Bismillâhirrahmanirrahîm!
DÜNYA Amerika’nın sınırsız desteğiyle yapılan İsrail zulmünü yakından izliyor. Kim olursa olsun, insan olanın vicdanı zulmü kabullenmiyor. ABD’nin; “BEN, sadece BEN, ne olursa olsun BEN” diyen kibirli ve bencil tutumunu kabullenmek mümkün mü? Suni sebepler icat ederek çıkarı olan her yere saldırıyor. Son İran saldırısında yalnız Hamaney ve aile fertleri, üst düzey askerî erkân hedef alınmadı. Kız ilkokulu da hedef alınarak 151 öğrenci katledildi.
Epstein dosyalarından anlaşıldığı üzere dünya, insan etinden beslenen zalim Netanyahu ve Trump’ı görmek istemiyor. Siyonist, işgalci, terörist İsrail vatandaşlarını ülkelerine almayı düşünmüyor. Bilim kurulları, sporcular, sanat ve müzik dünyasının aktörleri İsraillilerle beraberlikten uzak duruyorlar. Sivil halklar olarak dünya, İsrail ve Amerika’ya mesafeli davranıyorlar.
Bunca dışlanmışlığına rağmen, İsrail ve Amerika, haydutluk ve korsanca cesareti nereden alıyor, dersiniz? Hani, Erbakan Hoca’nın Siyonizm’i timsaha benzetmesi vardı ya! Siyonizm’in gövdesini, “İslâm dünyasının işbirlikçi yöneticileri” olarak açıklıyordu. İslâm ülkelerinin yöneticileri güya “risk” almamak için zalime karşı taviz üstüne taviz veriyorlar. Bugün 1 riski göze alamıyorsunuz, ama yarın yüzlerce tehlikeyle karşı karşıya kalacaksınız!
Trump; Abraham Anlaşmaları, İsrail’le normalleşme, garantörlük, Gazze Barış Planı gibi içinde pek çok tuzak barındıran yöntemlere başvuruyor. İslâm dünyası için bir şey yapıyormuş gibi gösteriyor, oyalıyor, zaman kazanıyor. İsrail ve ABD’nin bulunduğu bir işten hayır gelmeyeceği çok iyi bilinmelidir.
SOYKIRIMA TEPKİ
BERLİN’DE “En Değerli Film” için ödül töreni yapılıyordu. Ödülü, “Hint Rajab’ın Sesi filmiyle Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hania kazanmıştı. Filmde “5 yaşındaki Filistinli bir kızın İsrail ordusu tarafından öldürülüşü” anlatılıyordu. Tunuslu yönetmen, Filistinli kızın ölümünün bir istisna olmadığı, sistemli bir soykırımın parçası olduğu” gerekçesiyle kendine verilen ödülü kabul etmedi.
Yönetmen Hania, “Soykırıma siyasi koruma sağlayan insanlar olduğunu” söyleyerek, tepkisinin gerekçesini şöyle açıkladı: “Sinema, imaj aklama alanı değildir. Barıştan bahsediyorsak, adaletten de bahsetmeliyiz. Onların ölümlerinin, barış hakkında nazik bir konuşmanın arka planı olmasına izin vermeyeceğim. Onların ölümüne neden olan yapılara dokunulmadan bu ödülü alamam.” (19 Şubat 2026)
Sayın Hania, verilen ödül konusundaki tavrının ne olacağını da şöyle açıkladı: “Bu gece ödülü eve götürmeyeceğim. Bir anı olarak burada bırakacağım. Barış, sorumlu tutulma ilkesine dayanan yasal ve ahlâkî bir yükümlülük olarak kabul edildiğinde, geri gelip bu ödülü sevinçle kabul edeceğim.”
Yönetmen Kaouther Ben Hania’nın bu duyarlı, cesur ve onurlu duruşunu tebrik ediyorum. Bu kararlı konuşmanın sansürlendiği anlaşıldı. Bunu fark eden onlarca sanatçı Berlinale yönetimine şiddetle tepki gösterdi: “Sektörümüzdeki kurumların Filistinlilere karşı gösterilen korkunç şiddete ortak olmayı reddetmesini bekliyoruz.”
Kaliforniya güzellik kraliçesi Carrie Prejan Boller de; “İsrail’e kulluk etmektense ölmeyi tercih ederim” deme kararlılığını gösterdi. (24 Şubat 2026)
UYAN MÜSLÜMAN
SİYONİST İsrail’le sömürgeci Amerika’nın şiddetini artırıp daha da şımardığını hep birlikte görüyoruz. En çok kafayı taktıkları konuların başında “nükleer silâhlar” geliyor. Kendileri “nükleer silâh” üretmiyor mu? Hem de fazlasıyla üretiyorlar. Bu tür silâhların “özellikle İslâm dünyasında olmasını” istemiyorlar. Daha özelde İran’da olmasını hiç mi hiç istemiyorlar. Niçin? Siyonizm’e karşı “duyarlı” olan İran’ın, bu silâhları kendilerine doğrultmasından korkuyorlar.
Gizlice “nükleer silâh” üretme hazırlığında bir ülke var mıdır, bilmiyorum. Ama İsrail ve ABD dâhil; Almanya, İngiltere, Fransa, Belarus, Rusya, Hindistan, Kuzey Kore gibi en az 12 ülkede nükleer silâh üretildiği biliniyor. Hepsi bir tarafa, ABD, “İran nükleer silâh üretemez” diyerek İran’da nükleer silâh üretimine “yasak” getiriyor. Ne kadar garip değil mi? Ukalalık ve bencilliğin dik âlâsı…
Gerek ABD’nin, Venezuela Devlet Başkanı ve eşini bir gece Amerika’ya kaçırması; gerekse Epstein dosyalarının oluşturduğu tehlike, İslâm dünyasının acilen toparlanmasını zorunlu kılıyor. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, İsrail ve ABD’nin birlikte İran’a saldırması karşısında, İslâm dünyasına “birlik” mesajları verirken; hükûmete de ABD’nin İncirlik ve Kürecik askerî üslerini kapatmasını önerdi.
Bölgemizde savaş başlamıştır. Buna “3. Dünya Savaşı” diyenler var. Gözle görülecek kadar açık ki, bölge hareketlendi. Eksikliklerimizi tamamlama, birbirimizle kenetlenme zamanı! Ayrılık unsurlarının her çeşidinden uzak durma günü! Allah akıbetimizi hayreylesin!