Bir süredir haklarında soruşturma açılacağı söylenen ana muhalefet partisi CHP’ye mensup belediye başkanlarının partilerinden ayrılarak AKP saflarına katıldıklarına tanık oluyoruz.

İktidar partisi AKP sözcüleri, yaptıkları açıklamalarda “yeni katılımlar” olabileceğini söylüyorlar.

Doğrudur, ana muhalefet partisi CHP’ye mensup belediye başkanları arasından AKP’ye katılacak daha pek çok isim olabilir.

Biz bu iddianın doğru olup olmadığından çok söz konusu katılımlar ile AKP’nin güçlenip güçlenmediğini merak ediyoruz.

Evet, kimi isimler ana muhalefet partisi CHP’yi terk ederek iktidar partisi AKP saflarında yer alıyorlar ama bu katılımlar ile AKP’nin güçlendiğini söyleyebilmek kolay değil.

Zira katılan isimlerin geçmişte AKP hakkında söyledikleri oldukça ağır sözler var.

Bu sözler henüz hafızalardan silinmiş değil!

Aynı şekilde bugün AKP saflarında yer alan isimler hakkında iktidar partisi sözcülerinin kullanmış oldukları çok ağır ifadeler var.

Bu ifadeler de henüz hafızalardan silinmiş değil.

Siyasetin tavanında böyle suçlamalar “siyaset icabı” söylenmiş ve üzerinde fazlaca durulmaması gereken beyanlar olarak görülebilir.

Ancak siyasetin tabanında aynı hoşgörüye rastlamak pek mümkün olmuyor.

Özellikle saf değiştiren isimleri seçenler yani seçmenler böyle parti değişimini kendi tercihlerine yapılmış bir ihanet olarak görüyorlar.

“Ben bugün saf değiştiren isimden çok aday olduğu parti için oyumu vermiştim” diyerek saf değiştirenlerle arasına mesafe koyuyorlar.

Sırf bu nedenle her saf değiştirme olayında siyasi ahlak yasasına duyulan ihtiyaç dile getiriliyor.

Ve seçilen isimlerin kafalarına göre parti değiştirmelerinin önüne geçilmesinin gerektiği vurgulanıyor.

Saf değiştiren isimler bir de şaibeli olunca söz konusu isimlerin katıldıkları partiye güç katıp katmadıkları iyiden iyiye tartışma konusu haline geliyor.

Terk edilen partilerin güç kaybettiği doğru ama bu isimlerin katıldıkları partilerin güçlendiğini söylemek de mümkün değil.

Bu nedenle katılımların AKP’ye güç kattığını düşünmüyoruz.