Ülkemizde yaşanan ekonomik problemlerin derinleşmesi ile birlikte en fazla gündeme gelen/gelmesi gereken konulardan bir tanesi vergi ve vergi sistemidir. Vergi, devletin ekonomik olarak hangi zihniyetle yönetildiğini gösteren temel bir gösterge niteliğindedir. Devleti yöneten zihniyetin üretimden mi ranttan mı taraf olduğu, geniş halk kesimlerinin mi para ve güç sahiplerinin mi yanında olduğunu görmek için uygulanan vergi sistemine bakmak yeterlidir. Türkiye’de vergi sistemi ve vergi uygulamaları maalesef rantiyeden, para sahipleri ve güçlülerden yanadır. Vergi sistemi değişmeden, daha adil, üretimi istihdamı teşvik eden bir vergi sistemi tesis edilmeden Türkiye ekonomik olarak potansiyelinin gereği olan noktaya asla ulaşamayacaktır.

Sağlıklı bir vergi sisteminin üretim, yatırım ve istihdamı teşvik edici olması gerekir. Oysa ülkemizdeki vergi sistemi parası olan insanları adeta üretim ve istihdam oluşturacak yatırım yapmak yerine paradan para kazanmaya teşvik eder niteliktedir. Örnek olarak; sermaye sahibi olan bir insanın parasını 6 aya kadar vadeli bir hesaba yatırarak elde ettiği faiz geliri için ödemesi gereken vergi oranı %15’tir. 1 yıl ve daha fazla süreli hesaplardan elde edilen faiz geliri için ödenmesi gereken vergi oranı ise %12 seviyesindedir. Diğer yandan bir şirket kurarak üretim yapmak ve istihdam oluşturmak için yatırım yapmış bir girişimcinin 2022 yılında ödemesi gereken kurumlar vergisi oranı %23 olarak belirlenmiştir. Rakamlardan da görüldüğü üzere sermaye sahibi insanlar adeta yatırım yapmak yerine faiz kazancı ile toplumu sömürmeye teşvik edilmektedir. Bu anlayış değişmeden, paradan para kazanarak elde edilen kazançtan çok daha yüksek oranda vergi alınmadan sermayenin tam anlamı ile yatırıma, istihdama yönelmesi mümkün değildir.

Vergi sistemi ile ilgili bir başka mesele ağır vergi yükü altında kalan toplum kesimleri ile ilgilidir. Ne yazık ki mevcut sistemde en ağır vergi yükü altında kalan kesim toplumun alt ve orta gelir seviyesine sahip dilimi olan ücretli kesim olmuştur. Gelirden alınan vergiler peşin, tevkifat yoluyla ücretten kesilerek alınmaktadır. Toplumun üst gelir grubu ise kazancından her harcamayı gider olarak düşmekte ve vergi matrahını gider ve harcamaları ile düşürerek nispeten daha düşük tutarlarda vergi ödemektedir. 2021 yılı bütçe gerçekleşmeleri incelendiğinde vergi gelirleri içerisinde dolaylı vergilerden sonra en yüksek payın 219,6 milyar TL ile gelir vergisi olduğu görülmektedir. Tahsil edilen kurumlar vergisi miktarı ise 177,9 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Üstelik bu rakam ücretli kesimin 2021 yılında toplam ekonomiden aldığı payın %25,4 ile son 30 yılın en düşük seviyesine gerilediği dönemde gerçekleşmiştir. Dahası ücretli kesim toplam vergi gelirlerinin %66’sından fazlasına denk gelen dolaylı vergi yükünü de kendilerinden çok daha yüksek gelir seviyesine sahip toplum kesimleri ile aynı oranda yüklenmektedir. Bu tablo açıkça zulümdür ve toplumsal refah açısından kabul edilemez bir durumdur. Mevcut durum göz önüne alındığında, toplumun üst gelir grubunda bulunan kesimlerin lüks harcamalarından daha yüksek düzeyde vergi alınarak alt ve orta gelir grubundaki kesimlerin vergi yükünün azaltılması yoluyla verginin tavana doğru yayılmasının bir gereklilik olduğu görülecektir.

Yukarıda iki örnekle açıklamaya çalıştığımız üzere mevcut vergi sistemi adaletsiz, paradan para kazanmayı teşvik eden, üretim yönelimli olmayan hem devletin hem de milletin kaybetmesine neden olan yanlış bir sistemdir. Bu sistem değişmeden ülkenin ekonomik olarak kalkınması, halkın refahının artması mümkün değildir. Bizim idealize ettiğimiz vergi sistemi adil ekonomik düzende öngörülen devletin sağladığı hizmetlerin karşılığı olarak ortaklık payı şeklinde tek vergi aldığı, kayıt dışı ekonominin olmadığı, üretim ve refah odaklı bir vergi sistemidir. Ancak adil düzene geçiş yapılıncaya kadar farklı siyasi görüşlerden iktidarların ülkenin kalkınması için öncelikli olarak mevcut vergi sisteminde ideal olana mümkün olduğunca yaklaştıracak düzenlemeleri yapması ekonomi ile ilgili atılması gereken öncelikli adımların başında gelmektedir.