BIÇAK kemiğe dayandı; dünyada zulüm ve vahşet zirve yaptı. 7 Ekim 2023’ten beri Gazze savaşında 55 bin masum şehit edildi. Son haftalarda ölenlerin sayısı günlük olarak 50-100’lerle ifade ediliyor. Gazzeli çocuklardan, “Açlıktan ölüyoruz” nidaları yükseliyor. Filistin İnsan Hakları Merkezi, Gazze’de açlık ve yetersiz beslenme sebebiyle, 65 bini aşan çocuğun “ölüm tehdidi” altında olduğunu açıkladı.

İslâm dünyasının dağınıklığını fırsat bilen Trump, İslâm ülkeleri liderlerine baskı ve tehditle savunma harcaması ve yatırıma zorluyor. ABD Başkanı, 13-16 Mayıs’ta Suudî Arabistan’a, Katar’a,  BAE’ye yaptığı Ortadoğu ziyaretinden 3 trilyon doları aşan hasılatla döndü. Sonucun tarihin en büyük savunma harcaması olduğu konuşuldu. Bu paraların, Filistinli kardeşlerimizin üzerine yağan bombalara dönüşeceğinden şüphe yok.

Trump’ın, Gazze’de tek kişi kalmayıncaya dek işgalci İsrail’e destek vereceği söz ve uygulamalarına yansıdı. Eskiden bir ülkeyi imha etme planları stratejik ve gizli yürütülürdü. Trump her şeyi göstere göstere yapmaktadır.

2018’de, İGMG Almanya’dan 300; Almanya dışından 200 kişinin çağrıldığı 500 kişiyle “Arakan Konferansı” gerçekleştirdi. Yer, Köln’deki Dom Kilisesi’nin tam karşısındaki oteldi. Bu fakir de davet edilmişti. Yemekte İGMG Amerika Temsilcisi’yle karşılıklı oturuyorduk. Trump’ın ilk dönemi yıllarıydı. Temsilciye dedim ki: “İşiniz zor! ABD’de tutarsız bir başkan var.” “Biz memnunuz!” diyerek sebebini açıkladı: “Trump yapacağını açıkça yapıyor; tedbirimizi alıyoruz. Diğerleri sinsice yapıyorlardı.”

KALK VE DAVRAN

EY dünya ülkelerinin yöneticileri! Yerleri ve gökleri titreten büyüklükteki zulümler sizin karar mercii olduğu, iktidarınızın sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Ellerinizdeki yetkiyi, kurtların saldırdığı koyunlar durumundaki mazlumlar için kullanmayacak mısınız? İşgal edilen topraklarını savunmaktan başka bir şey yapmayan Filistinlilere destek vermeyecek misiniz?

Ey dünyanın bütün insanları! Vahşet boyutuna ulaşmış bütün bu zulümler biz yaşarken oluyor. Makam, zenginlik, itibar ve güç sahibi olan halklar! İnsanlığı tehdit eden bu olaylara seyirci mi kalacaksınız? İşgal ve soykırımın karşısında olduğunuzu göstermeyecek misiniz?

Ey dünyevîleşme konforundan vazgeçmeyenler! Hele sizler! Hele sizler! İktidar ve çıkarınız için yapmayacağınız iş, yemeyeceğiniz herze yok. Dünyada “kalıcı” olduğunuzu mu sanıyorsunuz? Sahip olduğunuz makamları Allah yolunda kullanmıyor; kitlelerin zulme uğramasını umursamıyorsunuz! Ne zaman “âdil yönetici” olarak, hiçbir gölgenin bulunmadığı mahşer gününde, Allah’ın sizi arşın gölgesinde gölgelendirmesine talip olacaksınız?

Ey “ıslah edicilik” görevini unutarak, uyuyan dev durumuna gelmiş olan İslâm âlemi! İki milyarlık manevi ve maddi potansiyelinize rağmen, Allah’ın size lâyık gördüğü “yeryüzünün halifeliği” görevini unuttunuz! Necip Fazıl’ın, “Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna!” sorusunun cevabı olarak ne zaman, Allah’ın son hak dini İslâm için hak davanın akınlarına koşacaksınız? Hayır! Hayır! Müslüman olma şerefini taşıyan sizler, onurunuz çiğnenirken böylesine büyük zillete daha fazla katlanamazsınız!

ŞİMDİ GÖREV VAKTİ

RABBİMİZ, Resulü ve beraberindeki müminleri anlatırken, “Onlar, kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler” (Fetih, 29) buyurur. İslâm âlemi bugün böyle çetin bir sınavla karşı karşıyadır. Kâfirlerin karşısında “Müslüman’ca bir duruş” ortaya koyacağız. “İnanıyorsanız mutlaka en üstünsünüz!” (Âl-i İmran, 139) ayetindeki mesajı hiç unutmayacağız.

Trump’ın BAE ziyaretinde, BAE yönetimi, ABD Başkanı’nı karşılarken kızlara saçlarını sallattı. Bu çok, çok rencide edici bir soytarılıktı. Mümin, kâfir karşısında bu derece alçalamaz. Böylelerini “Müslümanların yöneticisi” diyemeyiz. Hem düşmanınıza çuvallar dolusu para vereceksiniz; hem de soytarılıkta zirve yapan manzaralar sergileyeceksiniz! Müslüman kimliği bu zilleti kaldıramaz.

Bugün, Erbakan Hoca’nın 42 yıllık siyasi hayatı boyunca, her fırsatta, “İllâki İslâm Birliği” ısrarındaki sebepleri daha iyi anlıyoruz. Birliğini oluşturamayan Müslümanlar, yalnızlaştıkları için düşmanlarının karşısında dört büklüm oluyorlar.

Ey Müslümanlar! “Hepiniz toptan Allah’ın kopmaz ipi olan İslâm’a sımsıkı sarılın” (Âl-i İmran, 103) buyruğunu ne zaman hatırlayacaksınız! Allah Resulünün (S.A.V.), “Müminler bir vücudun uzuvları gibidirler”; “Cemaatte rahmet vardır; ayrılıkta azap!” buyruklarını dikkate almayacak mısınız? Sömürgecilerin sinsi oyunlarını ne zaman fark edeceksiniz? İslâm Birliği’nin bir fanatizm değil; hayatın vazgeçilmez bir gereği olduğunu ne zaman öğreneceksiniz?

Ey konfor esirleri! Siz var ya siz! Nefsiniz ve elde ettiklerinize olan esaretinizden dolayı, mazlum ve mağdurları “zalimlerin esiri” durumuna getiriyorsunuz!