Hulasa
Hadisin isnadı konusunda bir itiraz en azından benim
bildiğim kadarıyla yok. Fakat hadisin metin kriteri açısından sıkıntılı
olduğunu bizzat Hz. Ayşe nin ve İbni Abbas ın sözleriyle teyit etmiş olduk.
Ardından fukahanın bu hadisle amel etmemesi de hadisin metin kriteri açısından
tenkit edildiğini gösterdiği gibi, fıkhında hadisleri öne çıkaran Ahmed b.
Hanbel in tereddütleri durumu göstermektedir.
Kaldı ki Hz. Ayşe den rivayet edilen diğer hadislerde
onun Peygamberin namaz kılarken önünden geçtiği ve İbni Abbas ın rivayetleri
hadisi sıkıntılı duruma sokmaktadır.
Ben de selef âlimlerine uyarak buraya kadar yorum
yapıyor, ardından tevekküf ediyorum.
Yanlış Tercümeler
Hadisi genelde tüm tercümelerde namazın bozulması olarak
çevirmişlerdir. Halbuki burada يقطع الصلاة ifadesi geçiyor. Yani bu kelime
bozmak anlamında değil de namazı kesmek anlamına geliyor. Bence namazın önünde
geçen bu kişiler namazı bozma yerine namazdaki kişinin dikkatini dağıtıyor diye
böylece kişinin namazı yani huşusu kesintiye uğramış oluyor. Demek ki o
dönemdeki bedevilerin dikkatini bu tür şeyler dağıtıyordu. Günümüzde dikkat
dağıtan başka unsurlar da var. O halde kıyas yaparsak namazda dikkatimizi
dağıtan her unsur namazımızı kesintiye uğratmaktadır. Mümkün oldukça bu tür dikkat
dağıtıcı unsurlardan uzaklaşmalıyız.
Netice Olarak
Hadisin isnadı ile ilgili benim bildiğim kadarıyla
kimsenin ciddi bir eleştirisi yok. Fakat hadisin metni konusunda Hz. Ayşe başta
olmak üzere bir eleştiri olmuş, Ahmed b. Hanbel bile (hadise yapışma konusunda
en hassa imam olduğundan) tereddütle karşılamıştır.
Hadisin getirdiği fıkhi hüküm konusunda, yani namaz
kılarken kimler kılanın önünden geçerse bozulur konusundaki fıkhi hükümleri
yukarda zikrettik. Bu konuda âlimler genellikle bu hadise göre hüküm
vermemişlerdir. Bu da hadisin metin tenkidi konusunda bir zaafına işaret eder.
Fakat bütün bunlara rağmen, yani metin tenkiti konusunda
da sorun olmazsa da hadisle ilgili günümüzde (Hz. Ayşe zamanında da) en büyük
eleştiri kadının eşek ve köpekle birlikte zikredilmesidir. Yani burada kadının
eşek ve köpek seviyesinde getirdiği ile ilgili bir algı oluşmaktadır.
Dikkat edilirse Hz. Ayşe nin eleştirisi de bu nokta
üzerinde yoğunlaşmıştır. Yani muhataplarına kadını aşağılayan böyle bir
ifadeden dolayı eleştirmiş ve bizzat kendisinin Resulullah (sav) yaşadıklarını
örnek göstererek hadisin metin olarak yanlış olduğunu ortaya koymaya
çalışmıştır. Hadis te yine biz kadınlar ifadesini kullanan Hz. Ayşe,
kadınlara yönelik hadis üzerinden yapılan küçültme ve aşağılama rivayetlerinin
tümüne yönelik bir eleştirisi gözükmektedir.
Haşiye İbni Hacerin Fethul Barideki Yorumu
(Başkası Tarafından Yapılan Bir Fiil, Namaz Kılanın
Namazını Bozmaz Görüşünde Olanlar): Bu hadisle amel edip etmeme konusunda
âlimler farklı yorumlar yapmışlardır. Tahâvî ve daha başka âlimlere göre, Ebu
Zerr den nakledilen hadis ile buna benzer diğer rivayetler, Hz. Âişe hadisi vb.
ile nesh edilmiştir. Ancak, neshin iki olayın zamanının bilinmesi ve iki olayı
uzlaştırmanın mümkün olmaması durumunda gerçekleştiği söylenerek bu görüşe
itiraz edilmiştir. Zaman bakımından meseleye baktığımız zaman, olayların
tarihinin saptanması imkânsızdır. İki olayı uzlaştırmak ise mümkündür. İmam
Şafiî ve diğer âlimler, Ebu Zerr hadisinde geçen namazı kat etme ifadesini,
namazı bozmak olarak değil de, namazdaki huşûu azaltmak olarak tevil etmiştir.
Nitekim bu rivayetin râvîsinin köpeğin siyah ile takyid edilmesini sorması ve
ona siyah köpeğin şeytan olduğu şeklinden cevap verilmesi de bunu destekler.
Malum olduğu üzere, şeytanın namaz kılanın önünden geçmesi, namazı bozmaz.
Nitekim bu konuda Sahih-i Buhârî de Namaz için kamet getirildiği zaman şeytan
döner gider, kamet bitince kişi ile nefsi arasına girer. hadisi gelecektir.
