Dünya IŞİD meselesiyle birlikte imtihanın iki ucunda

yaşıyor. Kafa ve kol kesme ve budama üzerinden kimileri İslam dan nefret ediyor

ve küfür kampına kayıyor. Müstehcenliğin otobüslere kadar indiğini

görmeyenlerin dokuz yaşındaki kızlara okullarda başörtüsü serbestisi

getirilmesini görmesi ve buna isyan ve öfke duyması gibi. Onlara göre,

örtünmenin sınırı var ama açılmanın sınırı yok. Ne diyelim karakterlerini

ortaya koyuyorlar. Gerçekten de dünya ağır bir imtihan devresinden geçiyor.

IŞİD mezalimini görenler ama dünyanın zulmünü görmeyenler İslam dan kaçıyorlar.

Ya da madalyonun öteki yüzlerine kör olanlar IŞİD nedeniyle İslam dan nefret

ediyorlar. Bu onların imtihanı. Öte yandan IŞİD nedeniyle dünyanın İslam

dünyasına çullanmasını ve ondan önce de tek suçları sandıkla iktidara gelmeleri

olan Müslüman Kardeşlere yönelik küresel kampanyayı görenler de İslam a

koşuyorlar, demir atıyorlar. Sonuç itibarıyla afakta enfüs dairenizdekini

görüyorsunuz. Gönlünüzü olaylara yansıtıyorsunuz. Olaylar ise sadece birer ayna.

İslam a karşı küresel seferberlik bazılarını İslam sahiline taşıyor. Mısırlı

iki Kıpti kız kardeş örneğinde olduğu gibi. Müslümanlara yapılan zulümleri

belli ki Roma nın Hıristiyanlara; sahradaki Mısırlı keşişlere yaptığına

benzetiyorlar. Benzerleri Roma döneminde Peri Bacaları bölgesinde de

yapılmıştı. Kur an bunlardan birisinin hikâyesini Yasin Suresinde Antakya

ekseninde Habib en Neccar olayında anlatıyor.

*

Tarih geriye sarıyor, küresel kıskaçtaki bugünkü

Müslümanlar İslam ın ve Hıristiyanlığın ilk dönemlerindeki gibi derin bir

takibata uğruyorlar. Bu refleksin ileriye sarmasıyla birlikte vicdanları

intibaha gelen iki Kıpti kız kardeş varlıklarını İslam a armağan ediyorlar.

Miyram Rızk ve Şerot Rızk kız kardeşler İslam a yönelik takibat ve mensuplarına

yönelik zulme dayanamayarak bu vicdansızlık ve körlük karşısında insanlığın ve

tarihin doğru tarafını seçiyorlar ve Müslüman oluyorlar.

Yine bu meyanda Amerikalı araştırmacı Jennifer Williams

twitter hesabından teröristlerin el kitabı gibi takdim edilen Kur an da

terörün izini sürdüğünü lakin bulamadığını aksine İslam ile şerefyap olduğunu

ifade ediyor. Orijinal cümlesi şöyle: Sorry I read the Quran to learn about

terrorist beliefs but ended up coverting to Islam

(http://www.islammemo.cc/akhbar/American/ 2014/09/30/210366.html ). Mevlana nın

dediği gibi, Nil suyu (Kur an veya Mesnevi) Museviye tatlı su görünürken

Kıptiye ise kan çanağı görünür.

*

Bugünlerde birileri Mecelle de arzularını söyletme ve

İslam aleyhinde duygularını tasdik ettirme makta ve kesitleri bulurken

Amerikalı araştırmacı Jennifer Williams ın tersine yerli oryantalistler

arasında Kur an da terörün ipuçlarını bulanlar da var! Bunlardan birisi de

maalesef Cumhuriyet Yazarı Ergin Yıldızoğlu. AKP nin IŞİD Politikası

Korkutuyor başlıklı yazısında sapla samanı birbirine karıştırmış. Mecelle ile

9 yaş serbestisini karıştıran Rahmi Turan gibi atmış tutmuş. IŞİD üzerinden

nasıl da içindekileri kusuyor. İslam a yönelik küresel zulmü görmek istemiyor.

İşte onun görmek istediği boyut: Bir katalizör rolü oynayan, İslam dinini ,

bunların İslamla alakası yok , diyerek düşünme sürecinin dışında bırakmaya

çalışıyorlar. O zaman da şu soru cevapsız kalıyor. IŞİD in İslamla ilgisi yok

derken hangi İslamı, ne anlamda kastediyoruz Tek bir İslam yok ki. Şii-Sünni

ayrımının dışında başka mezhepler de var; bunların hepsi İslam. İkincisi, IŞİD

söylemini ve eylemini kutsal kitaba dayandırmaya büyük özen gösteriyor. En

aşırısını kafa kesme eylemini örnek vermekle yetineceğim. Kutsal kitabın 47.4

suresine bakınca, (Mawdudi nin Tafhim al Kuran ın kısaltılmış versiyonunda

sf.1038; Mohammed Marmaduke Piksthall ın Glorious Quran tefsirinde sf. 361)

inanmayanların boyunlarının vurulmasından, ailelerinin fidye alana kadar tutsak

edilmelerinden söz edildiği görülüyor. Kısacası IŞİD in söyleminin, pratiğinin

İslam ın içinde bir yeri var. Onu bu yerden söküp atmak da, eğer samimiyseler

İslamla alakası yok diyen Müslümanlara düşüyor Kafasına göre Müslümanlar

Kur an ı ayıklayarak insani hale getirmeliymiş!

Kendisi maşallah hem IŞİD hem de İslam fakihi olmuş!

Bunlar IŞİD üzerinden İslam aleyhinde delil üretmeye çalışan zümreyi temsil

ediyorlar. Kıpti kız kardeşler gibi olaya başka bir boyutundan ve küresel zulüm

zaviyesinden bakabilirdi. Ama adamın kalbinde İslam a husumet var ve IŞİD

üzerinden gönlünü serinletmek istiyor.

Meseleye gerçek zemininden bakacak olursak; zalimler

karşısında birleşmeyen dünya neden mazlumlar karşısında birleşti Mısır da

idamla yargılananların günahları neydi Buradan bir çağrı yapmanın tam zamanı:

Dünyanın zalimleri, İslam karşısında birleştiği gibi mazlumları da İslam

etrafında birleşmeli ve kenetlenmeli! Dünyanın makus talihi ancak böyle

yenilebilir. Bir şerden bir hayır çıkabilir ve 11 Eylül deki gibi ters etkiyle

birlikte insanlar Kur an ı araştırmaya meylediyor. İnşaallah kalıcı bir mecra

olur.