard arda iner” (Kadr süresi ayet 97/4) diyerek meleklerin yeryüzüne indiğini haber verir.

Çünkü bu gecede Kur’an nazil olmaya başlamıştı. Kendisine Kur’an nazil olan sevgili peygamberimiz vardı bu yeryüzünde.

Şimdi ise o Kur’an, ve o Kur’an-ı Kerim’i gönlünün en derin yerinde iman gibi saklayan ve gücü yettiği kadar onu yaşamaya çalışan Müslümanlar vardır.

O Müslümanları selamlamak için başta Cebrail aleyhisselam olmak üzere melekler yeryüzüne iniyorlar.

365 geceden bir gece iken, kendisinde Kur’an’ın nazil olması nedeniyle gecenin kadri, kıymeti arttı ve Kadr gecesi oldu ve hakkında bir süre nazil oldu.

Yeryüzünde var olan her şeyin insan için yaratıldığını haber verir Rabbimiz. (Bakara süresi ayet 2/29)

Asıl olan insandır. İnsan için de asıl olan yine insan kelimesinden türetilen ünsiyettir.

Ülfet ve ünsiyetimizi sağlayan da bizi insan olarak yaratan ve indirdiği kitap ile ülfetin ve ünsiyetin yolunu göstermiştir.

Kureyş süresinde biz insanlara en lazım olacak şeyin başında ülfet olduğuna dikkat çekmiş, ardından midelerin doyurulmasına dikkat çekmiş, ülfeti sağlanan, karınları doyan insanlar için en lazım şeylerden birinin de güvenlik olduğuna dikkat çektikten sonra bütün bu ülfet, doygunluk ve güvenliğin sağlanması için Allah’a kulluğa dikkat çekmiştir.

Bizi yaratan Rabbimizin kitabının ahkâmını terk edeli yüz yıl oldu.

Ama o kitabın bir emrini bu günlerde milletçe yerine getiriyoruz.

Cumhurbaşkanından isimsiz vatandaşımıza kadar herkes, Ramazan orucuna bir şekilde katılınca yüz binin üzerinde camilerimizde yatsı namazında milyonlarca insanımız bir araya geliyor.

Her akşam iftar sofralarında mideler arasında denklikler sağlanıyor.

Güvenliğe gelince, hemen en yakın karakola gidiniz ve yetkiliye sorunuz, bir hafta içinde en az suçun hangi gün işlendiğini sorun, cevap “Cuma günü” olur.

Yetkili böyle bir soruyla ilk defa karşılaşmışsa cevap vermede tereddüt edebilir.

Siz ona en son haftanın kaydına bakıvermesini söyleyin.

On iki ay içinde en az suç Ramazan ayında işlenir.

Bunu da kayıtlardan çıkarılabilir.

Her konuda istatistik yapan ve yayınlayan  kurumlar, bunu da yayınlasalar iyi olur.

Dikkat ediniz, İslam’ın binlerce emir ve yasağı askıya alınmış, rejime zarar vermeyeceği zannedilen namaz, oruç, hac ve zekâta izin verilmiş.

Bu binlerce emirden biri olan oruç emri, toplum tarafından yaşanırsa bir aylığına ülfet, midelerin dengelenmesi ve güvenlik geri geliyor.

Ya bütün emirlere ve yasaklara riayet edilirse neler olur…