Namazda Bir Şey Yapmak başlığı altında ise, Şeytan karşıma çıktı ve bana
saldırdı hadisi nakledilecektir. Nesâî ise Hz. Aişe den Allah Resûîü nün şöyle
dediğini nakletmiştîr: Onu yakaladım, yere yatırıp boğdum. Bu hadiste
şeytanın Hz. Peygamberin namazını bozmak için geldiği söylenemez. Bize göre
İmam Müslim in rivayeti, namazın neden bozulduğunu açıklamaktadır. Buna göre
şeytan, bir ateş parçasını getirip Allah Resûîü nün yüzüne vurmak istemiştir.
Sadece namaz kılanın önünden geçmek ile onun namazı bozulmaz.
Bazılarına göre Ebu Zerr hadisi tercih edilir. Çünkü Hz.
Âişe hadisi ibaha bildirmektedir.
Bu yorumlar, iki hadisin birbirine zıt olduğu esasına
dayanır. Oysa iki rivayeti uzlaştırmak mümkündür. Kısaca bu rivayetler arasında
herhangi bir çelişki yoktur.
Ahmed İbn Hanbel şöyle demiştir: Namaz kılanın önünden
siyah köpeğin geçmesi, namazı bozar. Merkebin veya kadının geçmesi ise
tartışmalıdır. İbn Dakîku l- îyd onun bu sözünü şu şekilde izah etmiştir:
Ahmed İbn Hanbel siyah köpeğin namazı bozduğunu gösteren hadislere aykırı bir
hadis bulamamıştır. Ancak Mina da merkebinin üzerinde namaz kılanların önünden
geçen İbn Abbâs tan nakledilen hadis, merkebin namazı bozacağına dair hadisle
çelişir. Aynı şekilde bu konuda zikredilen Hz. Aişe hadisi de kadının namaz
kılanın önünden geçmesinin namazı bozacağı hükmü ile çelişir.
(Ona karşı oturup, Allah Resûlü nü rahatsız etmek
istemezdim): Hadisin bu kısmı, oturan kadının, uyuyan kadından daha fazla namaz
kılanın huşûunu bozduğuna delil olarak getirilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki,
namaz kılanın zihninin dağılması, karşısındakinin hareket edip etmemesine
bağlıdır. Buna göre, namaz kılanın önünden geçmek, daha çok namaz kılanın
zihnini dağıtır. Hz. Aişe (bir rivayette) şöyle demiştir: Ayağa kalkıp Hz.
Peygamber in önünden geçmekten hoşlanmazdım. Bu yüzden sessizce kayarak
yataktan ayrılırdım. Anlaşılan o ki, Hz. Âişe, sadece önünden geçme anında
değil, her ne surette olursa olsun, kadının namazı bozmayacağı görüşündedir.
Yine de bazıları, buna rağmen bu hadisin delil olarak
kullanılmasına birkaç yönden itiraz etmiştir:
a) Kadının namazı bozması, namaz kılanın zihnini
dağıtmasına yol açacak durumların meydana gelmesinden dolayıdır. Hz. Âişe, o
dönemde evlerde lamba olmadığını ifade etmiştir. Böylece illetin ortadan
kalkmasıyla birlikte ma lûl da ortadan kalkar. Bir başka ifade ile namaz
kılanın zihnini dağıtacak durum söz konusu olmayınca, bu durumla ilgili olarak
verilmiş hüküm de söz konusu olmaz.
b) Ebu Zerr hadisinde kadın, mutlak olarak
zikredilmiştir. Hz. Âişe hadisinde ise zevce vasfı ile mukayyed olarak
geçmektedir. Bu durumda mutlak mukayyede hamledilir ve şöyle denir: Namaz
kılanın önünden kadının geçmesinin namazı bozması, fitneye düşme endişesi
yüzünden yabancı kadınlarla takyit edilmiştir. Eğer namaz kılanın önünden geçen
eşi olursa, bu durum namazı bozmaz. Çünkü eşi, zaten kendisinindir.
c) Hz. Aişe hadisinde anlatılan olay, bir takım
ihtimallere açıktır. Ebu Zerr hadisinde ise, başka bir ihtimal düşünülemez.
Çünkü bu hadis, genel teşrî sadedinde, yani herkese hitap eden dînî bir hüküm
açıklanırken söylenmiştir. Nitekim İbn Battal bu durumu şu şekilde izah
etmiştir: Hz. Peygamberin. Hz. Aişe ye doğru namaz kılması ona özgü bir
durumdur. Çünkü hiç kimse onun gibi nefsine hakim olamaz. Hanbelî âlimlerinden
biri şöyle der: Ebu Zerr hadisi ile onunla aynı manayı ifade eden sahih
hadisler, sarih olmayan veya sarih olup da sahih olmayan bir takım rivayetlerle
çelişmektedir. Bu durumda, sarih olan Ebu Zerr hadisi ile amel etmekten
vazgeçilemez. Yani çeşitli ihtimallere açık olan Hz. Aişe hadisi ve onu
destekleyen diğer hadislerle amel edilmez. Namaz kılanın önünden geçen ile
kıble ve onun arasında uyuyan kimse arasındaki fark şudur: Namaz kılanın
önünden geçmek haramdır. Uyuyarak ya da başka şekilde onun önünde durmak ise
haram değildir. Buna göre, kadının namaz kılanın önünden geçmesi namazı
bozarken, önünde hareketsiz durması ise namazı bozmaz.