Ülke ekonomisinin geleceği hakkında kuşkusuz iyimser olmak için can atıyoruz.
“Yarın ne olacağız” endişesiyle yaşamak hoş bir şey değil.
Ama ülke ekonomisinin geleceği ile ilgili verilerin hiçbiri iç açıcı değil!
Ülke ekonomisinekuşbakışı bir bakış bile durumun oldukça kaygı verici olduğunu göz önüne seriyor.
Tarım sektöründe zirai don olayının beraberinde getirdiği olumsuzluklar iç karartıyor.
Hayvancılık sektörü zaten izlenen hatalı politikalar nedeniyle belini doğrultabilmiş değil.
Tarım ve hayvancılık sektörü insanı ister istemez karamsarlığa doğru yöneltiyor.
Sanayi sektörünün durumu da çok farklı değil!
Gözlerimizi sanayi sektörüne çevirdiğimizde satılık fabrika sayısındaki artış hemen dikkat çekiyor.
Geçmiş yıllarda şahit olmadığımız miktarda fabrikanın satışa çıkarıldığını görüyoruz.
İkinci el fabrika ilanları sayısında büyük bir artış var.
Fabrikalar tıkır tıkır çalışıyor olsa, yani insanlar kurdukları fabrikalar ile güzel para kazanıyor olsalar fabrikalarını niye satışa çıkarsınlar değil mi?
Demek ki sanayi sektöründe de işler yolunda gitmiyor.
Ve insanlar gelir getirecek bir yer sahibi olmak yerine sırtlarına yük haline gelen fabrikaları satarak rahatlamak istiyorlar.
Evet, ülke ekonomisi öyle bir hale geldi ki, yatırım yapmak büyük bir risk almak haline geldi.
Ve insanlara risk alma yerine faiz alıp yan gelip yatmak cazip gösterilmeye başlandı.
Tarıma ve sanayiye yönlendirilecek sermayeler bankalara yönlendirilmeye başlandı.
Henüz satışa çıkarılmamış pek çok sanayi kuruluşu gelirinin büyük kısmını faizden sağlamaya başlamış oldu.
Bu şartlar altında ülke ekonomisinin geleceği hakkında nasıl iyimser olunabilir?
Elbette karamsarlık ağır basıyor.
Ve gelecek için ümitvar olmak adeta imkânsızlaşıyor.
Ekonominin tüm sektörlerinde böyle olumsuzluklar yaşanırken enflasyonun düşmesi ve işlerin yoluna girmesi elbette ham bir hayal halini alıyor.
Satılık fabrika sayısındaki artış, üzerinde önemle durulması gereken bir konu olmuyor mu?