ABD Başkanı Trump’ın Çin gezisi birçok gerçeğin bir kez daha yakından görülmesine vesile oldu!
Özellikle de ABD Başkanı Trump tarafından yapılan konuşmalar bu konuda oldukça etkili oldu denilebilir.
ABD Başkanı Trump tarafından söylenmiş olan sözler açıkça dile getirilmese de gelişen ve güçlenen Çin karşısında içine düşülen ezikliği gözler önüne serdi.
Mesela ABD Başkanı Trump, Çin’e bir teklif sundu!
Bu teklifte “rakip değil ortak olalım” deniliyor.
Yani Çin’in göz korkutan ekonomik gücü karşısında adeta teslim bayrağı çekiliyor!
Böyle bir teklif Çin tarafından ABD’ye yapılmış olsa belki Amerika’nın süper güç olma iddiası devam ediyor denilebilir.
Ama teklif kendisini süper güç olarak gören ve herkesin de böyle görmesini bekleyen Amerika’dan geliyor.
Bir başka dikkat çeken gelişme ABD Başkanı Trump’ın uzlaşmacı(!) söylemlerine karşı Çin’in daha sert bir üslup kullanması oldu!
ABD’nin birlikte hareket etme teklifine karşı Çin’in Tayvan konusundaki ısrarcı tavrı dikkat çekti!
Çin’in Tayvan meselesinin savaş konusu olabileceği hatırlatmasında bulunması yabana atılacak bir mesele olmasa gerek.
Evet, ABD Başkanı Trump’ın Çin ziyareti çöküşe geçmiş olan ABD yaklaşımının yükselişe geçen Çin atılımını karşısındaki ezikliğini ayan beyan hale getirdi.
Dün Çin’i önemsemeyen ABD’nin bugün pek çok konuda onlardan medet umar hale gelmesi bile başlı başına ele alınması gereken bir konu başlığı olabilir.
ABD Başkanı Trump, bir yandan herkese meydan okumaya yani dünyanın patronu benim demeye çabalıyor.
Ama bir yandan da eline yüzüne bulaştırmış olduğu pek çok mesele hakkında Çin’den destek talebinde bulunuyor.
Hürmüz Boğazı meselesinde olduğu gibi!
ABD Başkanı Trump’ın sırf bu talebi bile İran’ın kimlerle iş birliği halinde olduğunu henüz fark edememiş olduğunu göstermiyor mu?
Umulur ki Çin realitesi ona dünyanın patronunun kendisi olmadığını göstermiştir.