İHTİYAÇ deyince, sadece eksikliğini hissettiğimiz şeyleri

düşünürüz. Halbuki bu durum bizi kendi ihtiyaçlarımıza odaklanmaya ve zaman

içinde bencilliğe sürükler.

Oysa insan nasıl ki almaya ihtiyaçlıysa aynı şekilde

vermeye de ihtiyaçlıdır. İhtiyaçlar ise ancak anlayış ve paylaşımla

giderilebilir. Yardımlaşma insanda iyilik hali uyandırıyor ve mutluluk

hazinesine akıyor. Alan kişinin memnuniyeti verene geçiyor ve verilen şey iki

insanın kalplerini birbirine bağlıyor.

Bizim toplumumuzda çocuklar fedakârlık, cömertlik ve

paylaşımı aile ortamında yaşayarak öğrenirler. Annelerimiz, yiyeceklerin bir

kısmını yoksullar, akrabalar ve gelen misafirler için ayırırlar. Mutfağımızda

başkaları için ayrılan bir alan vardır. Çocuklar cebimizde ve gönlümüzde ne

varsa bunlarda başkalarının da haklarının olduğunu ailede öğrenirler.

Son yıllarda Batıda da yardımlaşma davranışının çocuklar

üzerindeki pozitif etkisi dikkate alınarak, okullarda bu konuyla ilgili

çalışmalar yapılıyor.

Elbette insan elektronik bir araç, cansız bir nesne,

edilgen bir varlık değil. İnsan, merhamet eden, paylaşan seven sevilen ve

yeryüzünde beşeriyetten insanlığa tekâmül edebilen tek varlık. Onu diğer

canlılardan ayıran özelliklerden biri ise paylaşım ve yardımlaşmadır. Bu sadece

insana has bir duygudur.

Birin yükünü taşımak, düşenin elinden tutmak ve

ihtiyaçlının ihtiyacını gidermek erdemdendir. Müslümanlar bunu yaparken sadece

Allah ın rızasını gözetir ve bir beklenti içinde olmazlar.

İyi şeyler insanı ruhsal olarak besleyerek iyilik hali

uyandırıyor. Çevrenizde yardım çalışmaları ile gerçek manada alakadar olan

insanların kendilerini daha iyi hissettiklerini ve ortamda pozitif bir etkiye

sahip olduklarına şahit olursunuz. Zira yapılan yardım çalışmaları bu

insanlarda huzur ve mutluluk olarak geri dönmektedir.

Yaşadığımız çağa kaygı çağı diyorlar. Kaygı kişinin

gelecekle ilgili yaşadığı belirsizlik ve korkulardan beslenir. Kaygı zamanla

katmerleşir ve panik atak, kronik evham ve benzer sorunlara sebebiyet verir.

İnsanların ihtiyaçları ile meşgul olan kimseler ruhsal

bakımdan güçleniyor ve kaygı gibi sorunlara daha az yakalanıyorlar. Bu insanlar

bencilliğin getirdiği dehlizlerden geçerek kendilerini kolaylıkla

koruyabiliyorlar.