On yıla yakındır annelerle çalışıyorum. Çalışmalarım

esnasında, hanımlardan sık sık işittiğim yakınmalardan biri çok şey yapmak

istiyoruz fakat vakit yok, evle meşgul olurken akşam oluyor. O yüzden

hedeflerimize koşamıyoruz ifadesidir. Annelerin sürekli şekilde

vakitsizlikten şikâyet etmeleri bana şu hikayeyi hatırlattı: Zamanı

değerlendirme konusunda eğitim veren bir kişi öğrencilerini bir sınava tabi

tutar. Eğitimci masanın üzerine büyükçe bir kavanoz koyar ve sonra elindeki

torbadan irice çakıl parçalarını çıkarır ve kavanozun içine yerleştirir.

Kavanozu eliyle sallar ve sorar. Sizce kavanoz doldu mu Öğrenciler hiç

tereddüt etmeden evet derler. Eğitimci hemen yanındaki küçük taş parçalarını

çıkarır ve kanonuza yerleştirir. Kavanozu yukarı doğru kaldırıp sallayarak

küçük taş parçalarının istiflenmesini sağlar. Sonra tekrar sorar: Elimdeki

kavanoz şimdi doldu mu Öğrenciler evet deyince eğitimci kum tanelerini kalan

boşluğa doğru döker. Öğrenciler olayı şaşkınlıkla izlemekte ve eğitimcinin

vereceği mesajı beklemektedirler. Eğitimci kavanozu alır ve tekrar sorar sizce

artık doldu mu Öğrenciler tereddütlü bir vaziyette bakarlar, eğitimci bir

sürahi suyu kavanozun içine boşaltır. Sonra öğrencilere siz bu deneyden nasıl

bir ders çıkardınız Diye sorar ve şu açıklamayı yapar: Gün içinde ne kadar

meşgul olursanız olun, yeni hedeflerinizi gerçekleştirebileceğiniz vakte

sahipsiniz. Fakat bunun için, önce büyük taşları yerleştirmeniz gerekir, yani

sizin için birinci derecede önem arz eden hedeflerinizi ilk sıraya koymalı ve

programı buna uygun şekilde düzenlemelisiniz. Vakitsizlikten şikâyet eden

annelerimiz bu hikâyeyi okumalı ve işlerini önem sırasına göre yeniden

düzenlemelidirler. Günlere, alış veriş merkezlerine, tatillere, günü birlik

gezmelere, dizilere ayırdıkları vakitleri kurtarıp, hedeflerine yatırım

yapmalıdırlar. Hayatla ölüm arasında geçen süre hedeflerimiz için kâfidir.

Fakat bunun için ekmek israfı konusunda gösterdiğimiz hassasiyeti vakit israfı

konusunda da göstermeliyiz. Aksi takdirde kaybedilen her vakit, hayatımızdan

akıp giden bir kayıptır. Bunu tekrar telafi etme imkânımız yoktur.